Son Haberler
29.05.2012 Salı 15:38
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

MÜSİAD, 2010 YILI EKONOMİ RAPORUNU AÇIKLADI
30.06.2010 12:57
GAZİANTEP (İHA) - 2010 yılı ekonomi raporunu açıklayan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gaziantep Şube Başkanı SadullahTayşi, "Ekonomik refahımızı artırmak, demokrasimizi geliştirmek ve ülkemizi daha da ileriye taşımak için toplumun bütün kesimlerini beraber çalışmaya davet ediyoruz. Zaman; ekonomide ve demokraside yükselme zamanıdır" dedi.
Tayşi, Grand Otel'de düzenlediği basın toplantısında, kriz döneminde yaptıkları değerlendirmelerin büyük oranda tuttuğunu belirtti. Tayşi, "Özellikle IMF ile ilgili öngörümüz, 'Türkiye'nin IMF'ye üye hiçbir ülkeden daha kötü konumda olmadığı ve bu yüzden IMF ile haksız koşullar içeren yeni bir stand-by anlaşmasının gerekmediğiydi. Bu konuda ne kadar haklı ve isabetli bir noktada olduğumuz, IMF ile anlaşma imzalamayan ülkemize uluslar arası kredi değerlendirme kuruluşlarının peş peşe not artırımlarıyla
artık tartışma götürmez bir şekilde ortaya çıkmıştır" dedi.
İkinci olarak Türkiye'nin dünyadan pozitif şekilde ayrıştığı görüşlerinin de kriz döneminde ispatlandığını kaydeden Tayşi, "Bilindiği üzere krizin başında ülkeler, ekonomilerin küçülmesini ve işsizlikteki artışı değil, ülkelerin mali açıdan iflas edip etmeyeceklerini konuşuyorlardı. Bu bağlamda, MÜSİAD, 'Türkiye'de bir finansal krizin çıkma ihtimalinin olmadığını' gerekçeleriyle ortaya koymuştu. Finans kuruluşlarının kaydettiği büyüme ve açıkladığı rekor karlara da bakarak, Türkiye'nin finansal kanaldan
krizi 'teğet geçtiği' söylemini fazlasıyla doğrulamıştır. Bugün geldiğimiz aşamada Türkiye'nin ilk defa krizlerin altında ezilmediğini, tersine küresel krizde pozitif yönde ayrıştığını görüyoruz" diye konuştu.
Tayşi, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"MÜSİAD, kriz ortamında şirketler için izlemeleri gereken bir yol haritası çıkarmış ve acil, orta ve uzun vadeli tedbirleri kamuoyuyla paylaşmıştır. Bankalara 'krizden sonra bu müşterilerin kapısını nasıl çalacaksınız' diyerek şirketlere sahip çıkmaları gerektiğine işaret ederken, firmalara da, 'krizden sonra nitelikli beşeri sermaye kritik bir paydaşınız olacak, asla yetişmiş elemanlarınızı ve bu arada müşterilerinizi kaybetmeyin, derhal işçi çıkartmak yerine mevcut imkanlarınızı çalışanlarınızla
paylaşın' çağrısını yapmıştı. İşsizliğin yüzde 14'leri bulduğu bir ortamda bugün toplumsal ve ekonomik tartışmaların merkezine oturan işsizlik konusunda ne kadar isabetli bir duruş benimsediğimiz şimdi açıkça anlaşılmaktadır. Prensipte işçi çıkartarak bir ekonominin tümü ayakta kalamaz, tam tersine toplam talebi baltalayarak binilen dal kesilmiş olur."

YAPILMASI GEREKENLER
Tayşi, rekabet baskısı altındaki yerli şirketlerin biraz olsun nefes alması için yakın komşular başta olmak üzere, geleceğin piyasaları olarak görülen Afro- Avrasya coğrafyası ve Latin Amerika'ya açılma çabalarının stratejik değerde olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerdeki açılımına ivme kazandıran bu konu, Hükümetin izlediği kapsamlı dış politika çerçevesidir. Şöyle ki; Türkiye'nin komşularıyla olan bütün sorunlarını soğuk savaş döneminin müzesine kaldırma ve bunların yerine, güvene, sinerjiye, kardeşliğe ve ortak katma değere dayalı yeni bir 'ortak rızık haritasını' ikame etmek konusundaki kazanımları, bölgenin geleceğine yapılan hayati değerde bir katkıdır. Dış politikada yakalanan bu büyük ivme, prestij ve beklenti neticesinde
bugün ihracatçılarımız 60'a yakın ülkeye vizesiz girebilmektedirler. Ayrıca 12 ülke ile de serbest ticaret anlaşması imzalanmıştır. Özellikle komşu ve çevre ülkelerle aramızda ticaretin önündeki yapay engeller bu şekilde kaldırılmıştır. Türkiye'de ikinci nesil reformların tamamlanması gerektiği ortadadır. Biz hala yargı reformunun, kamu yönetimi reformunun gerekliliğini ve insan hak ve hürriyetlerini önceleyen katılımcı, çoğulcu ve demokratik yeni bir anayasanın yapılmasının aciliyetini koruduğunu ifade
ediyoruz. Esasen krizin ilk dalgaları önlenmiş olsa da, krizin bozduğu diğer yapılar risk teşkil etmeye devam etmekte olup krize neden olan sisteme ise henüz istenen düzeyde dokunulmuş değildir. Bu bağlamda gerekli kurumsal düzenlemeler yapılmadığı gibi, sistemin arkasında yatan fikri ve felsefi düzeydeki düşünce iflası ile de yüzleşilmiş değildir. Bu meyanda istihdam dostu inşaat, makine, tarım, gıda, turizm, sağlık, bilişim ve güncelliği nedeniyle de madencilik sektörlerinin mevcut durumu analiz edilmeli,
belirlenen gelecek projeksiyonlarına göre pozisyon alınmalı ve desteklenmelidir. Türkiye'de geleceğe yönelik her hamle, ömrü dolmuş bir anayasanın mutabakat kanallarını tıkamasıyla sonuçsuz kalmakta ve bu şekilde Türkiye'nin yeni bir çağın eşiğinde kendisini konumlandırması engellenmektedir."
(OÇ-HE-E)


30.06.2010 12:57:09 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.