O MUHTEŞEM AĞLAYIŞ!
Yaşı çok genç, yirmili yaşlarda olmalı…
Yaşamının baharında güzel bir genç kızımız ya da kadınımız…
SHOW TV’ de yayınlanan “Var mısın Yok musun” programının katılımcısı…Programı sürekli izleyenler onu yakından tanımış olmalı.
Tertemiz bir yüzü mahsun bakışları var…
Acun Ilıcalı’nın sunumunu yaptığı ve tüm ülkede ilgiyle izlenen, 25 Mart gecesi programının ikinci yarısından sonra, kutu açan katılımcı olarak, programın kritik sayılan bir sürecinde, sıra kendisine gelince önündeki kutu kapağını kaldırdığında en yüksek ikramiye olan 500 bin YTL’yi açarak , yarışmacının büyük ödülü kazanma umudunu yittittirdiği için, üzüntüsünden program boyunca sürekli gözyaşı döktü…
Programın yarışmacısı, Ahmet Bey isminde sempatik ve pozitif duygu ve mesajlar yansıtan, genç sayılacak yaşlarda, küçük ve güzel bir kız çocuğuna sahip bir katılımcıydı… Kızı program sürecinde hep yanındaydı…
Biz o programda ve “O muhteşem ağlayış”ın ardında yürekten yüreğe seller gibi akan, saf duru tertemiz bir insan sevgisi gördük!
Genç kızımız (ya da kadınımız) yarışmacıyı sevindirecek bir rakamı kutusundan açamadığı ve onu yoğun üzüntü ve umutsuzluga sevkettiği için, yarışmada suçlu olarak kendini gördü…
Program boyunca yarışmacı Ahmet Beyin kendisinde sonra açtıracağı kutularda güzel (mavi grubundan) rakamlar çıkması ve kendisi kutusundan çıkan rakamın yarattığı umutsuzluğun telafisi için adeta yüreği tirtir titredi!
Bakışlarından ve gözlerinden süzülen yaşlarda bunu anlamamak mümkün değildi…
Her kutu açılışında mahsun ürkek ve gözü yaşlı bakışlarla Allah’a dua edercesine açılacak kutulara bakıyordu.
Kimi zaman yarışmacı Ahmet Beyin talihinin düzelmediğini gördükçe yoğunlaşan üzüntüsünden başını yanında belki babası yaşındaki yarışmacının boyununa yaslamak zorunda kalıyordu…
O gözyaşlarında tek bir yapmacıklık yoktu!
O hüzünlü titrek ürkek bakışlarda en küçük şovdan eser yoktu!
Hep ağladı!
İçten ağladı!
Sürekli gözyaşı döktü!
Bir insan kendisine çok yakın olmayan, yarışma süreci içerisinde kısa bir dönem için tanıdığı bir insan için böylesine hüzün taşıyamazdı…
Bu satırların yazarının evladı yerine koyduğu ağlayan o kızcağız/kadıncağız, programı dikkatle izleyen milyonlarca izleyiciye çok eminiz ki, içinde yaşadığımız şu karmaşık ve nereye varacağımız belli olmayan günlerde, anlamlı bir insanlık dersi verdi. Tabi, “o muhteşem ağlayışıyla!”
İşte ülke bu!
İşte biz buyuz! Kardeşliğin, barışın, sevginin, birlikteliğin yaşandığı ve yaşatıldığı iklim bu!
Sadece yarışma sürecinde tanıdığınız ve kaynaştığınız insanlar için, onların umutsuzlukları ve umutsuzlukları adına yürek yüreğe ayni duygu ortamında buluştuğunuz ve sular seller gibi gözyaşı döktüğünüz insanlar bizim…
Sadece ağlayan o kızcağız mıydı?
Programlarda da yer alan öbür kızlarımız ve kadınlarımızın da kaybeden, iyi tahminde bulunamadığı için mahsunlaşan katılımcı arkadaşları adına nasıl içten gözyaşı döktüğüne, izleyen herkes haftalar boyu tanık oldu ve olmaya devam ediyor…
Oysa herbiri, kadınıyla erkeğiyle ülkenin ayrı bir kentinden ve yöresinden gelerek o orada buluşmuşlardı. Birbirlerini ilk kez tanımışlardı. Ayrı kültürlerden gelmiş ayni ortamda buluşmuşlardı… Ama hepsinin ortak bir paydası vardı. Hepsi bu güzel ülkenin bu cennet vatanın birer parçasıydılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları idiler….
Yüksek tepelerde fırtınaların estiği, semalarımızda dönüp duran “Emperyalist akbababaları” görmeden, birbirimiz tüketmeye çalıştığımız bir ortamda ve süreçte; ruhları kararmış, yarın ne olacak tedirginliğinin diz boyu yaşandığı bir zaman diliminde; bir televizyon kanalındaki programda, “gerçek insan sevgisinin tüm güzellikleri yaşanmakta!”
Hangi etnik kökenden gelmiş olurlarsa olsunlar, dost olmanın, kardeş olmanın, birlikte elele tutuşmanın, kaynaşmanın ruhlara huzur veren ve yaşama anlam katan mesajları, burcu burcu ülke semalarına yansımakta!
Günlerdir, ülkede yaşanmakta olan kabusun üzerimizde yarattığı gücümüzü yitiren tükenişinden biraz olsun uzaklaşmak ve nefes almak istiyorsanız;
Ekranda ki “ o muhteşem ağlayışları” görün de, hiç olmazsa bu süreçte ülkemizde insan olmanın, ayni vatanın ve ülkenin elele vermiş birer parçası olamanın güzeliklerinin hâlâ yitirilmemiş olduğunu görüp teselli bulun!
Ankara’da çeşitli kesimlerde ki muhterem zevata da, belki olumlu anlamda bir yararı olur diye ayni tavsiyeyi yapıyoruz!...
BURHAN ÖZBEY