“Namaz ölçermetre” ve Haşim Kılıç
Anayasamızın İlk üç maddesi şöyle:
MADDE 1: Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
MADDE 3: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.
Bir önceki yazımızda ne demiştik?
“Siyasetçiler, camilerde görünmeyi kolay kolay ihmal etmezler... Cenaze namazlarında ön saflarda yer tutup, tabut altına girmeyi şov malzemesi yapmak asli görevleri gibidir sanki...”
Siyasette din istismarı ve ibadet konusuna aldığımız yerden devam edelim…
MHP VE AKP arasında, ben senden daha Müslüman’ım ve samimi ibadetliyim tartışması sürüyor…
MHP’liler, Genel Başkanları Devlet Bahçeli önderliğinde, Kars’ta 3-5 bin kişinin katılımıyla “cuma namazı” kılarak fetih hareketine başladılar ya…
AKP’li Bakan Egemen Bağış Maun suresi”ni hatırlatmış…
Demek istemiş ki, “siz gösteriş yapmak için şov namazı kıldınız…”
Söyleyene ve suçlayana bakın!
Bu ülkede sizce, sürekli olarak ve “gösteriş için ibadet yapanlar” kimlerdir dersiniz? Daha açıkçası halkı “Allah ile aldatanlar”ın ve aldatmaya devam edenlerin çoğunluğu hangi partinin siyasi mensupları ve gönüldaşlarıdır?
Egemen Bağış bu çıkışı ile kendilerinin; tam bir “takva” içerisinde, gösterişsiz, dini siyasete alet etmeden namaz kıldıklarını mı iddia ediyor?
Hem de “70 bin kişilik iftar yemeğinde üzerinde “evet yazan paketleri, çaresiz ve perişan hale getirdikleri halka dağıttıktan sonra!”
Merak ettik, namaz kılanların gerçekten inanarak, dini siyasete alet etmek gibi bir düşünceleri olmadan, gösterişten şovdan uzak namaz kıldıkları nasıl tespit ediliyor?
Uzaktan izlenmeli “namaz ölçermetre” diye yeni bir cihaz mı icat edildi?..
Sizin namazınız “şov namazı”, bizim namazlarımız “gerçek namazlar” diye sonuç bildiren?..
İyi ki de böyle bir cihaz icat edilmedi…
Yoksa, pek çok kimsenin, siyasetçilere karşı saygısı ve güveni hiç kalmaz ve bizler kimlerin arkasından gidiyormuşuz diye kederlere boğulurlardı..”
Özellikle siyasilere yöneltilen “Namaz ölçermetreler” kısa sürede arıza yapar, ıskartaya çıkardı… Öyle ya, hep ayni olumsuz neticeyi veren aletin sonunda tepesi atmaz mı? “Bu zamana kadar topunuz nasıl da halkımızı kandırmışsınız” diye isyan etmez mi?
Dünya var oldukça, dinin ipine (sömürmek için) sarılmayan siyasetçi görmek kolay kolay mümkün olmayacaktır. Kimse bu yazdıklarımızın karşısında kahramanlığa soyunup “ben alâyım” diye tavır almaya kalkmasın.
Ne yazık ki gerçek böyle!
Haşim Kılıç ve İlk üç madde…
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesinin değiştirilebileceği şeklinde anlamlandırılan bir açıklamada bulundu.
Açıklama toplumda yaratacağı sonuçlar ve ortaya koyacağı düşünceler ve kuşkular açısından son derece önemli!
Haberi Hürriyet Anakara Temsilcisi’nin anlatımından (3 Ekim 2010 tarihli Oktay Ekşi’nin köşesinden) veriyoruz.
“Bence (değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen) ilk üç maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Laikliği, demokrasiyi, hukuk devletinin daha da ileri götürecek düzenlemeler engel olmaması gerekir. Değişiklikler ilk üç maddede ki değerleri geri götürmüyorsa Anayasa mahkemesi izin veriyor. Bu değerlerin içini boşaltan düzenlemeler ise izin vermiyor O nedenle gerektiğinde ilk üç maddeye pozitif olarak dokunulabilir…”
Buyurun buradan yakın!
Durup dururken Anayasanın değiştirilemez ilk üç maddesinin değiştirilmesine yönelik düşünce neden ya da nereden ortaya çıktı ki? Böyle bir gereklilik mi doğdu, doğduysa bunun doğduğunu kim nasıl ve neyle açıklayacak?
Değiştirilemez diye kesin hüküm konmuşken, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın çıkıp ortaya siyasetçi gibi böyle fikir beyan etmesinin ardında nasıl bir pozitif düşünce olabilir ki?
Yarın herhangi bir partinin bu yönde yapabileceği (haddini aşan) girişimi, dava olarak önlerine geldiğinde, Kılıç’ın vereceği kararın ve oyun tarafsız ve objektif olduğuna nasıl inanılacak?
Sayın Başbakan, kısa süre önce halkın önünde ne demişti? Kendine karşıt olduğunu ve konuşmalarıyla siyaset yaptıklarını ima ettiği hakim ve savcıları kastederek “Siyaset yapacaksanız çıkarın cüppelerinizi soyunun siyasete!..”
Bu durumda Başbakan Tayip Erdoğan çıkıp ortaya yine halkın önünde Anayasa Mahkemesi Başkanı’na yönelik ayni şeyleri söylemesi gerekmez mi?
Demek ki, özellikle devlet yönetiminin üst noktalarında bulunan siyasetçilerin; siyaseten edecekleri her sözü, geleceği düşünerek önceden iyice ölçüp, biçip tartması gerekiyormuş. Bu bir kez daha anlamlı biçimde anlamış olduk…
“Biz”den diye nitelendirdikleriz, her zaman ve ne yaparlarsa yapsınlar “pek alâ” öbürleri ayni şeyleri yapınca “pek kötü” öyle mi?
Yüksek yargı üyesi Anayasa Mahkemesi Başkanı; İlk üç maddeye yönelik olarak, bu maddelere “pozitif olarak dokunulabilir” ifadesi ile neyi kastetmiştir? Maddelere pozitif olarak dokunurken, neler yapılması gerektiğini “somut anlatımlarla” ne şekilde ifade edebilir? Haşim Kılıç yasama ya da yürütme organının bir üyesi midir ki, böyle sözler edebiliyor!
Sonuç
Haşim Kılıç’ın sözlerini, yaklaşımını, zamanlamasını; manidar ve talihsiz bulduğumuzu…“pozitif bir niyet ve düşünceyle” böyle bir açıklama yapmış olacağına ihtimal vermediğimizi, özellikle ve üzülerek belirtmek isteriz…
Keşke, gerilimin doruk noktada olduğu içinde bulunduğumuz dönemde, ülkenin Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın ağzından böyle sözler çıkmasaydı!.. Haşim Kılıç’ı fikren ve eylemsel olarak AKP’nin yayında gören kimileri diyecektir ki; “ gerçek niyetleri nasıl da yavaş yavaş ortaya çıkıyor..”
Böyle düşünenlere, acaba “haksızsınız ve gereksiz kuşkulara kapılıyorsunuz” diyebilir miyiz? Takdiri sizlere bırakıyoruz…
BURHAN ÖZBEY