Yeni yıl mı? Eskisine ne oldu ki? Daha ben onda tam ne yaşadığımı çözemedim ki!
O kadar garip hissediyorum ki kendimi…Sanki yılanın sırtına göre bir şekil aldı vücudum. Onunla sürünüyor, onunla tıslıyorum.
Bir yılbaşı eğlencesi nedir bilmem. Bir balo, şölen, kutlama yemeği bile türlerinin içinde fark edilmeme duygusuna ittiğinden beni ve ayrıca gideceğimiz yerin toprak olduğu gerçeğinden uzaklaştırması, oldum olası itici gelmiştir bana. Noel babanın çocukken de o kırmızı elbiselerine, kızağına ve hediye çuvalına inanmamıştım. Çünkü eğer öyle biri bu evren üzerinde varsa bir tek Amerikalı çocukları sevindiremezdi. Gece 12:00’ye 10,9 çekmemiştim. Çünkü o sayılar bir türlü ‘0’a gelmiyordu. Bir tek atın üstüne üşüşen sinekler gibi kuyruğuyla oynadığım oyunun sonuna geldiğimi hissederdim. Çünkü ben değilse de at bir yıl daha yaşlanmıştı.
Benazir Butto’nun kafasından düşecek gibi duran türbanın başımla talak’ını bir kurşunun insafına bırakacağım andır büyük bir gösteriyle fişeklerin havada patlaması.
Yani yılbaşı tebrik değil, terdit aracıdır benim için.
Bunu sırf başka ulusların geleneği diye değil, Havra-sinagoglardaki, Kilise’deki ve Camideki Allah’ın bizden istediği şeyin aynı olduğuna inancımdan reddediyorum. Bir gün eğer bir durumu, tarihi olayı, zaferi kutlayacak ve hüdus olarak ilan edilen bir bayramın içinde bulacaksam kendimi o zaman, doğduğumda ailemin sevincine karışmam, ölüm anımı geciktirmem ve koloniler, ketler, üstün iradeler olmadan her sınavı verebilmek hatta girmemem mümkün olmalı…Bunlar mümkün değilse yılın son günün 12:00’yi gösteren saniye ve dakikasından bir şey beklemek de saçmalık olur. Kiii unutmayalım, geçen yılda aynı saatlerde coşku vardı ama bütün bir yılı kasavet içinde geçirdik ülkemiz adına. Ha ölelim mi? Ağlayalım mı? Hayır…Ne karalar bağlayalım nede kırmızılar giyelim…Bütün bir yılın hayırlara ve bedialara vesile olması için dua edilecek mübarek günleri de görelim, bilelim.
Bir yıldız parlamak için geceyi beklerken, insanoğlu yumar ya gözlerini
Bir güneş doğmak için günü ağartırken, insanoğlu döker ya küllerini
Bir ay gökyüzüne bir dilim pasta iken, insanoğlu bulup getiremez ya içeceğini,
Bir şimşeğin öfkesini tutamadığı gibi insanoğlu hatasına sahip çıkmaz ki!
Yani güne takvime uymanın da var mıdır bir alemi?
hulyaokur06@gmail.com