BERN, 17/08(BYE)--- Tirajı günde 125.228 olan Neue Zürcher Zeitung'un 17 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Thomas Fuster imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Viyana çıkışlı yorumun çevirisi şöyledir:
Mephisto da sözlerle mükemmel bir biçimde kavga edilebileceğini biliyordu. Goethe, Faust adlı eserinde kahramanına bunu söylettiğinde, anlamları bu kadar açık olan "evet" ve "hayır"ı düşünmemiştir. Bu kelimeler birçok anlama gelmeyen bir kesinliğe sahip olan kelimeler diye düşünülebilir.
Türkiye'ye bir bakış, durumun biraz daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Orada evet ve hayır kavramları kısa bir süreden beri genel şüphe altında bulunuyor. İki kelimeyi günlük hayatta dikkatsizce kullananlar siyasi anlamda tarafsız kabul edilmiyor. Bunun nedeni anayasa reformuna yönelik 12 Eylül'de yapılacak referandum. İslamcı-muhafazakâr hükûmet "evet" talep ediyor, Kemalist muhalefet "hayır. " Kim evet derse fiilen hükûmet taraftarı, hayır diyen ise muhalif kabul ediliyor.
Bu sınıflandırma fazla riskli gibi görünebilir. Eski CHP lideri Deniz Baykal ise kısa bir süre önce nikâh şahidi olduğu bir düğünde gelinle damadın evet dememesine çok sevindi. Baykal, gelinle damadın yaklaşan referandum nedeniyle siyasi anlam taşımayan "kabul ediyorum" sözüyle cevap vermesini övdü.
Bu kadar siyasi atmosferde hükûmetteki AK Partinin bir temsilcisinin de geri kalması beklenemezdi. Nikâh memuru olan belediye başkanı, yine bir düğünde çiftin evet demesinin ardından yeni evlilere 12 Eylül'de de aynı içtenlikle evet demelerini salık verdi. Bu siyasi etkiyi düğün davetlilerinin tümü de komik bulmadı ve bir kavga, ah ve vah ile geçiştirildi.
Bu saçma söz savaşında muhalefette olan MHP alışılmadık biçimde hoşgörülü. Parti lideri Devlet Bahçeli, taraftarlarının düğünlerinde "evet" demeye devam etmelerine izin verdi - ancak "düğün dışında hiç bir yerde" evet denmeyecekti.