NÖBETÇİ VATANSEVER OLMAK
Herkes susuyor…
Hayır susmuyor! Yanlış söyledik!
Sadece etliye sütlüye karışmıyor…
Bu ülkeyi, Atatürk’ü, Cumhuriyeti, demokrasiyi, özgürlüğü ve laikliği sürekli olarak sevdiklerini söyleyenler, şimdilerde derin bir kış uykusundalar…
Ya da üzerlerinde ki ölü toprağını atamıyorlar…
Peki, ne yapıyorlar?
Cıkmışlar türbine, yakmışlar sigaralarını, ünlü fıkrada olduğu gibi “Du bakali” bu işin sonu nereye gidecek diye, olanları bitenleri film seyreder gibi izliyorlar…
Tıpkı, düşman kurutuluş savaşında kapıya dayandığında, Mustafa Kemal’den öncekiler gibi…
Tıpkı, Humeyni’den önceki çağdaş, demokrat düşünceli, fütursuz İranlılar gibi…
Tıpkı, bölünüp, parçalanmadan önceki gelecekteki felaketi bir türlü kavrayamamış Yugoslavlar gibi…
Mustafa Kemal ülkenin şansı olurken;
Humeyni İran’ın, çağdaş ülkelerden, demokrasi ve özgürlüklerden kopuşunda, “Medeniyet buldozeri” oldu…
Yugoslavya ise artık tarihte yıkılan ve yok olan ülkeler sayfasında yerini almış durumda…
X
Okur suskun… Kitleler suskun...
Sivil toplum kuruluşları suskun…
Meslek odaları sendikalar suskun…
Üniversiteler suskun…
Yıllardır Avustralya’da ailesiyle yaşayan, yazılarımıza sürekli olarak ve sıkça göndermekte olduğu yorumlarından “tam bir vatansever” olduğunu anladığımız Saygıdeğer okurumuz “Adanalı İrfan” bu suskunlukta umuda bizi mutlu eden, nadir okurlarımızdan biri. “Adanalı İrfan” imzası, kendi seçtiği ve bize yorumlarla ulaştığı kimliğidir…
Rüzgarlar Adanalı İrfan’ın Avustralyalardan buralarda estirdiği anlamlı ve yürekli mesajlarını bizlere ulaştırırken, benim ülkemde “bu konularda” yaprak kımıldamıyor!..
Hep birlikte “Allah rahatlık versin” lerin içindeyiz…
Sanki, ülkenin kötü gidişten kurtulmasında, bütün ihale Tuncay Özkan’a kalmış gibi, “NÖBETÇİ VATANSEVER” olarak onu görevlendirmişiz!
Hızla yaklaşmakta olan rejim çöküşünü, sadece bir avuç insanın mücadelesine terk etmişiz…
Prof. Yalçın Küçük Yeniçağ tv’ye yapmış olduğu açıklamasında;
“Türkiye bölünme ve sert bir iç savaş içine girmiş durumdadır” diyor.
Kiminle karşılaşsak ya da konuşsak; “boşuna uğraşmayın ve çırpınmayın Türkiye artık gitti, yapacak bir şey kalmadı” görüş ve tablosunu sergiliyor…
Konuştuklarımız, çevremiz, sohbet edebileceğimiz yakın tanıdıklarımız neredeyse hemen hepsi, “kadercilik” psikolojisine girmişler…
“Artık ne olacaksa olsun da bir an önce başımıza ne geleceğini görelim” umutsuzluğuna düşmüşler…
Ne kadar kötü ve isyan ettirici bir durum!
Gidişata karşı tepkili konuşanlar, uyarıcı köşe yazıları yazanlar, tavır koyanlarda da bir “umut yıkımı” gözlemliyoruz..
Sanki inanmadan konuşuyor, yazıyor ve tavır koyuyorlar gibiler…
“Ne yapalım, gidişatta değişen bir şey olmayacak, gitti gider ama biz yine üstümüze düşen görevi yapalım” görüntü ve imajını sergiliyorlar…
Uyan ey saygıdeğer okur!
Uyan ey kendini kadere teslim etmiş, yüreğinde gerçek vatan sevgisi olan sevgili vatandaşım!
Uyan ey Atatürk’ün ülkeyi kendilerine emanet ettiği, eğitim, iş, aş telaşına düşmüş güzel yurdumun sevgili gençleri!...
Uyan ey güzel Türkiye’min, tüm sevgili insanları !...
Hâla “Köprüden önce son çıkış” a gelinmedi!
Hâlâ geri dönülmezlik noktasına değiliz!
Çık ortaya; “NÖBETÇİ VATANSEVER” olarak anayasanı, Cumhuriyetini, Atatürk devrimlerini, laikliği ve sosyal devleti gümbür gümbür savun ve bu uğurda demokratik platformlarda anlamlı mücadeleni ver!
Aksi halde bu derin “sessizliğin” ve akıl almaz “kabuğuna çekilmişliğin” sana hiç mi hiç hayır getirmeyecektir!
Bunu bil!
Ne dedik? Hâlâ “köprüden önce son çıkış” a, yani “geri dönülmezlik noktasına gelinmedi.
Son uyarı:
VATANSIZ VATANSEVER OLUNMAZ!
BURHAN ÖZBEY