NECATİ DOĞRU VE RUHAT MENGİ’DE OLMASA…
Deniz Feneri olayı göz göre göre hasıraltı ediliyor.
Kim ne derse desin artık AKP’ye ve onun üst yönetimine, özellikle de Sayın Başbakan’a siyasetçi olarak güven kalmadı…
Ergenekon olayını ısrarla yakından izleyen AKP; Deniz Feneri olayına son derece soğuk…
Vatan gazetesinin iki başarılı yazarı Necati Doğru ve Ruhat Mengi olmasa, Deniz Feneri olayı iyiden iyiye unutturulacak…
Sürekli alınlarının secdeye değdiğinden dem vuran ya da kendilerinin dini bütün Allah korkusu taşıyan kişiler olarak göstermeye çalışan, adları sürekli din odağı tarikatlarla yan yana söylenen zevat, neden Deniz Feneri davasında dut yemiş bülbül gibi susuyor?...
Haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında susmak günah değil mi?
İktidara geldiklerinde sözde “acil eylem planları(!)” vardı.
Yolsuzlukların damarına girdiklerini söylüyorlardı…
Hele üç yıl bekleyin, cebiniz para görecek diye halka vaatlerde bulunuyorlardı.
Herkese hak ve adalet dağıtacaklardı.!..
Ne oldu? Sonunda kimin cebi para gördü? Kim ya da kimlerin çocukları ve sülaleleri zengin oldu?...
X
Aşağıda okuyacağınız yazı, internette bu sitede 22 ağustos tarihinde yayınlanmış olan yazımızdır. Tekrar okumakta ve hatırlatmakta fayda var.
Deniz Feneri olayını Vatan gazetesi köşe yazarı yazar Sayın Doğru’nun ısrarla üzerinde durduğu gibi unutmadan buyurun yazıyı birlikte okuyalım;
“DAMARDAKİ YOLSUZLUKLAR NE OLDU?
Yaşamımız boyunca, “yolsuzluklar” sürekli ilgi alanımız içinde olmuştur.
Yolsuzluklara karşı duyarsız kalamamak gibi bir karakterimiz var.
Başlangıçta meslek itibarıyla oluştu bu duyarlılığımız.
Zira devlette kesintisiz olarak 25 yıl müfettişlik (başmüfettişlik ve teftiş kurulu başkanlığı) görevini yürüttük.
Ömrümüzün neredeyse tamamı yolsuzluk olgusuyla uğraşarak geçti..
Özyapımız gereği, müfettişlik görevini yürütmeseydik bile,
yolsuzluklara karşı müthiş tepki koyan,
“nasıl olur bu!” diye alevlenen ateşli bir yapımız var.
Kimi arkadaşlarımız;
“kardeşim nedir bu feveranın, bu ülkeyi sen mi kurtaracaksın, otursana oturduğun yerde, görmüyor musun, herkes vatan millet diyerek bir dümen tutturmuş, çıkarına bakıyor…” diye çoğu zaman lafı ağzımıza tıkarlar.
Yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma, yalnız bu devirde mi oldu ya da oluyor?
Osmanlı tarihini derinlemesine okuduğunuz ve incelediğiniz zaman göreceksiniz ki, pek çok sadrazam rüşvet ve yolsuzlukların deryasına bulaşmışlardır. Padişahların rüşvete bulaşma ve yolsuzlukları ise yazmakla anlatılamaz…
Başbakan Recep Tayip Erdoğan,
bundan üç dört yıl önce çıktı ortaya dedi ki:
“Yolsuzlukların damarına girdik, ilerliyoruz…”
Aradan dört yıla yakın bir süre geçti…
Sayın Başbakan ve partisi AKP hâlâ damardalar mı?
Yoksa damardan çıktılar da bizim haberimiz mi olmadı bilemiyoruz.
Ancak, basında çıkan haberlerden öğreniyoruz ki:
“Yolsuzluklar AKP döneminde tam 8 kat artmış” (Sözcü – 21 Ağustos 2008)
Deniyor ki; Şaban Dişli olayı, bu tür yolsuzlukların bilmem kaçta biri.
İstanbul belediyesinde imar komisyonunda günde 400 dosyaya onay veriliyormuş…
Daha neler neler!..
Burada sözü Vatan gazetesi yazarı Zülfü Livaneli’ye bırakıyoruz. (*)
“ …Yıllar bana, çalan çırpan siyasetçinin yükseldiğini, haram kuruşa dokunmayanların ise silinip gittiğini gösterdi.
Bu memlekette soygun yapan adamın şansı açılıyor.
Herkes onu son derece becerikli, iş bilir ve yaman olduğunu düşünüyor.
Son otuz yıl içerisinde hırsızlığa bulaşmamış hangi belediye başkanı varsa battı.
Milyonlarca doları götürenler ise basamakları üçer beşer tırmandı.
Hem servetleri arttı, hem de kariyerleri.
SERVET DEDİYSEM EV, ARABA YAT KAT ANLAMAYIN; DÜNYA ÇAPINDA PARALARDAN YÜZ MİLYONLARCA YA DA MİLYARLARCA DOLARDAN SÖZ EDİYORUZ BURADA.
Bu insanlar herhangi bir Batı ülkesinde mutlaka yargılanır ve hesap verirlerdi ama Türkiye’de siyasetçi bu açıdan güvence altında.
Anlı şanlı sistemimiz hırsızlığa dokunmuyor.
……….
Bugüne kadar olup bitenlere bakınca,
geleceğe ait şöyle bir tahmin yürütüyorum.
Bakın çevrenizde ki siyasetçilere, milletvekillerine, belediye başkanlarına, bakanlara.
Bunlardan hangisi karışık işlere bulaşmamış, devlet malını yedirmemişse,
yok olmaya mahkûmdur.
Tam tersine; imar izinlerinden dünya kadar para çarpan, giderek zenginleşen, rüşvet aldığını saklamak gereğini bile duymayan biri varsa, o yükselecektir.
Bunların en cesuru başbakan olur ileride.
Eğer bir siyasetçi hakkında,
‘yahu bırak onu, hırsızın biri, önüne gelenden rüşvet alıyor,’ sözünü duyarsanız, adamı şimdiden tebrik edebilirsiniz.
Türkiye’nin yeni lideri odur”
X
Başbakan’a soruyoruz;
“Sayın Başbakan!
Yolsuzlukların damarında yaptığınız faaliyetler halen ne durumda?
Neler tespit ettiniz?
Ne gibi büyük yolsuzluklar yapıldığını belirlediniz?
Halihazırda, partiniz görevlileri damarın içindeler mi,
yoksa damardan çıktılar mı?
Lütfen “AK Parti(!)”, daha doğrusu iktidarınız,
bu konuda neler yaptı ya da neleri akladı,
pardon belirledi?
Açıklamanızı bekliyoruz…”
BURHAN ÖZBEY
(* ) (Vatan – 20 Ağustos 20008 – “Bal tutan parmağını yalasın mı, yalamasın mı?)