Örneğin Melih Meriç, Habertürk’te, Ufuk Güldemir ölmeden önce edindiği hissesi sayesinde, kanalın satışı sonrasında 1 milyon dolar civarında bir para kazanmış oldu.. Hakan Aygün de öyle, Taki Doğan da öyle.. Şimdi Kanaltürk satışı sonrası da benzer bir tablo oluşacak mı, göreceğiz.
ERSOY DEDE’nin analizi
Tuncay Özkan paraları nasıl paylaştıracak?
Bu yılın medya el değiştirmeleri arasında en dikkat çekici olanı, Hiç kuşkusuz Kanaltürk’ün satışı..
Bu satış, siyasi duruş bakımından farklı dünya görüşlerine sahip kişiler arasında gerçekleşmiş olması bakımından önemli elbette..
Düne kadar, Ergenekon soruşturmasının, vatanını seven insanların birer birer gözaltına alınması olarak yorumlandığı Kanaltürk, bundan böyle, Ergenekon’un bir terör örgütü olarak tanımlandığı bir gruba geçti..
Ya da aynı kanalda bugüne kadar devam eden; "AKP bir ABD projesidir.. Kimi çevrelerce maksatlı olarak beslenmektedir" yorumlarının yerini; "demokrasilerde milletin açtığı partiler ancak millet tarafından kapatılabilir" yorumları bekliyor..
Siyasi olarak bu örnekleri çoğaltabiliriz..
Oysa biz şimdi işin biraz iktisadi tarafına bakalım..
Tuncay Özkan, (kendi ifadesiyle) kanalını 17 milyon dolar ana sermaye ile kurmuştu..
Bu parayı nasıl ve nereden bulmuştu bilemiyorum.
Gazi İletişim’de, derse üzerindeki parkayla girdiğinde, hocası onu sert bir dille uyarmıştı..
(O Hoca bugünün saygın Tv yorumcularından biri. Haber kanalı izleyicileri yakından tanır)
"Evlâdım neden parkayla giriyorsun derse?"
"Hocam ceket alacak paramız var da biz mi almıyoruz?"
O hoca, bana bu anıyı naklederken şöyle bir yorum koymuştu sonuna;
dönem itibariyle, "siyasi nedenlerle parka giydiğini sanıyordum. Oysa onun derdi ekonomikmiş. Zaten derslere de girmiyordu. Nasıl bitti o okul anlamıyorum. Bir şeyler bilip de mezun olduğunu da zannetmiyorum"
O dönem üzerine ceket alacak parası olmayan Tuncay Özkan sonraları nasıl olup da 17 milyon dolar para buldu bilemiyorum..
Tek bildiğim, Özkan’ın; kanalın çalışanların üzerine yapıldığı yolundaki beyanatı.
Bu şu anlama geliyor;
kaç çalışan üzerine yapılmışsa kanal,
satış sonrası gelen para o kadar kişiye bölünür.
Örneğin Melih Meriç, Habertürk’te,
Ufuk Güldemir ölmeden önce edindiği hissesi sayesinde,
kanalın satışı sonrasında 1 milyon dolar civarında bir para kazanmış oldu..
Hakan Aygün de öyle,
Taki Doğan da öyle..
Şimdi Kanaltürk satışı sonrası da benzer bir tablo oluşacak mı, göreceğiz...
**
Bir mesele daha var..
Son dönem siyasi rüzgar estirmek üzere başlatılan sivil toplum projeleri..
"Biz kaç kişiyiz?", "memleket sevdalıları", "namerde muhtaç olmayın" gibi isimler altında çok sayıda dernek kuran Tuncay Özkan, bunların kuruluşundan da üye aidatı gibi paralar toplamıştı..
Her derneğe üye olmak, bir GSM operatörüne para yatırmaktan geçiyordu.
Dolayısıyla milyonlarca kişiden bu yolla paralar toplanmıştı..
Şimdi yoktan ağlayan ve "sahip çıkın bize" feryatları koparan Tuncay Özkan’ın topladığı o paralar nerede?
O paralarda tüyü bitmemiş yetimin hakkı var.
"Cumhuriyet elden gidiyor", diyerek topladığı paraları nereye yatırmış acaba?
Bu paraları bu oluşuma gömenlerin sorması gerekmiyor mu?
Bu satıştan anlaşılan o ki,
çalışanların alacakları dahil ortalama 5 milyon dolarlık bir borç vardı
ve bu borç "Koza Grubu" tarafından kapatıldı..
Üzerine de 30-40 milyon dolar (ne kadarsa artık)
bir nakit ödemesi yapıldı..
Bu para da doğrudan Tuncay Özkan’ın cebine gitti..
(beni nereye gittiği ilgilendirmez de, televizyonu çalışanların üzerine yaptığını açıklamıştı ya. O bakımdan soruyorum)
Bilgi iletişim hatlarından topladığı paralar da yok ortada..
Çok merak edene, o işin büyüklüğünü de açıklayayım;
"bizkackisiyiz.com" internet sitesine kısa mesajla üyelik bedeli 8 kontördü.
Sitede reklam ve yazı yayınlatma maliyeti ise 10 YTL..
Yaklaşık bir buçuk milyon kullanıcılı bir site için verdiğimiz rakamları alt alta toplayın..
Ben beceremedim de..
Aynı harekete paralel kurulan "Memleket Sevdalıları" Derneğinde de aşağı yukarı aynı metotla paralar toplandı..
Hatta kamuoyuna resmen kazanılan bir sanal reklam rakamı bile açıklandı..
Dahası aynı kitle iletişim araçları kullanılarak kitap setleri, takvimler vesaireler satıldı..
maliyeti 1-2 ytl’yi aşmayan takvimler için 50 YTL’ye kadar fiyatlandırmalar yapıldı..
1.000 YTL’den satılan kitapların toplam maliyetini ise hiç söylemeyeyim..
Şimdi Tuncay Özkan ile birlikte hareket eden
milyonlarca "Memleket Sevdalısı",
Sormaz mı; "nereye gitti bizim paralar?" diye..