Taraf yazarı diyor ki ''Kürt milliyetçiliğine malzeme taşıyorum.''
Aslında bir itiraf falan değil. Bu PKK'lı cahiller ile seküler burjuvanın kafa yapısının bir kanaviçe içerisinde olduğunu gösteriyor.
Kürt sorunu ile ilgili sürekli konuşan isimlere baktığınızda yarısında fazlası İslam'la pek alakası olmayan isimlerden oluşuyor.
Bunların çoğunu ne Cami de ne de Cuma'da görmek mümkün değil.
Diğer yandan Kürt sorunu için çıkıp barışçı ve ılımlı bir şekilde konuşabilen kaç Müslüman- Kürt aydını görebiliyorsunuz?
Altan Tan'ı gösterecek olsanız o da tamamen yoldan çıkanlar safına katılmış durumda. Allah affetsin.
Aslında mesele özünde insan problemi, entelektüel ve aydın yoksulluğudur.
''Alimin mürekkebi, şehidin kanından üstündür'' merhemini zannediyorum açmaya gerek yok.
Eğer sizin çağı okuyabilen fikir mimarlarınız, alimleriniz ve aklı başında varlığı okuyabilecek kutsallarınız yoksa; Birincisi o andan itibaren sizin yerinize sizden olmayan isimlerin çıkıp konuşması kaçınılmaz bir gerçektir.
Kürt olmayan Yalçın Küçük'ün APO ile kardeşlik içerisinde olması -derin devlet planının dışında- Kürtlerin içerisinde aydın olmaması ve APO'nun kendilerinden olmayan birine mahkum olmasından da kaynaklanmaktadır...Çoğaltmak mümkün....
Tabii ''solcu aydın çok fazla ama neden iktidar olamıyorlar'' diye de bir şey sorulabilir..
İşte asıl mesele de budur.
Fahri Kainat Efendimiz (sav) ''Camileri lebalep dolduracaklar ama onlar bir vadide, Kur’an ayrı bir vadide olacak'' uyarısını 14 asır öncesinden yaparak bu asra ışık tutuyor.
Mesele ilim adamlarının çokluğu değil. Önemli olan çağı okuyabilen ruh ufku açık, çağın problemini ve çözümü görebilen ve ölmüş ruhları harekete geçirebilecek idrakte şuurda insanların olmasıdır.
Bugüne kadar sol ölü ruhları harekete geçirebilecek bir aydın çıkarabilmiş midir? Hayır...
Kürtlerde ise Hz. Sahipkıran dışında herhangi bir zat ortaya çıkmamıştır. Zira çıkmasına da gerek yoktur. Zira kıymeti kürtler tarafından bilinmeyen bölge insanı zannediyorum bir süre daha çekmeye devam edecektir.
Kürtlerin entelektüel seviyesine baktığınız zaman PKK tarafı seküler düşüncenin tarafından gitmek zorundadır. Zira İslami inançla insan dağa çıkaramazsınız. Terörist'ten de Müslüman olmayacağına göre dinsiz PKK'lıların hali ortadadır.
Şuan Kürtçülük yapan, özgürlük diyen, Kürdistan hayalleri kuran isimlere bakın kaçının alnı secdeye gitmektedir. Gidenlerin de neresinden konuştuğu, dini kendileri için nasıl kullandıkları ortadadır.
Peki bu hainlere karşı olarak harekete geçmesi gereken Müslüman Kürtler nerede...Neden sesleri çıkmaz oldu?
Evet, 5 yıl önce 70 aşiret reisi elini göğsüne koyup başlarını eğerek tabiiyetlerini göstermişlerdi. Ancak, Müslüman Kürtler tabanının bir kısmı korkaklık göstermektedir.
Gerekirse dayak yemeli, işkenceye razı olmalı, ölümü düşünmeli ama asla ve kat'a PKK'ya hizmet eden dükkan kapatma korkaklığını göstermemelidirler. Dünyaya tapmanın hiç bir mantığı yoktur.
Bakınız özerklik isteyenlerin hali ihanetten öte , meselenin uhrevi boyutuyla toprağa, mala, makama yani dünyaya tapan zavallılardan meydana geldiğini görüyorsunuz.
Bir nevi onlarda küreselcilerin küçük tiranları, firavunları olma arzusundalar.
Müslüman Kürtler ise onlar gibi dünyaya tapan değil, hakkı tercih edenlerden yana olacak, korkaklık göstermeden dinsiz PKK'lılardan daha fazla seslerinin çıkmasının gerektiğini bilmek zorundadırlar. Çıkıp açıklama yapmalı, sivil toplumu harekete geçirmeli Müslüman - Kürtler olarak bölünmek istemiyoruz demeli, Türklerle birlikteliklerini haykırmalıdırlar.
''Bir talebem bir belde de varsa, orayı fethedilmiş sayarım'' diyen ırkdaşınıza bağlılığınızı onun yolunda olduğunuzu bir kez daha çıkıp açıkça ortaya koyun. Hakkari'deki imamın öldürülmesinde bile gereken cesareti gösterememek yetmedi ise, özerklik talepleri de sizleri harekete geçirmiyorsa daha ne olmasını bekliyorsunuz....
Bu korkaklık nereye kadar ey Müslüman Kürtler... Yoksa şehit olmaktan mı korkuyorsunuz?
*
Ayrıca Marksist-sol-liberal aydınların toplantılar düzenleyerek Kürt sorununu kendilerinin çözeceği havasına girmesine de hiç gerek yok. 20-30 aydının hafta da, ayda, yılda onlarca defa toplanarak hep aynı şeyleri söylemeleri, sürekli tekrara düşmeleri ise beynin inkişafının durduğuna açık bir delildir...Yani kemmiyet değil, keyfiyet tercih edilmeli...
Asıl olan tam da şuan da, zehre panzehir olabilmek. Hiç kimsede olmayan ve herkesin kabul edeceği bir fikir çıkarabilmek...Eğer bunu yapamıyorsanız, sürekli tekrara düşerek zamanınızı israf ediyorsunuz..Gerçi sizin için israfın haram olmasının bir ehemmiyeti var mı bilmeyeceğim....
Bu arada haklarını da yemeyelim bir ihtimal o toplantılar fayda sağlar, belki de sağlamışta olabilir. Ancak pozitif gelişme olduğu gibi diğer yandan negatif gelişmeler de olduğu ortadadır.... Gerçekçi olan ise çift taraflı memnuniyet sağlanamasa da en az hasarlı olan stratejiyi bulabilmek....
Gerçi ortaya çıkarılabilecek seçeneklerde son 3-4 yıldır ortada. Aydınlarımız daha ileri çözümleri bulabilirler mi şu aşamada kapasite olarak sınırları zorlamaları gerekiyor.
Evet. Bu problemi çıkaran devlettir, bunu sonuçlandıracak olan da yine devlettir. Çözüm de en ince ayrıntılarına kadar kitapta yazılıdır. Nasıl uygulanacağı, zamanın ne zaman geleceği gibi bütün hususlarda defaatle izah edilmiştir.
Günü geldiğinde de çözümün nasıl olacağı görülecektir.
Eğer bu meseleye kafa yorulacaksa en temel sorun olan kürtlerin aydın sorununun çözülmesidir.
'Kürtler kendi entelektüellerini İslami düşünceyle yetiştirdiği zaman tabanı yönlendirme problemini de çözmüş olacaktır.'
Ve temelinde insan problemi olan bu sorun kansız ve savaşsız bir şekilde çözülebilir...
Yalnız şunu da ifade etmemiz gerekiyor... Ne kadar iyimser olunursa olunsun TSK Irak'a girmeye mecbur bırakılacak, Ordu sınırı geçip kan dökecektir. Şeri kanunlar buna zorlayacaktır. Yani sorunun çözümün de küçük çaplıda olsa bir kan akışı vardır...
Tabii biz yine de kaderin sahibine teslim olup iyimser olmaya devam etmek durumundayız...
***
TEK TEK...
1- Mavi Marmara meselesinde neden gereken tepki gösterilmedi diyen bazı şerefsizler var. Malum, şahsi olarak ağır konuşmayız... Ancak bazıları şerefsizlik yapıyorlar. Aylarca iftira attılar,yetmedi. Yeniden başladılar. Açıkça Türk-İslam davasına ihanet ediyorlar.
Yahu kardeşim işin arkasını, perdenin berisini bilmiyorsunuz gazete,tv ve gemidekilerden duyduklarınızla kalkıp insanlar hakkında şerefsizce ithamlarda bulunuyorsunuz. Hiç mi utanmıyorsunuz?
Hiç mi iman ettiğiniz hocalarınızın içinde kalp gözü açık biri yok? Varsa sorun bakalım o geminin görünmeyenleri neler?....Eğer tepki devam etseydi Türkiye'nin başına ne gelecekti? Yahu bir sorun bakalım bir şeyler görebiliyor mu? İftira atacak kadar malzeme var da perde arkasına bakacak kadar temiz insanınız yok mu?
Milleti felaketten, en başta sizlerin kellesinin kurtarılmasına vesile olundu, siz ise ihanete devam ediyorsunuz....
Edin bakalım...