Son Haberler
29.05.2012 Salı 10:30
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

NEWSWEEK : AHMET DAVUTOĞLU: BİZ BATI'NIN BİR PARÇASIYIZ
13.07.2010 19:00

WASHINGTON, 13/07(BYE)--- Dünya genelinde 4.2 milyon tirajı olan Newsweek dergisinin 9 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yapılan mülakatın çevirisi şöyledir:

Türkiye, neyin peşinde? Birçok kişi artık NATO'nun bu sadık üyesinin Doğu'ya yöneldiğine inanıyor. Türkiye Mayıs ayında İran ile bir nükleer takas anlaşması imzaladı ve Haziran ayında, BM'de İran'a yönelik müeyyide uygulanması hususunda ret oyu kullandı. Daha sonra ise Gazze'ye giden bir yardım filosunda dokuz Türk'ün İsrail güçleri tarafından öldürülmesi uzun süredir müttefik olan iki ülke arasında bir krize yol açtı ve Türkiye'nin dış politikasına dair sorular gittikçe arttı.

Newsweek Türkiye muhabirleri Semin Gümüşel Güner ve Selçuk Tepeli geçenlerde bu konuları görüşmek üzere Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir mülakat yaptı:

SORU: İsrail ile ilişkilerin kopabileceğinden söz ettiniz. Şimdi ne olacak?

DAVUTOĞLU: Burada bir eylem, bir suç mevzubahis. Türkiye'nin talebi oldukça açık: Bir ölüm söz konusu olduğu için öldüren tarafın durumu kabul etmesi ve bu gerçeğe dayalı olarak hukuk kuralları çerçevesinde bir karara varılması için uluslararası bir komisyonun kurulması gerekir. Eğer İsrail, uluslararası bir komisyonun oluşturulmasını istemiyorsa o zaman bu suçu kabul edip özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerekir. Uluslararası toplum ve uluslararası hukuk, söz konusu ölümlerin nedenlerini sorgulamazsa Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti olarak bunu sorgulamaya hakkımız vardır ve bir cevap alana kadar da Türkiye-İsrail ilişkileri asla normale dönmeyecektir. Ayrıca Türkiye'nin tek taraflı olarak müeyyide uygulamaya da hakkı var. "İlişkiler asla düzelmeyecek" demekle "ilişkileri koparıyoruz" demek farklı anlam taşıyor. İlişkiler bir bozulma dönemine girecektir. Bu temayülün böyle devam etmesi hâlinde ilişkilerin varacağı nokta da o olacaktır. Ancak bu, yarın, bir hafta, on gün veya bir ay içerisinde bir şeyler olacağı anlamına gelmiyor. Doğru adımların atılmaması hâlinde ilişkiler bir kırılma sürecine girecektir. Ancak kapalı kapılar arkasında onlara neler söylediğimi sizinle paylaşamam. Ne tür yaptırımlar uygulayacağımızı onlar biliyor.

SORU: Ankara'nın dış politikası "komşularla sıfır sorun" yönündeydi. İlişkilerin kopması hâlinde dış politikada ne gibi bir değişiklik olur?

DAVUTOĞLU: "Komşularla sıfır sorun" politikası önemli bir değer. Ancak aynı oranda değerli olan başka bir şey ise barışı sağlamaktır. Herhangi bir oyuncu barış sürecini engeller, sivilleri abluka altına alır ve onları uluslararası sularda öldürürse "komşularla sıfır sorun" politikası adına barış göz ardı edilemez. İsrail tarafından izlenen bu politikalar bölge barışını tehdit etmektedir. Barışı engelleyici bu politikaları sırf sıfır sorun ilişkisi yaratmak adına görmezden gelmek kesinlikle söz konusu olamaz.

SORU: Türkiye ve Brezilya, İran ile bir nükleer takas anlaşması imzaladı. BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin bu anlaşmayı eleştirmelerine şaşırdınız mı?

DAVUTOĞLU: Türkiye, baştan beri müttefikleriyle birlikte çalıştı. Bütün süreç boyunca, o dönem Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı olan Muhammed El Baradey'in bize anlaşma düşüncesini iletmesinden bu yana güvenilir bir ortam yaratmaya çalıştık. Bu, bizim kendi başımıza yapmak istediğimiz bir şey değildi.

SORU: Türkiye, İran'a daha fazla müeyyide uygulanması hususunda "ret" oyu kullandı. Washington bu ret oyunun kendisine karşı kullanıldığını düşünmüş olabilir mi?

DAVUTOĞLU: Bunun, ABD veya Obama'ya karşı bir "ret" oyu olmadığını defalarca açıkladık. Bu, diplomasi için "evet" anlamındaydı.

SORU: Türk dış politikasının Doğu'ya yönelik bu siyasetleri, Batı'yı kaybetmek pahasına dahi sürebilir mi?

DAVUTOĞLU: Biz, Batı'nın bir parçasıyız. Batı bizi bir dış unsur, kazanılacak veya kaybedilecek bir obje olarak görüyorsa yanılıyor. NATO'da her ülkeyle eşit konuşma hakkına sahibiz. Kimsenin, Batı ittifakını kendi alanı olarak görüp, kimilerini katıp kimilerini dışlamaya hakkı yok. Batı değerleri arasında yumuşak güç, ekonomik dayanışma ve insan hakları var ise o zaman biz bunları savunuyoruz. Ancak şu an bir testten geçiyoruz. Açık denizde dokuz sivil öldürüldü. İnsan hakları, Doğulu veya Müslüman bir ülke tarafından ihlal edildiğinde karşı durup İsrail ihlal ettiğinde susacak mıyız? Bu çifte standart bir Batı değeriyse biz bunu desteklemiyoruz.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.