OH LA LA LA!..
Okyanus ötesinden dünyaya hükmeden devin; ince zekası, gelişmiş teknolojisi ve türlü satış becerisiyle; avucuma sığdırdığım kumandanın tuşuna kadar getirdiği ‘beni seyret’ dürtüsünü reddedemedim dün gece, kitabın sayfasını kıvırarak yastığın köşesine...
Maharetlerini nasıl taçlandırdığını görmemi istedi kanımca, büyük bir keyif ve övünçle...
1929 yılından beri her şubat’ta Los Angeles’da yaptıkları gibi, herşeye rağmen...
Geceden en çok hatırımda kalan; yeteneğiyle kürsüye davet edilen genç bir kadının, içini tutmayarak, mutluluğunu gizlemeyerek, alabildiğine vakur ve özgürce attığı, bendenizin de kanını kaynatan, hayallere özendiren, gözlerini imrendiren ve zihnini kurcalayan nidasıydı...
Oh la la la!..
Peki acaba, dünyanın ötesinde atılan bu nidanın bizde, o saat, o dakka karşılığı neydi kimbilir?!.
Ordumuz istikamet aldı, hedef Kandil...
Hayatta türbana izin vermem YÖK yasasındaki Ek 17.ci madde değişmeden...
Lüzümu yok, oğlumu askere asla göndermem...
Atayacağım da, iyi tahkikat yaptınız mı, bizden mi onlardan mı?..
Laf anlamazsan eğer Türk insanı, kredi kartları vurgunu revadır sana...
Allahım, ben, Bel-Pa müdürü!.. İmam nikahlı sevgilimden şikayetçiyim...
Likittir kadınlar, sıvıdır, buyurduğuna göre Kurtlar’ın Polat’ı...
Ali Sami Yen’de yine hüsran var, ve tabii...
80. Oscar Akademi Ödül Töreninde, ‘La Vie en Rose (Kaldırım Serçesi)’ filmindeki rolüyle ödül kazanan Fransız yıldız Marion Cotillard’ın ağzından dökülen bu mutluluk nidasının, o lahza bizdeki karşılığı buydu zihnimde...
Keşke aynı özgür ve mutlu havayı üfleyebilseydi camımdan içeri, taa ötesinden okyanusların...