Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP'den kendisine terör örgütü mensuplarının cesetlerine ilişkin bir mektup geldiğini, terör örgütünün avukatlığını yapan bir parti ile görüşmeyeceğini söyledi. Erdoğan, MHP'nin ve BDP'nin terörden farklı yönleri ile nemalandıklarını söyleyerek, "Elini yumruk yapanlarla tokalaşılmaz" dedi.
Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, terörün sadece güvenlik güçleri ile yada tek bir siyasi partinin yada iktidarın çözemeyeceği bir konu olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:
"Biz hiçbir zaman kapıları kapatanlardan olmadık. Ben bir siyasi partinin tabanına değil, liderine ve yöneticilerine buradan seslenmek istiyorum. MHP'nin lideri ve yönetimi birçok konuda olduğu gibi mili birlik ve kardeşlik süreci konusunda yapıcı muhalefet yerine son derece yıkıcı ve yıpratıcı olmuştur. Sayın genel başkan ve arkadaşları tarafından şahsıma arkadaşlarıma, partime, hükümetime hatta ailelerimize yönelik bir üslup ve nezaketsizlikle saldırılar yapıldı. Faydadan çok zarar getiren bu üslup terörle mücadeleye hiçbir olumlu katkı sağlamadığı gibi kitleleri tahrik ederek zarar vermiştir. Ülkenin meselelerine ışık tutmaktan ülkenin ve milletin hak ve hukukunu savunmaktan uzaktır. Bu üslup terörün terör ortamının istismarıdır. Bu üslup başta şehitlerimiz olmak üzere terör mağdurlarının milletin hissiyatının istismarıdır. Bu politikalara rağmen şehitlerin üzerinden nemalanma hırsına rağmen biz MHP'ye kapımızı açık tutmakla kalmadık 3 kez görüşme talebinde bulunduk. Her seferinde uzattığımız el havada kaldı. En baştan reddettiler. Nezaketsiz ifadelerle kapılar kapatıldı. Bu kadar hayati bir meselede MHP'nin diyalogdan kaçıyor olmasını aziz milletimizin takdirine havale ediyorum."
BDP'DEN GELEN MEKTUP
Başbakan Erdoğan BDP ile neden görüşmediğine yönelik eleştirilere ise bu zamana kadar özellikle yanıt vermediğini ancak daha önce parti yönetimi ile gerek kendisinin gerekse hükümet üyelerinin bu konularda görüştüğünü dile getirdi. Erdoğan son liderler turunda BDP'ye kapılarını kapatmalarının nedenini ise şu sözlerle açıkladı.
"Biz terörle mücadele konusunu görüşmek üzere siyasi patilerden randevu istedik görüştük. Ama terörle arasına mesafe koyup demokrasi ve hukukun tarafında duramayan bir siyasi parti ile görüşmenin anlamsız olacağını bana gönderilmiş bir mektupla artık belgeli halde gördük. BDP bir tarafında TBMM'nin anteti, diğer tarafından partinin antetli kağıt ile bana bir yazı gönderdiler. Bu yazıda PKK örgütüne mensupların terörle mücadele esnasında öldürüldüğünü iddia ediyorlar. Ekteki bir CD ile bu cesetlerin durumunun bir insanlık suçu olduğunun bunun karşısında ne yapacağımızı soruyor. Genel Başkan soruyor. AB üyesi ülkelerin, dünya ülkelerinin büyük bir kısmının BM'nin terör örgütü olarak ilan ettiği bir örgütün avukatlığını yapmak BDP, sana mı kaldı? Şu ana kadar güvenlik güçlerimiz ve vatandaşlar olarak 10 bin şehit var. Bu şehitlere uygulananlar onların resimleri onları da biz size mi göndereceğiz. Böyle mi diyalog kuracağız. Senin terör örgütü ile arana mesafe koyman şart. Sana avukatlık görevi düşmez. Bu çatının altında bunu yapamazsın. Köşe yazarları buna rağmen git görüş diyor. O kadar meraklıysanız gidin siz görüşün."
DEMİRTAŞ: ÜLKENİN BİR KISMININ BAŞBAKANISINIZ
Başbakan Erdoğan'ın bu konuşmasına BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tepki gösterdi. Demirtaş şunları söyledi:
"Bu ülkede 30 yıldır bir çatışma yaşanıyor. Bu çatışmadan kaynaklı çok sayıda acı var. Yaşanmış acılar var. Taze acılar var. Senin benim acım yok.Bir defa bizim acımız var. Senin benim cenazem yok. Bizim cenazelerimiz var. Eğer bir başbakan olarak benim cenazem senin cenazen ayrımına gidecek kadar bu ülkede ayrımcılık ruhuna sahipseniz ülkenin demek ki bir kısmının başbakanı değilsiniz demektir. Bunun itirafıdır. Çok vahim bir durumdur"
AHMET TÜRK: BAŞBAKAN BENİ ÜRKÜTTÜ
NTV'den Banu Güven'e konuşan DTP eski genel başkanı Ahmet Türk ise şunları söyledi:
Tabi ki çok hassas bir süreç. Hepimize düşen sorumluluklar var. Sonuç olarak kader birliği etmiş bir Türkiye bütün bu farklılıkardan bir bütünlüğü oluşturacak mantıkla olaya yaklaşmamız lazım.
Keşke hiçbir insan ölmeseydi. Ama sayın Başbakan'ın cenazelere veyahut ele geçirilen insanlara işkenceyi makul gören bir mantıkla yaklaşmasını da eleştiriyorum, kınıyorum.
Ne olursa olsun ölümden sonra bir cenaze üzerinde tahrip edecek yaklaşım ortaya çıkarsa hukuk devletinde ve demokratik ülkelerde hiçbir zaman suskun kalamaz. Sayın Başbakanın bu söylemi beni ürküttü. Gözleri oyulmuş, bacakları kesilmiş bir cenazenin karşısında durmamız lazım. Mutlaka birbirimizi anlayacak bir duruşu ortaya koyacağız. Hepimiz bu konuda sorumluyuz.
Videoyu izlemek için tıklayın
HaberX