Son Haberler
29.05.2012 Salı 15:51
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

NATIONAL PUBLIC RADIO: TÜRK HÜKÛMETİ GÜCÜ ELE GEÇİRMEKLE SUÇLANIYOR
20.08.2010 19:00

WASHINGTON, 20/08(BYE)--- ABD genelinde 26 milyon dinleyicisi olan National Public Radio'nun 18 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Peter Kenyan imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:

Kökleri İslam'a dayanan Türkiye'deki AK Parti gücü ele geçirdi ve ordu Türk toplumundaki saygın yerini kaybetti. Askerî kontrol yerine sivil kontrolü tercih edenler de dâhil olmak üzere Türkiye'nin modern bir devlet olmasını isteyenlerin bazıları mevcut hükûmetin demokratik reform çerçevesinde çok fazla güç elde ettiği yönünde endişe duyuyorlar.

LINDA WERTHEIMIER (Sunucu): Şimdi, NATO'da Müslüman çoğunluğa sahip yegane ülke Türkiye'ye dönüyoruz. Türk ordusu uzun bir süredir, laik ulusun sembolü ve ülkeyi kimin yöneteceğine karar veren önemli bir güç olarak görülüyordu. Ancak mevcut sivil hükûmetin meydan okuyuşuyla ordunun Türk toplumundaki saygınlığı azaldı. Türkiye'nin modern bir devlet olmasını isteyenler hükûmetin demokratik reform adı altında çok fazla güç elde etmesinden kaygı duyuyor.

NPR muhabiri Peter Kenyon İstanbul'dan bildiriyor:

PETER KENYON: Ordunun Türkiye'deki yaşam üzerindeki rolüyle ilgili son dönemlerdeki tartışmaları tetikleyen olay çok da sarsıcı bir şey değildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ordunun üst düzey bir rütbeye atamak istediği adaydan vazgeçip siyasi görüşleri söz konusu adaydan çok da farklı olmayan başka bir adayı tercih etmesini istemişti. Sivil liderlerin ordu üzerinde böylesi bir baskı kurması Türkiye'nin modern tarihinde az görülen ve hatta şaşırtıcı bir durum. Yıllardır sadece Türkiye topraklarını değil, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün modern laik devlet vizyonunun da savunuculuğunu yapan Türk Silahlı Kuvvetleri dokunulmazlık içinde faaliyet göstermeye alışmıştı. Hoşnut olmadıkları hükûmetleri devirmekte tereddüt etmeyen generaller 1960, 1971 ve 1980 yıllarında darbe yapmışlardı. Ancak son yıllarda iktidardaki hükûmet daha girişken bir tavır sergiledi ve üst düzey ordu yetkililerinin yıkıcı ve bazen de haince davranışlarda bulundukları iddiasıyla bir dizi tutuklamalar gerçekleştirerek orduyu şaşkına çevirdi. Söz konusu iddialar doğrulanmadı ancak analistler ordunun imajının yine de zedelendiğini ileri sürüyorlar.

İngilizce yayımlanan Today's Zaman gazetesi köşe yazarı Yavuz Baydar, ordu ve destekçilerinin hâlâ etkili olduklarını ancak Türkiye'de artık hükûmetlerin, generallerden ziyade seçmenlerin hoşnutsuzluğundan endişe duyduğu bir döneme geçildiğini söyledi.

YAVUZ BAYDAR: Ancak ordunun artık darbe döneminin tamamen bitmiş olduğunu anladığı kesin ve daha şimdiden hükûmetle görüşmelerde bulunduklarını düşünüyorum.

PETER KENYON: Hükûmetin generaller üzerinde siyasi güç elde edişi, bir dizi anayasal reform gerçekleştirmeye çalışan ve gelecek ay bu reformları referanduma sunacak olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için önemli bir dönemde gerçekleşti. Erdoğan bu referandumu, geçmişteki darbelerin benimsenmemesi ve 1980 yılında gerçekleştirilen darbenin ardından askerî yönetimin etkisi altında hazırlanan Anayasa'nın yeniden ele alınması için bir fırsat olarak görüyor.

İstanbul Yeditepe Üniversitesi Profesörü Emrullah Uslu, AK Partinin demokratik reforma olan bağlılığındaki samimiyetin bazı Türkler tarafından sorgulandığını belirtti.

PROFESÖR EMRULLAH USLU: Dürüst olmak gerekirse, hükûmet kapsamlı bir demokrasiyi teşvik etmedi. Bu hükûmetin tarihsel anlamda bir adım ileriye iki adım geriye attığını biliyoruz.

PETER KENYON: Analist Gareth Jenkins, AK Partinin 2002 yılında oy çokluğuyla iktidara gelmesinin ardından Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini elde etmeye yönelik zorlu mücadelesi çerçevesinde samimi reformlar gerçekleştirdiğini ancak iktidarda geçen sekiz yılın ardından birçok kişinin artık hükûmetin demokrasiyi mi yoksa kendi çıkarını mı ön plana çıkardığı yönünde kuşkuları olduğunu söylüyor.

GARETHY JENKİNS: İlk başlarda hükûmet daha demokratikti ancak artık gittikçe daha fazla otoriter bir hükûmet oldu. Elbette, ordunun sivillerin kontrolu altında olması demokrasinin ön koşuludur ancak bu demokrasi bağlamında tek başına bir anlam teşkil etmez. Bunun en iyi örneğini verecek olursak Rusya'ya bakabiliriz; Rusya'da ordunun kontrolü sivillerin elinde ancak tam demokrasiye yönelik hiçbir gelişme yok.

PETER KENYON: Söz konusu endişelerin abartılı olduğuna inanan hükûmet yanlıları, en ciddi eleştirmenlerin bile Erdoğan'ın liderliğinin ihtiyatlı ve adım adım bir değişim yaklaşımı içinde olduğunu kabul ediyorlar. Ancak geçmişten gelen bazı tabular yıkılırken, kimileri eski laik elitin devrilişinin yeni bir demokratik elite mi yoksa sadece yeni bir dinî elite mi yol verdiğini düşünüyor.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.