Okyanus ötesi ve Pensilvanya nasıl bir güç ki?...
Okyanus ötesinde kim var ki; kimi ünlü siyasetçiler, ona “biat” edip boyuna üstü örtülü teşekkür mesajları gönderiyorlar?...
Ayni katogeriden mesajlı teşekkürler gönderilen bir yer daha var. Amerika’nın Pensilvanya bölgesi… Bu yer okyanus ötesindeki yerle ayni yer mi?
Okyanus ötesi ya da Pensilvanya diye tanımlanan bölgede ikamet eden “sihirli” ve “dokunulmazlığı” olan ve kim olduğunu bilmediğimiz (!) simgesel güce karşı; niçin anlı şanlı siyasetçilerimiz karşı koyamıyor da “biat” ediyorlar?
***
Başbakan referandum sonucu ile ilgili olarak yaptığı konuşmada; “okyanus ötesine” teşekkür etti… Herhalde oradaki dağlara, taşlara, ağaçlara teşekkür göndermedi…
Peki öyleyse böyle önemli ve tarihi günde; yaptığı konuşmayı “emperyalist” ülke televizyonları bile canlı olarak yayınlıyorken; Türk ulusu ve dünya Miletleri önünde “okyanus ötesine” açık açık teşekkür mesajı gönderme gereğini niçin duydu?
Eğer teşekkür mesajları ABD’de 10 yıldır yaşamakta olan Fethullah Gülen’e yönelikse - ki hemen herkes mesajın muhatabının Gülen olduğu yargısına vardı.-, eda edilen teşekkür için, ne oluyoruz, nereye gidiyoruz diye kaygılanmak normal değil mi?
“Bu arada Başbakan Erdoğan'ın ilk kez cemaate ve onun lideri Fethullah Gülen'e açıkça teşekkür mesajı yollaması çok ilginçti ve kayda değerdi. Gülen de ilk kez bu referandumda açıkça taraf olmuştu.” (Akşam – İsmail Küçükkaya – 13 Eylül 2010)
***
Biz Sayın Başbakan’ın teşekkür mesajının Fethullah Gülen’e yönelik olduğunu düşünmek istemiyoruz. Başbakan böyle bir hataya düşmez. En azından biz böyle düşünmek istiyoruz…
Neden düşmez?
Çünkü Fethullah Gülen cemaati için, sürekli ortaya atılan iddialara ilaveten tanınmış polis şefi ve Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı tarafından bir ay kadar önce, poliste Gülen cemaati içinde yer aldığını iddia ettiği, kişi ve odaklara yönelik büyük suçlamalarla dolu “şok” bir kitap yayınlandı.
“Haliç’te Yaşayan Simonlar – Dün Devlet Bugün Cemaat.” Kitap ülke genelinde 567 bin adet satış yaparak Türkiye’de bir rekora imza attı.
Okuyan herkes şok oldu. Halk arasında yarattığı ilgi ve heyecanın, ilk gün gibi sürmekte olduğu bir sürecin içindeyiz…
Hanefi Avcı söz konusu kitabında ne yazıyordu, daha doğrusu hangi “korkunç iddialarda” bulunuyordu? 600 küsur sayfalık kitabın kısa bir bölümünü kitabı okumayanlar için aşağıda aynen veriyoruz:
“Hayatımın bundan sonrasının zehir zemberek geçeceğini biliyorum.
Geçmişte birçok örgütün hedefi oldum.
Ama bu defadakinin başka bir şey olduğunun da farkındayım.
Kimseye karışmadan sakin, üç maymunu oynayıp belki de yükselerek hayatımı rahatlıkla devam ettirebilirdim.
Şimdi görev yaptığım Eskişehir gibi çok güzel ve sakin bir şehirde çok iyi görevim, sevdiğim meslektaşlarım, iyi çevrem var, daha güzel bir çevre oluşturabilirim, iyi bir düzen kurup burada 5 yıl 10 dönüm bahçe içerisindeki 200 metrekare evimde hayatımı rahat ve huzur içersinde geçirebilirim.
Ama o zaman insanlığımdan, inançlarımdan, onurumdan utanırım, herkesi kandırsam da kendimi kandıramam.
Tehlike büyüyünce haksızlığa ve yanlışlığa karşı koymadığımı ve korktuğumu, kendi tarafımdan gördüklerimin suçlarına karşı duramadığımı düşünür ve vicdanımda kendimi yargılarım.
Bu kitabı yazmakta ki amacım, içinizdeki çok iyi niyetli ve dürüst insanlara belki bir dakikalığına ‘Biz ne yapıyoruz’ diye düşündürebilmekti.
Bu mesele ilgili olarak en fazla üzüldüğüm konu çok temiz, düzgün, çalışkan ve saygılı insanların üstlerine iftira atarak, bilerek vicdansızlık yapan, vefasız insanlara dönüştürülmesidir.
Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor.
Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki tüm işleri cemaat yapıyor, bunu herkes bilsin.
Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır.
Tarafsız basın mensubu, , devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler emniyet ve hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda, cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor.
Bu işlere karşı koyması gerekenler, sızdırılan bilgileri kullananlar da bilsinler ki bu yöntemle cemaate hizmet ediyorlar.
Bazı internet siteleri basın ve medya hizmeti değil, cemaatin propagandasını yapıyorlar. Cemaatin program ve planına uymayıp görevini yapan hakim savcı ve diğer görevlilere yönelik saldırılar cemaatin talimatı ve planı gereği yürütülüyor.
Büyük illerin Emniyet Müdürleri ve Valileri bilsinler ki emirlerinde ki polislerin bir kısmı kendilerini değil, cemaatin imamını amir olarak kabul ediyor, hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirlerce sarılmış durumdadır.
Gerçeği göremiyorlar, bu durumun farkındalar ve kimsen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar.
Bazı operasyonları kendileri değil, cemaatin yanlısı polislerle cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatı ile yürütüyorlar, bunu artık herkes biliyor.
Bu kitabın birinci bölümünde devlet kurumlarının kof olduğunu, basit sorunları bile çözme yeteneğine sahip olmadığını anlatmaya çalıştım.
Bu bölümde ise, bir cemaatin birkaç adamının çalışması sonucu her şeyin yerle bir olduğunu, koca devletin içten içe eridiğini, adalet ve güvenlik kurumlarının adaletsiz ve güvensiz hale dönüştüğünü, bu durumun farkında olan devlet görevlilerinin buna karşı durmadığını anlattım.
Bir grup koca devleti teslim aldı.
Devlet içten içe çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor
Birkaç cemaat imamı devlet yetkilerini gasp etti.
Bu nasıl devlet geleneğidir…”
Korkunç, hem de ne korkunç iddiaların bir bölümü böyle…
***
Meclis’te ettiği milletvekili yemini ile; Atatürk ilkelerine bağımlı olarak görev yapacağını ifade eden ve Ulu Önder Atatürk’e, Cumhuriyet’e, laikliğe yürekten bağlı konumda olan bir Başbakan’ın…
Sayın Tayip Erdoğan’ın… Çeteleşmiş olduğu ileri sürülen Gülen cemaatine yönelik iddia edilen icraatları için; yani devleti ele geçirmek gibi vatan hainliği ile ifade edilecek bir faaliyetine fırsat vermeyeceğini ve bu konuda ucu nereye giderse gitsin gereğini yapacağını düşünmemizin saflık olmayacağını ifade etmek istiyoruz…
O nedenle çeteleşmiş cemaatle, simgesel olarak özdeşleşmiş ABD’de ki zat Fethullah Gülen’e, Başbakan Erdoğan tarafından alenen teşekkür mesajı gönderebileceğine inanmak ve ihtimal vermek istemiyoruz… Yanılır mıyız onu da Allah bilir!
Kitapta yazılanlar, hukuka bağlı olarak şeffaf biçimde aydınlatılıp, gerçek ortaya konulana dek; ülkenin Başbakanı olarak Sayın Erdoğan’ın titiz ve vicdani hareket etmesi gerekeceğini var sayıyoruz…
Bunu da bekleyip göreceğiz…
***
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın söz konusu kitabına yönelik, hükümet kanadınca ve Sayın Başbakan tarafından elan nasıl bir çalışma yapıldığını şimdilik bilmiyoruz.
Sessiz sedasız adli makamlara intikal ettirildiğini, basından öğrendiğimiz konu ve olayla ilgili halen yaşanmakta olan sessizliğin; olaya (kitaptaki korkunç iddialara) karşı duyarsız kalınacağı ve zaman içinde unutturulacağı görüş ve iddialarına katılmak istemediğimizin özenle altını çizmek isteriz…
Yanılır mıyız yine söylüyoruz Allah bilir!...
Şimdilik sanırız ne demek istediğimizi ve kimlerden ne beklediğimizi konunun muhataplarına gereği şekilde, “safiyane duygular(!)” içinde yansıttığımızı düşünüyoruz…
Üzerinde durmaktan ödün vermeyeceğimiz konu; “Haliçte Yaşayan Simonlar / Dün Devlet Bugün Cemmat” olacaktır! Gelişmeleri dikkatle izleyeceğiz…
Son söz:
Gerçek Allah korkusu, vicdani adalet ve haklı olmak; kaynağını nereden alırsa alsın, doğruluktan, dürüstlükten ve adaletten ayrılmış, her türlü kontrolsüz gücün önünde; yüce dağlar gibi engin ve aşılamazdır!...
BURHAN ÖZBEY