28.08.2008 Perşembe 05:31
USD 1.1890     EUR 1.7500     EUR/USD 1.4718     IMKB100 39576 / -522
 
‘Özden Örnek günlüklerinden’ Ergenekon soruşturmasına’
06.07.2008 11:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Ergenekon soruşturmasında iddianamenin hazırlanışındaki gecikme, savcı Zekeriya Öz’ün öne süreceği suçlama konusunda ne gibi kanıtlar sunacağı konusundaki merakın artmasına neden oluyor."
Radikal - Murat Yetkin

"Ülkede hükümetleri demokrasi dışı yollardan ve askeri darbe kışkırtıcılığıyla devirmeyi amaçlayan örgütlerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması yolunda, gecikmiş ve tartışmalı da olsa ilk defa bir adım atılıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisine bağlı olan polis ve istihbaratın raporlarına dayanarak geleceği bir miktar görebildiğini ve bu işin sonuna dek gidileceğini söyledi.
Dolayısıyla savcının istihbarat raporları dışında ne gibi kanıtlarla ortaya çıkacağı daha bir önem kazanıyor. Çünkü önümüze gelen her kâğıdın belge, delil sayılmayabileceği günlerden geçiyoruz.
Somut bir örnek vereceğim.
Geçen yıl mart ayında, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının kızışmaya başladığı günlerde yurtdışındaki bir programdan Ankara’ya değil, İstanbul’a döndüm. Haber toplantısı yeni bitmişti. İsmet Berkan “Bak neler geldi” dedi, “Senin de adın geçiyor. Şunları bir Genelkurmay’a soralım”.
Sorduk. Gerekli konuşmaları yaptık. Ertesi gün Radikal’in manşet haberi ‘İçinden iki darbe girişimi geçen günlük’ başlığını taşıyordu. Radikal, Nokta dergisinden alıntı yapıyordu.
Adım iki yerde geçiyordu. Birisinde, benim emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’i bir kitabı takdim için ziyaret ettiğim, ikincisinde de dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün Örnek’e benim Özkök’e giderek ‘Elimde bir haber var, bunu hükümeti sıkıntıya düşürmek için baş haber yapacağım’ dediğimi söylediği yazılıydı.
Burada bir tuhaflık vardı. Çünkü birinci iddia doğruydu. Evet, 2004 başında ‘Kürt Kapanı-Şam’dan İmralı’ya Öcalan’ kitabımın yayımlanması ardından bir nüshasını sunmak üzere Örnek’i makamında ziyaret ettim. Görüşmenin bir kısmı kitaptaki konular, ağırlıklı kısmı da Avrupa Birliği ve Kıbrıs konuları üzerine oldu. Görüşme tamamen kayıt dışı temelde yapıldı, dolayısıyla üzerine hiçbir şey yazmadım. Görüşme ikimiz arasında yapılmıştı ve içeriğini (bir özet verdiğim Berkan dışında) Örnek’ten ve benden başka kimse bilmiyordu. Dolayısıyla bu bilginin Örnek tarafından tutulmuş bir nottan kaynaklandığını varsayabilirdik.
Adımın geçtiği ikinci kayıt ise tamamen yanlıştı. Daha doğrusu böyle bir şey hiç olmamıştı; yoktu. Orgeneral Özkök’e gidip ‘Elimde bir haber var, bunu hükümeti sıkıntıya düşürmek için baş haber yapacağım’, ya da bunu çağrıştıracak, bu izlenimi uyandıracak hiçbir şey söylemedim. Yalnızca Özkök’le değil, hiçbir devlet görevlisiyle böyle bir şey konuşmadım; böyle bir üslubumun olmadığını Ankara’da bu kadar yıldır haber ilişkisi içinde olduğum kişiler teyit edecektir.
Ayrıca, bir Genelkurmay Başkanı’nın, bir kuvvet komutanıyla bu üslupla bir gazeteci hakkında konuşmuş olduğuna da inanmıyorum. Samimi bir saygı duyduğum Özkök ile tanışıklığım da buna inanmama ayrıca izin vermiyor.
Yani ismimin geçtiği bir bölüm tamamen doğru, bir bölüm de tamamen yanlıştı.
Bu çelişkili durum, bende şu kanıyı uyandırdı: Örnek’in bazı notları istemediği ellere geçmiş olabilirdi. Ama o eller de, o notlara kendilerince ekler yapmış olabilirdi. Bu durum benim ismimin geçtiği yerler için söz konusu olmuşsa, başka yerler için de söz konusu olabilirdi. Bu nedenle kendi adıma ‘Özden Örnek günlüklerine’ başından beri bir belge değil, bir istihbarat çalışması gözüyle baktım. Bunu, o notlarda aktarılan antidemok-ratik girişimlere inanmadığım için söylemiyorum; çünkü onlara inanmamı sağlayacak başka veriler mevcut.
Özellikle psikolojik operasyonlarda kullanılacak istihbarat çalışmasının yanlış bilgi de içermesinin ilk örneğini görmüyordum. Yıllar önce deneyimli bir istihbaratçı ile görüşürken bana ‘Sen araştırmadan sana verilen istihbarattan hep kuşku duy’ dediğini hep hatırlarım. “Yarısı yanlış olabilir” diye sürdürmüştü; “Ama hangi yarısının doğru olduğunu bilemezsin. Doğru yarısını bulmak senin aklına, bilgine, vicdanına kalmıştır”.
Bir süredir gazete bürolarına katı pişmiş yumurta gibi bir lokmada yenip yutulmaya hazır ve ‘gizli’ ibareli raporlar yağıyor. Bunlar genellikle teslim edildiği adresin duymak istediği konular üzerine, bilmeye can attığı ayrıntıları verir nitelikte oluyor. Tuz, biber serpip servis yapmak ile yönlendirme amaçlı yarısının olup olmadığını araştırıp bulmak arasında akıl, bilgi ve vicdan farkı var.
Hazır istihbaratın yanlış yarısı, saptırma ve yönlendirmedir çünkü."
Diğer Medya Haberleri
Gazeteci Şakir Süter anıldıGazeteci Şakir Süter anıldı
Gazeteci Şakir Süter, ölümünün 1. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.
En ’webseksüel’ erkek: Can DündarEn ’webseksüel’ erkek: Can Dündar
ixtanbul.com’un ’Türkiye’nin en ’webseksüel’ köşe yazarı kim’ konulu anketi sonuçlandı. ixtanbul.com okuyucuları, Can Dündar’ı birinci seçerken, Haşmet Babaoğlu’na ikinci, Ertuğrul Özkök’e üçüncü sırada yer verdi.
TRT, oyunlardan 400 saat canlı yayın yaptıTRT, oyunlardan 400 saat canlı yayın yaptı
Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Pekin’de bugün sona eren 29. Yaz Olimpiyat Oyunları boyunca, oyunların Türkiye’deki resmi yayıncı kuruluşu olan TRT, 400 saat canlı yayın yaptı.
Ağaçları görmekten ormanı göremeyenlerin ülkesi..."Ağaçları görmekten ormanı göremeyenlerin ülkesi..."
"Bir olayın gerçek nedenini aramak yerine, sadece sonuca bakarak çözüm üretilebileceğini zannetmek, bizim yanılgılarımız arasındadır. Sebep-sonuç ilişkisi için yabancı dillerde "Causalite" kelimesi kullanılır. Bunun bizim dilimizdeki karşılığı da herhalde "Nedensellik" olmalıdır."
Marcus"Marcus"
"Bir tatil günü. Televizyonda haberlere bakıyordum. Demokratların başkan adayı Obama’nın ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Joseph Biden’ı başkan yardımcısı olarak belirlediği ilk haberdi. Biden’in görüşleri, Türkiye’nin ‘resmi tezleriyle’ çatışma halinde..."
Birçok hastalık gazetecileri tehdit ediyorBirçok hastalık gazetecileri tehdit ediyor
VKV Amerikan Hastanesi doktorları, yoğun iş temposunda ve stresli bir ortamda çalışmak zorunda kalan gazetecilerde en çok "Binge Eating" denilen yeme problemi, "Bilgisayar Görme Sendromu", boyun ve bel fıtığı, kalp rahatsızlıkları, kas gerilme ve zedelenmeleri ile mental stresin ortaya çıktığını belirtti.
Ilıcak’tan Altaylı’ya Akşam yanıtıIlıcak’tan Altaylı’ya "Akşam" yanıtı
Ben ve Mehmet Ali, Teoman Koman’ın emrini yerine getiren Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Erol Özkasnak’ın talimatıyla Akşam gazetesinden atıldığımıza göre, sakın senin "egemenler", o tarihten sonra gazetede örgütlenmiş olmasın? Zira bu durum bana hiç uymuyor.Egemenlerin dümen suyuna gitseydim, herhalde meslektaşlarımı karalayan "Andıç" belgesini 2000’de kamuoyuna ifşa etme cesaretini gösteremezdim.
Karataş’ın taziye teşekkürünü sadece Cumhuriyet yayınladı Karataş’ın taziye teşekkürünü sadece Cumhuriyet yayınladı
İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan ve Hollanda’da kanserden ölen yasadışı DHKP-C lideri Dursun Karataş’ın ailesi tarafından verilen taziye teşekkürürü ilanını sadece Cumhuriyet gazetesi yayınladı. 
Basın Konseyi’nden kınamaBasın Konseyi’nden kınama
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Yeni Balıkesir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Boldan’ın "kınanmasına" karar verdi.
Aydın Doğan nükleer işine giriyorAydın Doğan nükleer işine giriyor
 Doğan Enerji, Anadolu Endüstri Holding, Unit Investment ve Bruce Power’ın, nükleer güç santrali kurup işletecek ve TETAŞ enerji satacak şirketin belirlenmesi için düzenlenecek yarışmaya girmek amacıyla hazırlık çalışmaları yapmak için anlaşma imzaladığı bildirildi.
RTÜK’ten ceza ve suç duyurusuRTÜK’ten ceza ve suç duyurusu
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kanal 1’e, Türkiye-Uruguay milli maçının özet görüntülerini yayınlarken, bir rakı firmasının reklamını yaptığı gerekçesiyle uyarı cezası verdi. Ancak görüntülerin TRT’den alındığını fark eden RTÜK, TRT’ye herhangi bir yaptırım uygulama yetkisi olmadığı için, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bazı Öne Çıkan Haberler