Untitled DocumentDünyanın en etkin iş dünyası uzman ve yazarlarından olan ve Mor İnek
kitabıyla sanıtş rekorları kıran, Squidoo’nun kurucusu ve CEO’su Seth Godin
halen dünyanın en çok ziyaret edilen ve okunan iş dünyası blogunun da sahibi.
Seth Godin. Elma yayınlarından neşredilen Mor İnek
ve Bütün
pazarlamacılar Yalancıdır, Timaş Yayınlarından neşredilen Büyük
Mor İnek, Rota Yayınlarından neşredilen Ödülü
İçinde, İzinli
Pazarlama, Fikir
Virüsü ve Profil Yayınlarınca neşredilen İşinizi
Küçümsemeyin ve DİP adlı
kitapları Türk okurlarının yakından tanıyıp ilgi gösterdiği bir isim.
Seth Godin’in son eseri Takım
Oyunu geçtiğimiz günlerde son kitaplarını yayınlayan Profil yayınları
arasında neşredildi. Rehberliğinize ihtiyacımız var alt başlığını taşıyan kitap
hakkında fazla söze gerek yok. Seth Godin’in daha önceki kişişel gelişim ve
rehberlik kitaplarında kullandığı üslup ustalığı ve sadelik bu kitap içinde
geçerdi.
Özellikle ekonomik krizin dünyayı kasıp kavurduğu şu günlerde başarılı
takımların ayakta kaldığı da dikkate alınırsa, Takım Oyunu’nun önemi ortada...
Haber 7 Kitap Dünyası olarak bu kitaptan sizlere göz kirası olarak, özellikle
Liderlikle ilgili kısımlardan bir seçki yaptık. Çünkü iyi bir Takım Oyunu iyi
bir liderle oynanır ve ayıptır söylemesi bu oyunu iyi oynayanlardan birisinin
Haber 7, liderinin Ünal tanık olması da bunun en kanlı canlı örneği.
"Liderler olmadan taraftar olmaz. Siz bir lidersiniz. Size ihtiyacımız var."
diyen kitap hakkında yazar şunları söylüyor: "Bu kitap yeni bir şey
anlatmaktadır. Herkes sadece bir pazarlamacı değildir, artık herkes aynı zamanda
bir liderdir. Takımlardaki, gruplardaki, ortak çıkarlara sahip çevrelerdeki
pat¬lama, bir farklılık oluşturmak isteyen herkesin bunu yapabileceğini
göstermektedir"
İşte kitapta Seth Godin’in sizi liderliğe ikna etmeye çalıştığı bölüm:
Neden lider olmalısınız? Ve Neden Şimdi?
Bu kitapta birkaç büyük fikir bir araya getiriliyor ve bu fikirler bir araya
geldiğinde ortaya karşı konulması güç bir argüman çıkıyor.
Her an her yerde takımlar oluşurken, giderek artan bir lider eksikliği ortaya
çıkıyor. Size ihtiyacımız var.
Benim tezim şu:
• İlk kez bir kuruluşta sadece patron değil, herkesin önderlik etmesi
bekleniyor.
• Günümüzün iş yerlerindeki yapı sayesinde bir şeyleri
değiştirmek çok daha kolay ve bireylere her zamankinden daha çok güç
veriliyor.
• Pazar, bir şeyleri değiştiren, dikkate değer ürün ve hizmetler
oluşturan kurum ile bireyleri ödüllendiriyor.
• Bu cazip, heyecan verici,
kârlı ve eğlenceli.
• Hepsinden önemlisi, aralarında bağlantı kurmanızı ve
onları gitmek istediklere yere yönlendirmenizi bekleyen çalışma arkadaşlarınız,
müşterileriniz, yatırımcılarınız, size inananlar ya da okurlardan oluşan bir
takım dolusu insan var.
Liderlik zor değildir, ancak yıllardır bunu görmezlikten gelmek için
eğitildiniz. Çok büyük bir değişim meydana getirmek için gereken yeteneklere
zaten sahip olduğunuzu fark etmenize yardım etmek istiyorum. Bunun en iyi yönü
şu ki, doğru işe sahip olana veya doğru organizasyonu kurana ya da şirketin
basamaklarında üç basamak daha yükselmeyi beklemenize gerek yok. Hemen şu anda
başlayabilirsiniz.
Liderlik Yönetmek Değildir
Lucy’i Seviyorum dizisinin klasik bölümlerinden birinde, Lucy ve Ethel şeker
montaj hattında çalışmaktadırlar. Şekerler daha hızlı geldikçe, ikisi de
panikler ve bu hızla başa çıkabilmek için şekerlemeleri hızla ağızlarına
doldurmaya başlarlar. Lucy ve Ethel’in yönetim sorunu vardır.
Yönetim, bilinen bir işi yapabilmek için kaynakları idare etmektir. Burger
King yöneticileri işe alır. Bu yöneticiler tam olarak ne yapmaları gerektiğini
bilirler ve bunları gerçekleştirecek kaynaklar kendilerine en düşük maliyetle
verilir.
Yöneticiler daha önce gördükleri bir süreci idare ederler ve bu süreci mümkün
olduğunca hızlı ve ucuza gerçekleştirmek için dış dünyaya tepki verirler.
Liderlik ise, inandığı konuda bir değişimi gerçekleştirmektir.
Kullandığım sözlük liderlik kelimesi yerine kullanılabilecek en uygun
sözcüğün yönetim olduğunu söylüyor. Belki bu sözcük eskiden uygundu, ancak artık
değil. Hareketlerin liderleri vardır ve hareketler bazı şeyleri
gerçekleştirirler.
Liderlerin takipçileri vardır. Yöneticilerin ise çalışanları.
Yöneticiler ıvır zıvır üretirler. Liderler ise değişim.
Değişim mi? Değişim korkutucudur ve lider olacak birçok kişi için bu bir
vaatten çok, bir tehdit demektir. Bu çok kötü, çünkü nerede çalışırlarsa
çalışsınlar veya ne yapıyorlarsa yapsınlar, gelecek liderlerimizindir.
Kral Olmak İyidir
Aslında, istikrarlı bir dünyada kral olmak harikadır. Çok fazla ikramiye. Çok
az mücadele. Krallar her zaman istikrar sağlamaya çalışmışlardır, çünü kral
olarak kalmalarının en iyi yolu budur. Çevrelerinde her zaman iyi doyurulmuş ve
görevleri her şeyi olduğu gibi tutmak olan saray ricacıları
bulundurmuşlardır.
Monarşi, dünyayı nasıl gördüğümüzü önemli ölçüde etkilemiştir. Krallar bize
güç, etki ve işleri halletme konusunda birçok şey öğretmişlerdir. Kral kendi
takımını toplar ve itaati sağlamak için güç kullanır.
Krallıktan şirketlerin nasıl kurulduğunu öğrendik. Krallıktan kâr amacı
gütmeyen kurumları ve diğer organizasyon türlerinin nasıl kurulacağını öğrendik.
Çok yaşa Kral!....
***
... İnanacak Bir şey
Takımlar, inançla ilgilidir; bu bir fikre ve bir topluluğa olan inançtır.
Takımın liderine ve diğer üyelerine duyulan saygı ve hayranlık üzerine
kurulurlar.
Yaptığınız işe inanıyor musunuz? Her gün bu inancınızı koruyor musunuz? İnanç
harika bir stratejidir. Neredeyse aynı anda üç şey oldu. Her üçü de (geçici
olarak rahatsız edici, ancak nihayetinde harikulade olan) aynı sonuca işaret
ediyor:
1. Birçok insan çok çalıştıklarının ve inandıkları bir işte çalışmanın (ve
ortaya bir şeyler çıkarmanın) sadece maaş almak ve kovulmayı (ya da ölmeyi)
beklemekten çok daha tatmin edici olduğunu fark etmeye başladı.
2. Birçok
kuruluş, fabrika merkezli üretim ve hizmet modelinin eskisi kadar kârlı
olmadığını keşfetti.
3. Birçok tüketici, parasını fabrika üretimi olmayan
şeylere harcamaya karar verdi.
Ayrıca zamanlarını satışa hazır fikirler için harcamamaya karar verdiler.
Tüketiciler bunun yerine zamanlarını ve paralarını modaya, hikâyelere, önemi
olan ve inandıkları şeylere harcamaya karar verdiler.
Ve işte buradayız. Bir şeyler gerçekleştirebilecek güce, inandığımız işi
yapma isteğine ve dikkate değer olmamız için bize yalvaran bir pazara sahip
olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Yine de, bu değişimlerin ortasında hâlâ
saplanıp kalıyoruz.
Modası geçmiş kurallara uymaya saplanıyoruz.
Değişimi görmezden gelmekle kalmayıp, değişime karşı savaşan endüstrilere
saplanıp kalıyoruz.
Patronumuzun ne diyeceği korkusuna saplanıyoruz, başımızın derde gireceğinden
korkarak saplanıyoruz.
Hepsinden çok, lider olmak yerme yönetici veya çalışan biri gibi davranmaya
saplanıyoruz. Bir takım yerine bir fabrikayı kucaklıyoruz.
İronik olan, tüm bu korkuların eskiden faydalı olmasıydı.
Değişim korkusu insanın hücrelerine işlemiştir, çünkü değişim riskin ilk
işaretidir. Değişim korkusu geçmişte ise yarayan bir faktördü. Ne var ki
günümüzde, bizi işimizde koruyan korku artık bizim düşmanımızdır; önümüzde duran
engeldir.....
(Haber 7
Kitapla
ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek çin bu
linki kullanabilirsiniz...
