Son Haberler
29.05.2012 Salı 15:38
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

MÜSİAD, GIDA VE TARIMDA YENİ FIRSATLAR İLE TEHLİKELERİ MERCEK ALTINA ALDI
03.08.2010 16:58
İSTANBUL (İHA) - Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), AB müzakerelerinin 13. Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Faslı'nın Türk tarımına etkileri ve sunduğu fırsatları düzenlediği toplantı ile ele aldı.
MÜSİAD, Gıda ve Tarım Sektör Kurulu'nun MÜSİAD Genel Merkezi'nde düzenlediği ''AB Sürecinde Gıda ve Tarımın Geleceği'' konulu İstanbul İstişare Toplantısı'na MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar, MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Nail Olpak, MÜSİAD Gıda ve Tarım Sektör Kurulu Başkanı Dr. Halim Aydın, GÜBRETAŞ Genel Müdürü Mehmet Koca, Tayyib Group Genel Müdürü Ekrem Önal ile TSE Gıda Sektörü Belgelendirme Müdürü Necla Solak katıldı.
Toplantıda konuşan MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar, devletin et ithalatı yapmasına karşı olduklarını söyledi. MÜSİAD olarak yıllarca devletin ticaret yapmaması gerektiğini dile getirdiklerini belirten Yarar, ''Şu ana kadar bu yöntemle başarılı olduğu görülmedi. 6 aydır et ithalatına rağmen fiyatlar düşmüyorsa bu durum bize yöntemde bir yanlışlığın olduğunu gösterir. Özel sektör hiçbir zaman satamayacağı eti ithal ederek kendini riske atmaz. Özel sektöre ithalat izni verilmesi durumunda kırmızı ette
arz-talep dengesi oluşacak'' dedi.
Türkiye-AB müzakerelerinin en önemli fasıllarından birinin tarım olduğunu vurgulayan Yarar, sürecin yeni fırsatları ve tehlikeleri birlikte barındırdığını söyledi. Türkiye'nin tarım ülkesi olmasına karşın Güney Kore, Hollanda kadar GSMH'ya tarımın katkı sağlayamadığını belirten Yarar, bunu ancak eğitimli ve bilinçli üreticiler ile sağlanabileceğini sözlerine ekledi.
GÜBRETAŞ Genel Müdürü Mehmet Koca, Türkiye'de yılda 5 milyon ton civarında gübre tüketilmesine rağmen, gübrenin toprak analizine uygun tüketilmediği için sağlıklı sonuç alınamadığını belirtti. GÜBRETAŞ'ın pazar payının yüzde 27'ye ulaştığını bildiren Koca, geçen yıl 1 milyon 380 bin tonluk ihracat gerçekleştirdiklerini, 500 çalışanları, 2 limanları, 5 lojistik merkezleri ve 2 bin 800 bayileri bulunduğunu anlattı.
Koca, gübre hammaddesinin Türkiye'de kısıtlı olması nedeniyle sektörün dışa bağımlı olduğunu, kendilerinin de hammadde kaynaklarına sahip olmak amacıyla yatırım arayışına girdiklerini ifade ederek, İran yatırımlarına ilişkin bilgi verdi. Katıldıkları konsorsiyumun, Razi Petrokimya'nın yüzde 95'ini satın aldığını kaydeden Koca, GÜBRETAŞ'ın buradaki payının yüzde 48,88 iken, yönetim kurulu üyelerinin 3 tanesinin GÜBRETAŞ'tan olduğunu söyledi.
Razi Petrokimya'nın özelleştirilmesinin Türkiye'nin yurtdışında en büyük ikinci yatırımı olduğunu belirten Koca şunları vurguladı: "İran'da milli hassasiyetler çok önemli. Türkleri çok seviyorlar. Özellikle Türkiye'nin komşuları ile 'sıfır sorun' politikası bizim için büyük avantaj oldu. İran'ın riskli bir ülke olduğu belirtiliyordu. Zaten böyle olmasaydı dünyanın büyük firmaları bize bunu yedirmezdi. Biz buna rağmen 550 milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Üretimimizin yüzde 80'ini ihraç ediyoruz.
Ambargoya rağmen İhracatımızın yüzde 50'ni Japonya yüzde 50'ni ABD'ye satıyoruz".
Tayyib Group Genel Müdürü Ekrem Önal, Et Balık Kurumu'nun küçültülmesinin ardından omuzlarına ağır sorumluklar yüklendiğini söyledi. Et Balık Kurumu'nun sektörü düzenlemeye devam etmesinden yana olduklarını belirten Önal, "Özel sektör parasını çarçur etmez, satamadığı eti getirmez. Ciddi kuruluşlara bu izni verilirse, Türkiye bu sıkıntıyı kısa zamanda atlatır'' dedi.
Önal, tarım ve hayvancılık konusunda ''doğru dürüst bir politika'' izlenmediğini kaydederek, ''Neyi, nasıl yapacağımızı planlamamız, önümüzü görmemiz lazım. Rastgele yapılanlar bu ülkeye zarar vermiştir. Türkiye'de besiciliğin büyük problemleri var. Yıllardır bu problemler göz ardı edilmiştir. Ülke, tarım konusunda gittikçe gerilere gidiyor. Belki AB'nin korkusuyla, telaşıyla, AB'nin enstrümanları kullanarak akıllıca bir şeyler yaparsak, herhalde tarımı kurtaracağız gibi görünüyor'' diye konuştu.
Önal, hayvancılıktaki yem konusunun çözülmesi ve Türkiye'nin ıslah konusunda organize olması gerektiği görüşünü dile getirerek, damızlık çiftlikleri oluşturulmadığı için vatandaşların damızlık hayvana ulaşmasının zor olduğunu söyledi.
MÜSİAD Gıda ve Tarım Sektör Kurulu Başkanı Dr. Halim Aydın ise bu yıl düzenlenecek Uluslararası İş Formu'nda (IBF), özellikle bio teknoloji ve bunun etkileri konusu ele alacaklarını söyledi. 3 yıllık bir süredir hazırlığı devam eden Türkiye Tarım Raporu'nun bitme aşamasına geldiğini ifade eden Aydın, ''Konvansiyonel ve fonksiyonel tarıma ilişkin görüşlerimizi raporda sunacağız. Türkiye'de hazırlığı devam eden Bio Güvenlik Yasası ile ilgili çalışmalara katkı sağlayacağız'' dedi.
TSE Gıda Sektörü Belgelendirme Müdürü Necla Solak ise 13. Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve bitki Sağlığı Faslı'nın Türk tarımına denetim konusunda önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Solak, şunları söyledi: "Artık tarladan rafa kadar denetim olacak. Tüm süreçlerde katkı maddesi ve güvenliği ihlal eden bir durum olması halinde üretici bundan sorumlu olacak. Tüketici doğru bilgiye zamanında ulaşabilecek. Sonuçta işini iyi yapan üretici ile kötü üretici hızla ayrışacak."
(CE-CE-E)



03.08.2010 16:58:14 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.