"Ergenekon soruşturmasında iddianamenin hazırlanışındaki gecikme, savcı Zekeriya Öz’ün öne süreceği suçlama konusunda ne gibi kanıtlar sunacağı konusundaki merakın artmasına neden oluyor."
Radikal - Murat Yetkin
"Ülkede hükümetleri demokrasi dışı yollardan ve askeri darbe kışkırtıcılığıyla devirmeyi amaçlayan örgütlerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması yolunda, gecikmiş ve tartışmalı da olsa ilk defa bir adım atılıyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisine bağlı olan polis ve istihbaratın raporlarına dayanarak geleceği bir miktar görebildiğini ve bu işin sonuna dek gidileceğini söyledi.
Dolayısıyla savcının istihbarat raporları dışında ne gibi kanıtlarla ortaya çıkacağı daha bir önem kazanıyor. Çünkü önümüze gelen her kâğıdın belge, delil sayılmayabileceği günlerden geçiyoruz.
Somut bir örnek vereceğim.
Geçen yıl mart ayında, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının kızışmaya başladığı günlerde yurtdışındaki bir programdan Ankara’ya değil, İstanbul’a döndüm. Haber toplantısı yeni bitmişti. İsmet Berkan “Bak neler geldi” dedi, “Senin de adın geçiyor. Şunları bir Genelkurmay’a soralım”.
Sorduk. Gerekli konuşmaları yaptık. Ertesi gün Radikal’in manşet haberi ‘İçinden iki darbe girişimi geçen günlük’ başlığını taşıyordu. Radikal, Nokta dergisinden alıntı yapıyordu.
Adım iki yerde geçiyordu. Birisinde, benim emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’i bir kitabı takdim için ziyaret ettiğim, ikincisinde de dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün Örnek’e benim Özkök’e giderek ‘Elimde bir haber var, bunu hükümeti sıkıntıya düşürmek için baş haber yapacağım’ dediğimi söylediği yazılıydı.
Burada bir tuhaflık vardı. Çünkü birinci iddia doğruydu. Evet, 2004 başında ‘Kürt Kapanı-Şam’dan İmralı’ya Öcalan’ kitabımın yayımlanması ardından bir nüshasını sunmak üzere Örnek’i makamında ziyaret ettim. Görüşmenin bir kısmı kitaptaki konular, ağırlıklı kısmı da Avrupa Birliği ve Kıbrıs konuları üzerine oldu. Görüşme tamamen kayıt dışı temelde yapıldı, dolayısıyla üzerine hiçbir şey yazmadım. Görüşme ikimiz arasında yapılmıştı ve içeriğini (bir özet verdiğim Berkan dışında) Örnek’ten ve benden başka kimse bilmiyordu. Dolayısıyla bu bilginin Örnek tarafından tutulmuş bir nottan kaynaklandığını varsayabilirdik.
Adımın geçtiği ikinci kayıt ise tamamen yanlıştı. Daha doğrusu böyle bir şey hiç olmamıştı; yoktu. Orgeneral Özkök’e gidip ‘Elimde bir haber var, bunu hükümeti sıkıntıya düşürmek için baş haber yapacağım’, ya da bunu çağrıştıracak, bu izlenimi uyandıracak hiçbir şey söylemedim. Yalnızca Özkök’le değil, hiçbir devlet görevlisiyle böyle bir şey konuşmadım; böyle bir üslubumun olmadığını Ankara’da bu kadar yıldır haber ilişkisi içinde olduğum kişiler teyit edecektir.
Ayrıca, bir Genelkurmay Başkanı’nın, bir kuvvet komutanıyla bu üslupla bir gazeteci hakkında konuşmuş olduğuna da inanmıyorum. Samimi bir saygı duyduğum Özkök ile tanışıklığım da buna inanmama ayrıca izin vermiyor.
Yani ismimin geçtiği bir bölüm tamamen doğru, bir bölüm de tamamen yanlıştı.
Bu çelişkili durum, bende şu kanıyı uyandırdı: Örnek’in bazı notları istemediği ellere geçmiş olabilirdi. Ama o eller de, o notlara kendilerince ekler yapmış olabilirdi. Bu durum benim ismimin geçtiği yerler için söz konusu olmuşsa, başka yerler için de söz konusu olabilirdi. Bu nedenle kendi adıma ‘Özden Örnek günlüklerine’ başından beri bir belge değil, bir istihbarat çalışması gözüyle baktım. Bunu, o notlarda aktarılan antidemok-ratik girişimlere inanmadığım için söylemiyorum; çünkü onlara inanmamı sağlayacak başka veriler mevcut.
Özellikle psikolojik operasyonlarda kullanılacak istihbarat çalışmasının yanlış bilgi de içermesinin ilk örneğini görmüyordum. Yıllar önce deneyimli bir istihbaratçı ile görüşürken bana ‘Sen araştırmadan sana verilen istihbarattan hep kuşku duy’ dediğini hep hatırlarım. “Yarısı yanlış olabilir” diye sürdürmüştü; “Ama hangi yarısının doğru olduğunu bilemezsin. Doğru yarısını bulmak senin aklına, bilgine, vicdanına kalmıştır”.
Bir süredir gazete bürolarına katı pişmiş yumurta gibi bir lokmada yenip yutulmaya hazır ve ‘gizli’ ibareli raporlar yağıyor. Bunlar genellikle teslim edildiği adresin duymak istediği konular üzerine, bilmeye can attığı ayrıntıları verir nitelikte oluyor. Tuz, biber serpip servis yapmak ile yönlendirme amaçlı yarısının olup olmadığını araştırıp bulmak arasında akıl, bilgi ve vicdan farkı var.
Hazır istihbaratın yanlış yarısı, saptırma ve yönlendirmedir çünkü."