Ne oldu eski devrimcilere...
Eski devrimciler peri oldu çoktan, elinde sihirli değnekleri olmayan!..
Hiç olmamıştı zaten yıldızlı değnekleri!..
Fırsat kalmamıştı kalın kalın sopalardan, kaba saba dokunmalardan, tek özelliği kafiye olan sihirsiz sözcüklerinden!..
Yeni olan sadece perilikleri; bir köşeden, radikal bir bucaktan, güya en sol cenahtan, küçük bir peri düşkünü grup için...
Devrimcilerin en eskileri şimdilerde madencilik yapıyorlar, yer altına inmeden, eski mavi şimdi ki beyaz gömleklerine is lekeleri değdirmeden!..
Kol düğmeleriyle parlayan manşetlerine yüzü siyahları bulaştırmadan, kalplerine el sürmeden hiç...
Uzaktan!.. Anlamadan!.. Gerçekleri yaşamadan!.. Bir köşeden, radikal bir bucaktan!..
‘Yol’du dertleri; uzak ufukları adımlarken tek başına yahut topluca, başka türlü nefeslemekti dünyayı!..
Tümden değiştirmekti kocaman nidalarla havayı güya!.. Tıknefesler şimdi, sütun sütun!..
Hanlara, hancılara tepkiliydiler gırtlağın son deliğine kadar... İrili ufaklı hanlar işletiyorlar ömürlerinin bu demlerinde!..
Değirmenlere karşıydılar, kavruk tenlileri acımadan, tanımadan, umursamadan bir bir öğütüyor diye, değirmenci oldular mutlu mutlu!..
Emek sömürüsü içindi eski savaşları; artık kendi çocukları için eziyorlar ötekilerinin çocuklarını...
Yazın, düşün aleminden tekaüt olalı çok oldu!.. Hiçliğe vurdu kendini birçoğu...
Torunu yaşında kızları, eski hikayelerle morfinlemekte kimileri, kuru çeşmelerden gürül gürül su beklemekte, öyle dışındalar edebin!..
Eski huyları bu zaten... Kurumuş topraklara işeyerek, çağlayan şelaleler yapmak istediler ya hep!..
Oysa istiyorsan çok, yapabiliyorsan, azmin, çalışma gücün varsa, hırslı ve inatçıysan, samimiysen; işeyeceğine sence çorak topraklara, git bir kaynak bul oluk oluk akan!..
Heyhat!.. Nafile çabalarla, mide bulandırmak çok daha kolay geldi!..
Aydınlıkla, sapkınlık bulamacı, eski bir yemeğin dışkısını çomaklamak çok daha cazip geldi!..
Sonbaharlarla kızıla dönmüş yapraklar döküleli çok oldu buralarda...
Kızıl yapraklar için mümbit değil bu topraklar...
Olsa olsa, yeşeren yapraklar önce sararır, sonra kızarır!..
O da kaçınılmaz doğa devinimi!..
Devrimi değil, devinimi!..
Ne oldu eski devrimcilere peki!?.
Radikal madikal, cumhur mumhur ve umutlu bir gün oldular işte!..