13.10.2008 Pazartesi 17:19
USD 1.3980     EUR 1.8990     EUR/USD 1.3610     IMKB100 28962 / 466
 
’Tutuklamalar ve hapishaneler...’
06.07.2008 11:27
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Gençliğimde, bir gün Sultanahmet Cezaevi’nin önünden geçiyorduk... Yanımdaki arkadaşıma; “Her şey olur, ama herhalde buralara girmem” dedim... Büyük söz söylemişim;"
Yeniçağ - Altemur Kılıç

"Hem de en ünlülerine, Yassıada’ya ve Balmumcu Kışlasına girdim.

Bir zamanlar...
Şimdi beş yıldızlı, lüks otel olan Sultanahmet Cezaevi’ne “solculuktan” tutuklanan hocamız, rahmetli Cami Baykurt’u ziyaret için girdim. Sevgili hocamız, Kurtuluş Savaşı esnasında Dâhiliye Vekilliği yapmış çok aydın bir kişi idi. Sonra Mustafa Kemal’le arası açıldı. Ünlü Redhouse İngilizce- Türkçe Lugat’ının editörlüğünü yaptı ve Robert Kolej’de hocamız oldu! Solcu idi ve savaş yıllarında onunla hararetli tartışmalara girerdik. O hoşgörü ile beni dinler “Olmaz, efendim, olmaz” derdi... Ben Savaşı Almanya’nın kazanacağından emindim. Almanlar Rusya’ya saldırınca, Turan’ın yolu açıldığı umuduyla sevinçli idim. Hocama “Hocam zafer artık bizim” ! dedim. Cami bey her zamanki sakin haliyle: “Sen sonuna bak oğlum!” dedi... Haklı çıktı!
Hocamız biz mezun olduktan sonra “solculuk” davasından, tutuklandı. Sultanahmet Cezaevine koydular. Arkadaşlarla ziyarete gittik. “Ne oldu hocam?” diye sorunca, tevekkülle; “Çocuklar avludaydık içeri aldılar” dedi...
Bugünlere denk düşüyor değil mi! “Kasablanka” adlı meşhur filmde Fransız Polis şefinin sözü: “Her zamanki zanlıları toplayın!”
Tutuklanmalarım
İlk önce Robert Kolej’inde öğrenciyken bir günlüğüne tutuklandım...19 Mayıs 1942’de “Türkçü ve Turancılara” karşı bir “BÜYÜK GÖZALTI” operasyonu yapılmıştı! Ben de o zaman Rahmetli Alpaslan Türkeş’le birlikte Turancı Milliyetçi bir grubun içindeydim... Bu grubun organları, Reha Oğuz Türkkan’ın “ Gökbörü”, “Bozkurt” dergilerine yazılar yazıyorum... Polisler beni de bir gece Kolej’den aldılar ve o zaman Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu, Sirkeci’deki Sansaryan Hanına götürdüler ve Polis Müdürü Ahmet Demir’in karşısına çıkardılar. Demir beni elimden tuttu, hanın sonuncu katına çıkardı ve “Tabutluk” denen, üzerlerinde çok yüksek “wattlı” lambalar bulunan hücreleri gösterdi; “Bak” dedi “Ben babanın dostuyum... Git derslerine çalış, yoksa bir daha sefere seni de buralara sokarım” ! Babama da haber vermiş. Rahmetli, “Oğlum, milliyetçi olmandan çok memnunum ama sen önce şu okulu bitir” dedi. Bundan sonra yazı yazmaya devam ettim. Osman Tespihçioğlu imzasıyla... “Osman” göbek adım. Babam da bazen tespih çekerdi!
27 Mayıs 1960
27 Mayıs 1960 de Eskişehir’de, rahmetli Menderes’le birlikte tutuklanmam ve önce Harp Okuluna, sonra da Yassıada’ya tıkılmanın öyküsün önce yazmıştım... Yassıada denen cehennemi de! Bu adada 9 ay tevkif edilmeden dünyadan irtibatımız tamimiyle kesilmiş olarak, tevkif edilmeden resmen tutuklanmadan, bekletildik, savcılar tarafından sorguya çekildik... Sonra, bazılarımız salıverilmek üzere Balmumcu Kışlasına nakledildik... Umutla beklerken bir sabah elime anamın adını soran bir kâğıt verdiler... Resmen tutuklanmıştım!
Sonradan öğrendiğime göre birileri benim tutuklanmamı ve yargılanmamı ısrarla istemişler! Rahmetli Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur’la birlikte Yassıada’ya gene tıkıldık... Yüksek Adalet Divanı’nda yargılandım ve beraat ettim!
Yassıada koğuşlarındaki, hayat öyküleri anılarımda...
Dediğim gibi Yassıada’da radyo yok gazete yok sadece yakınlarımızdan sıkıca sansür edilmiş mektuplar alıyoruz... Ve cevap verebiliyoruz! Yargılamaların ne zaman başlayacağı başlıca kaygımız... Bazılarımız şifreli mektuplarla, mesela mevhum bir “Suzan kızımızın” sağlık durumunu soruyor ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlardı. Bu sorulardan birine gelen cevap: “Caferler apartmanın tamamını istiyorlardı. Albaylar bastırdı, ancak üçte birini alabildiler!” Anlamı; CHP iktidara talipti ama umutları boşa çıktı!
Ben de anama “Osman Dayımım imtihanı ne oldu?” diye sordum... Osman göbek adım olduğu için imtihanımın-yargılanmamın- ne zaman yapılacağını soruyordum! Zavallı anam şaşırmış, zavallı oğlum oynattı demiş. Çünkü Osman dayım çoktan ölmüştü!
Tünelciler
Balmumcu kışlası avlusunda volta atarken aramıza bazı adamlar getirdiler. Mana veremedik, sorduk: “Sizi neye tutukladılar” diye: “Biz tünelciyiz” dediler... Meğer Menderes âşığı bu Karadenizli takacılar, Kartal’da bir kahvede aralarına konuşuyorlarmış: “Ha buradan Yassıada’ya bir tünel kazak da Menderesi kurtarsak” diye. Kahvedekilerden biri ihbar etmiş ve ilgili makamlar “Tünel nerde, başı nerde?” diye, ciddi ciddi biraz da sertçe, bu tünelcileri saatlerce sorgulamışlar! Ve hala tatmin olmadıkları için Balmumcu’ya getirmişler! Teşbihte hata olmaz! “Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar.” Bu günlerde ben de, çoğu yakın dostum olan, “içeri alınanların” durumunu çok iyi anlıyorum. Buradan onlara, sevgili Hurşit Tolon Paşaya, Şener Eruygur Paşaya, Veli Küçük Paşa’ya, diğer albaylara, yüzbaşılara, Vedat Yenerer’e ve de sevgili Mustafa Balbay’a sevgilerimi gönderiyor, sabır, metanet diliyorum! Ufuk Büyükçelebi’ye de geçmiş olsun diyorum. Sonunda, “Keser dönüyor sapını vuruyor.”
+++++
ÖZDEYİŞ
“Ancak hapishane hücremde, çürümüş samanlarla dolu döşekte yatarken, içimdeki Allah’ı hissetmeye başladım. Yavaş yavaş anlamaya başladım ki, kötü ile iyiyi ayıran çizgi, bütün insanların kalplerinden geçer...”
ALEXANDER SOLJENITZIN"
Diğer Medya Haberleri
TRT: İran ile imzalanan protokol rutinTRT: "İran ile imzalanan protokol rutin"
TRT, İran devlet televizyonu ile imzalanan işbirliği protokolünün kurum açısından olağan ve rutin bir işlem olduğunu açıkladı."
Uğur Dündar mahkemelik olduUğur Dündar mahkemelik oldu
Dündar, 30 Ekim’de, çalıştırdığıgazeteciye ’kıdem tazminatı ödemediği’ için hakim karşısına çıkacak.  Yanardağ, elindeki belgelerle mahkemeye başvurdu. Yanardağ’ın avukatı, Uğur Dündar hakkında “sigortasız işçi çalıştırmak, kıdem tazminatını ödememek ve vergi kaçırmak” gibi suçlamalarla dava açtı.
Medya, toplumun taleplerine cevap veremiyorMedya, toplumun taleplerine cevap veremiyor
’Güvenilirlik’ anketlerinde alt sıralarda yer alan medya, toplumun taleplerine cevap veremiyor. Son kamuoyu araştırması da okurun medyada değişim talebini öne çıkardı. Uluslararası araştırma şirketi Millward Brown’ın (MB) yaptığı ’Okuyucu Tercihleri ve Konumlandırma Araştırması’ medyanın karnesinin zayıf olduğunu bir kez daha teyit etti.
Yeni zenginler şimdi Yeni fakir mi olacak?"Yeni zenginler" şimdi "Yeni fakir" mi olacak?"
"Televizyon dizilerinde görüyoruz. Aslında "bazıları" için gerçek hayatta da durum aynı. Sabahtan akşama kadar para kazanmak için çalışılıyor. Sonra da insanlar tutkularına, özel yaşamlarına dönüyor. O insafsız, rakiplerine hayat hakkı tanımayan, işyerlerinde kuruşu hesap eden müteşebbisler, akşamları sevdikleri kadını elde etmek veya çevrelerini etkilemek için, inanılmaz harcamalar yapıyorlar."
Acaba bu sorular Tuncay Özkan’a soruldu mu?Acaba bu sorular Tuncay Özkan’a soruldu mu?
Gazetemen’den Fatin Dağıstanlı, Tuncay Özkan’a gözaltında bazı soruların sorulup sorulmadığını merak ediyor. Okuyunca siz de merak edeceksenz.
TRT ÇOCUK milli değerleri taşıyacak"TRT ÇOCUK milli değerleri taşıyacak"
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT ÇOCUK’un, "milli değerleri taşıyan bir kanal olacağını" söyledi. TRT’nin Radyo ve Televizyon dergisindeki yazıya göre, 1 Kasımda yayına başlayacak TRT ÇOCUK, TRT’nin yüksek çözünürlüklü HD yayın yatırımını yaptığı ilk kanal olacak. TRT 4’ün yerine geçecek kanal İstanbul’dan yayın yapacak.
Alper Görmüş’ün gözünden 40 Benzemez YüzAlper Görmüş’ün gözünden 40 Benzemez Yüz
Türkiye’ye damga vuranlar Alper Görmüş’ün “eline” düştü!  Gazeteci-yazar Alper Görmüş’ün Aktüel dergisindeki köşesinde kaleme aldığı 40 ünlü kişinin portreleri, HayyKitap tarafından 40 Benzemez Yüz adıyla kitaplaştırıldı.
Canlı yayında mısır patlatma fiyaskosuCanlı yayında mısır patlatma fiyaskosu
Ece Erken ve konuklarının internetten izledikleri ’çalan cep telefonu ile mısır patlatma’ videosunu canlı yayında gerçekleştirmek istemeleri tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.
Dormen, dizi yapımcılarını kızdıracakDormen, dizi yapımcılarını kızdıracak
Usta tiyatrocu Haldun Dormen, son yıllarda ortaya çıkan kalitesiz programlar ve diziler nedeniyle tiyatroya olan ilginin artmaya başladığını söyledi.
Kadrodan birinin ayrılması bütün dengemi bozuyor"Kadrodan birinin ayrılması bütün dengemi bozuyor"
Avrupa Yakası’nın altı sezondur hem yazarı hem de oyuncusu olarak hayatımızı renklendiren Gülse Birsel, gel-git’lerden o kadar sıkılmış ki sonunda hastalanmış. Birsel, "Keşke sadece oyuncu olsaydım, bu kadar üzülüp, yorulmazdım," diyor. Birsel dizinin süresinin bu sene kısalacağını ve 200. bölümle final yapmak istediğini söylüyor.
TRT’de bin personel emekli oluyorTRT’de bin personel emekli oluyor
TRT’de personel fazlasını azaltmak için emekliliği gelenlere teklif edilen yüzde 30 fazla ikramiye işe yaradı.
Bazı Öne Çıkan Haberler