Son Haberler
29.05.2012 Salı 09:01
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

MÜNEVVER KARABULUT CİNAYETİ DAVASINDA "SANIKLARA BASKI YAPILDIĞI" İDDİASI
16.07.2010 15:37
İSTANBUL (İHA)- Münevver Karabulut cinayeti davasında dinlenen Garipoğlu şirketlerinin avukatı Ahmet Ferdi Çardaklı, sanıkları cezaevinde ziyaret edip ifadelerini değiştirmeleri için baskı yaptığı iddialarını yalanladı. Davanın tutuksuz sanıklarından Ahmet Batur ise Çardaklı'nın cezaevinde kendisinden ifadesini değiştirmesini istediğini ancak bunu kabul etmediğini iddia etti.
Münevver Karabulut'un öldürülmesine ilişkin davaya 4. Ağır Ceza Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı Cem Garipoğlu'nun yanı sıra tutuksuz sanıklardan baba Nida Garipoğlu, anne Tülay Makbule Garipoğlu, amca Hayyam Garipoğlu ile Habib Kurt, Ahmet Batur ve Mehmet Karakayalı katıldı. Münevver'in annesi Nagehan Karabulut, babası Süreyya Karabulut ile ilk duruşmada Cem Garipoğlu'nun üzerine içinde sıvı bulunan şırıngayı fırlattığı için sonraki duruşmalara katılmayan Enver
Karabulut da duruşmayı izledi.
Duruşmanın başında söz alan Karabulut Ailesi'nin avukatı Rezan Epözdemir, mahkemenin tarafsızlığından şüphe duyduklarını ve duruşmanın sağlıklı yürümediğini savundu. Delillerin incelenmeden müebbetle yargılanan sanığın tahliye edildiğini ve Adalet Bakanlığı'na, mahkeme heyetiyle ilgili şikayette bulunduklarını aktaran Epözdemir, mahkemenin davadan el çekmesini istedi. Mahkeme heyeti ise talebi değerlendirmek üzere duruşmaya bir süre ara verdi. Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti
Adalet Bakanlığı'ndan kendilerine bu yönde bir bildiri gelmediği için talebi reddetti.
Duruşmada daha sonra tanıkların ifadelerine geçildi. Garipoğlu Şirketler Grubu'nda genel müdürlük yapan Hayrettin Akartuna, Nida Garipoğlu ile olay günü 18.00 sıralarında Avcılar'daki şirkette yaklaşık 45 dakika görüştüklerini ve anormal bir durum olmadığını söyledi.
Şirketin sigorta işlerini yapan Nejat Kızılkaya ise, "Olay günü bende bir arkadaşımı tanıştırmak için Nida Garipoğlu'ndan randevu talep ettim. Lüleburgaz'a fabrikaya gittiğini ve 18.00 sıralarında döneceğini söyledi. 18.30'da arkadaşımla birlikte Avcılar'daki şirkete gittik ve 20.30'a kadar görüştük" diye konuştu. Burgaz Rakı bayiliği yapan Hikmet Akyel ise olay günü şirketten en son 20.30 sıralarında kendisinin ayrıldığını söyledi.
Taksici Ahmet Nalbant da olay akşamı duraktan çağrıldığını ifade ederek, "Evin önünde yaklaşık 10 dakika bekledim, kimse çıkmayınca zili çalmak için kapıya gittim. Bu sırada Cem çıktı. Arabaya bindi çarşıya gideceğini söyledi. Bir restoranın önünde indi. Üzerinde herhangi bir eşya yoktu. Nalbur oraya 200-300 metre uzaklıktaydı" dedi.
Garipoğlu şirketlerinin avukatı Ahmet Ferdi Çardaklı da duruşmada tanık olarak dinlendi. Nida Garipoğlu, Habib Kurt ve Ahmet Batur'u cezaevinde ziyaret ettiğini belirten Çardaklı, "Hem geçmiş olsun dileklerimi ilettim, hem de 'yapabileceğim bir şey var mı' diye sordum. Ahmet Batur ile görüşmemde bana eşinin de ifadesinin alındığını, Hayyam Bey'i gördüğünü söylediğini, bunun kendi açısından olumlu veya olumsuz sonucu olup olmayacağını sordu. Bende kendisine doğruyu söylemesi gerektiğini, doğru
söylemiyorsa ilerde hem hukuken hem de vicdanen rahatsız olacağını söyledim" dedi.
Bunun üzerine Karabulut Ailesi'nin avukatı Rezan Epözdemir söz alarak Çardaklı'ya, "Seni cezaevine kim gönderdi?" diye sordu. Çardaklı da, "Kimse göndermedi. Tanıdığım için gittim" dedi. Çardaklı bir soruya da üzerine, "Adli Tıp'a gitmedim yerini daha bilmiyorum" diye karşılık verdi.
Önceki duruşmada tahliye olan Ahmet Batur ise duruşmada söz alarak, Ferdi Çardaklı'nın kendisini cezaevinde ziyaret ettiğini söyledi. Batur, "İfademi değiştirmemi istedi. 'Görmediğini söyle, bir siyah araba götürdü, içindekini görmedim de' dedi. Bende olmaz, ne gördüysem söylerim dedim. Vicdanım rahat, menfaat teklif etmedi" iddiasında bulundu.
İfadelerinin ardından taleplere geçildi. Avukat Epözdemir, Garipoğlu şirketlerinin avukatı Ahmet Ferdi Çardaklı hakkında Baro ve savcılığa suç ihbarında bulunulmasını istedi. Nida Garipoğlu'na ait kanlı gömlek ve içliği incelemek istediklerini kaydeden Epözdemir, Garipoğlu Holding ve Lüleburgaz'daki fabrikanın kamera kayıtlarının incelenmesini ve bunların villadaki kameranın kayıtlarıyla birlikte TÜBİTAK'ta incelenmesini, olayın gerçekleştiği villanın önünde kırık olduğu iddia edilen kamerayla ilgili de
bilirkişi incelemesi talep etti. Epözdemir, olay yerinde keşif yapılmasını ve olay yeri inceleme ekipleri tarafından çekilen görüntülerin mahkemede izlenerek iddialarını sıralamayı talep etti.
Anne Nagehan Karabulut da cinayet sonrası holding önünde eylem yaptıklarını ve orada kamera olduğunu gördüğünü ve eşi Süreyya Karabulut'un elindeki testereyi kameraya gösterdiğini söyledi. Karabulut, Tülay Makbule Garipoğlu'nun "suç delillerini yok etmek", Hayyam Garipoğlu'nun "yardım etmek" ve Nida Garipoğlu'nun suça iştirakten tutuklanmasını talep etti.
Duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, olay yeri inceleme CD'sinin 15 Eylül 2010 tarihinde mahkeme heyetince incelenmesine karar verdi. Karabulut Ailesi'nin avukatı tarafından yapılan vareste talebine ve tutuksuz sanıklardan bazılarının tutuklanması talebinin reddine karar veren mahkeme duruşmayı 24 Eylül tarihine erteledi.
Duruşmanın ardından Rezan Epözdemir, Karabulut Ailesi'yle birlikte açıklama yaptı. Müvekkillerinin mahkemeye güvenmediğini ve adil yargılama yapılmadığını ifade eden Epözdemir, "8 aydır mühürlü delillere ulaşamıyoruz. Demek ki davanın müebbet istenen sanıklarından baba, kan lekeli gömlek incelenmeden tahliye edilmiş. Yargılama sağlıklı yürümüyor. Biz mahkemenin davadan el çekmesini istedik. Çünkü Adalet Bakanlığı mahkeme heyeti hakkında soruşturma başlatmıştır. Bu mahkemenin vereceği karar tarafları
tatmin etmez. Ancak mahkeme talebimizi reddetti. Olay yeri inceleme CD'sinin izlenmesi eşliğinde iddialarımızı sunmayı talep etmiştik, kabulk edildi. Çünkü bu CD cinayetin tek başına işlenemeyeceğini açıkça gösteriyor. Bu dava da Türkiye'deki tüm kuruluşlar iflas etmiştir. Adli Tıp iflas etmiştir. İnanılmaz ihlallerle dolu bir dosya" dedi.
Süreyya Karabulut ise Türkiye'de adaletin bittiğini iddia ederek, "Adalet bana var Garipoğlu ailesine yok. Adaleti satın almışlar. Mahkeme salonu tiyatro salonu gibi. Benim evladım gitti, yüreğim kan ağlıyor. Bu ülkede kimse adalet beklemesin" şeklinde konuştu.
(ÖFA-ÇK-Y)


16.07.2010 15:37:34 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.