Ertuğrul Özkök önceki günkü yazısında hayatını çok iyi yaşadığını ve mutlu bir noktada bulunduğunu söyledi.Patronunu itibarsızlaştırmak, insanların özel yaşamını yalan yere ortaya atıp parçalamak, gazeteyi PİAR aracı olarak kullanmak, iktidarları çözüp yaparak ülkeyi tarihinin en büyük ekonomik güçlüğüne düşürmek mutsuzluk demek değil tabii.
Emir komuta dizisi ile organize edilen darbelere selam durmak, generallerin emrini tutup iktidarla oynaşmak,Doğan gurubuna bunların üstünden yer tayin etmek mutsuz etmez.Hele o sırada adları sonradan keşif edilen şaraplar masaları süslüyorsa, patronlu tatiller pek keyifli ise , hiç insan mutsuz olur mu?
Bu büyük hizmetler karşısında patron hala onu seviyorsa, onun için kendini ortaya atıp dürüst çocukların doğruluğundan pay kaparak onları korumak istiyorsa..Mutluluk en çılgın zamanlardan daha da insanın içindedir ve hiç çıkmaz.
Patrona hiçbir artı değer sağlamadan sadece gazetecilik , hatta sorumlu ve özenli gazetecilik, yaparak böyle mutlu olunmaz.Belki gazetecilik olur ama patronlar o gazetecileri böyle büyük bir aşkla sevmezler..Hatta onların telefonlarına bile çıkmazlar.
Başbakanları onları sever onlar askerleri sever, askerler yargıyı sever, yargı cüzdanla vijdan arasında onları seçer..Ancak bu mutlu günler fazla sürmez..IOOO yıl hiç sürmez..Ama mutluluk hazları dudaklardan dökülür.
Gerçekten ne mutlu ona.