Son Haberler
29.05.2012 Salı 08:18
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

NEUE ZURCHER ZEITUNG: ERDOĞAN, ŞİRKET SAHİPLERİNİ TEHDİT EDİYOR
25.08.2010 19:00

BERN, 25/08(BYE)--- Tirajı günde 125.228 olan Neue Zürcher Zeitung'un 25 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Thomas Fuster imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Viyana çıkışlı haber-yorumun çevirisi şöyledir:

--Başbakan, TÜSİAD'dan Anayasa Referandumu Konusunda Açık Bir Tavır Talep Ediyor--

TÜSİAD, Türkiye'de siyaseten en etkin ekonomik dernek. Ancak dernek, anayasa reformu üzerine yaklaşan referandum konusunda suskunluğunu koruyor. Bu bazı kesimlerde rahatsızlığa yol açıyor, en çok da Başbakan Erdoğan'da.

Türk sivil toplum örgütleri için tarafsız olma hakkı var mıdır? Başbakan Erdoğan'a göre yok. Erdoğan, haftalardır Türkiye'nin en etkili sanayici ve işadamı derneği TÜSİAD'a karşı veryansın ediyor. Derneğin güya kabahati şu: 12 Eylül'deki referandum konusunda bir öneride bulunmamak. Patronlar kulübü olarak da nitelendirilen dernek, hükûmet tarafından önerilen reform paketinin sandıkta desteklenip desteklenmemesi konusunda sessiz kalıyor.

Referandumu, hükûmetine yönelik bir halk oylamasına çeviren Erdoğan için, bu tür bir tutum kabul edilemez. Erdoğan'a göre TÜSİAD, siyaseti de aşan tarihi önem arz eden bir konuya karşı kayıtsız kalamaz. Ateşli Başbakan, öfkelendiğinde sıklıkla yaptığı gibi, eleştirisinde pek de diplomatik sözler kullanmıyor. Erdoğan, "Bitaraf olan bertaraf olur." diyor. Tehdit edici bir ifadeyle de sessiz kalanların, kapı çalındığında hükûmetin de sessiz kalmasına şaşırmamaları gerektiğini söylüyor.

Başbakan ve TÜSİAD arasındaki şov, Türkiye'de ateşli bir tartışma başlattı. Kendisine saldırılan TÜSİAD, Erdoğan'ın baskı denemelerinin çağdaş bir demokraside yeri olmaması gerektiğini düşünüyor. Hükûmet, tarafsız kalan kurumların elimine edileceği tehdidinde bulunursa bunun ülkedeki sivil toplumu güçlendirmeyeceğini vurguluyor. Hükûmeti eleştiren laik çevreler, tarafsızlığın hükûmet tarafından cezalandırılmayı daha fazla engelleyemeyeceğini; herhalde artık İslamcı- muhafazakâr AK Partinin katı bir destekçisi olarak görünmek gerektiğini vurguluyorlar.

Hiç şüphe yok ki Erdoğan, sözlü saldırısıyla bir kez daha amacını aştı. 1971 yılında kurulan TÜSİAD, hükûmetten tamamen bağımsız bir örgüt. Böylece tabii ki kendi fikrine sahip olma ya da bazı konularda susma hakkı da var. Erdoğan'ın korkutma denemelerinin hafife alınmaması gerektiğini, hükûmete eleştirel yaklaşan Doğan Yayın'a karşı vergi makamlarının örneği bulunmayan bir biçimde gerçekleştirdiği sert tutum ispatlıyor. Doğan Yayıncılık, varlığını tehdit eden 3,3 milyar frank tutarındaki vergi cezasıyla karşı karşıya bulunuyor.

Buna rağmen, belli açılardan Erdoğan'ın kızgınlığı anlaşılabilir. TÜSİAD, normalde ekonomik ve siyasi tartışmalara aktif bir biçimde katılıyor. TÜSİAD'ın suskunluğu, hükûmet tarafından sunulan anayasa reformu –odağında meclisin ve vatandaşların haklarının güçlendirilmesi bulunuyor- AB tarafından memnuniyetle karşılandığı ve TÜSİAD aslında AB hedefini güden reform siyasetinin sıkı bir savunucusu olduğu için de şaşırtıcı.

Bunun dışında TÜSİAD, daha 2001 yılında askerî diktatörlük döneminden kalan anayasanın reformu için aktif bir biçimde çabalamış ve bu bağlamda birçok ilan kampanyası yürütmüştü. Derneğin şimdi tam da bu amacı güden bir girişimi neden desteklemek istemediği, bir muamma oluşturuyor. Erdoğan'ın, "2001 ve 2010 arasında neyin değiştiğini" sorması boşuna değil. TÜSİAD tarafından verilen yanıtlar, pek tatmin edici ve inandırıcı değil. Referandum, sanayici derneğini bir teste tabi tutuyor. Sessizliği cesaretsizlik olarak eleştiren ve bir çıkar grubunun görevi olarak açık bir tutum talep edenlerin sesleri artıyor. Ancak TÜSİAD bir uzlaşmaya varamıyor. Gerçi birçok şirket sahibi anayasa reformunu destekliyor. Ancak bazıları da AK Partinin güçlenmesinden ve bürokrasi ve ordudaki egemen güç ilişkileriyle bağlantılı devlet himayesinin kaybından korkuyor. Dernek, pozisyon belirleyemeden hareket ediyor.

Bu yönsüzlüğün arkasında, en başta bir önem kaybı da bulunuyor. TÜSİAD, öncelikle İstanbul ve çevresindeki sanayiyi temsil ediyor. Bir süredir yüksek bir tempoyla yeni bir ekonomik elit yukarıyı zorluyor. Bunlar, Anadolu'dan geliyor, İslamcı-muhafazakârlar ve iktidardaki AK Parti'yi destekliyor. Bu "Anadolu kaplanları", bu yıl Türkiye'nin ihracatının yarısından fazlasını gerçekleştirdi. Ekonomik dengeler yıllardır siyasi güç dengeleri gibi güçlü bir biçimde değişiyor. TÜSİAD, ülkenin lider sanayi derneği olarak bu radikal değişime henüz bir yanıt bulamadı.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.