Onaylamıyoruz…
Tarihi seçime sayılı günler kaldı.
Kimilerine göre heyecansız sönük geçen bir seçim sürecisindeyiz…
Kimilerine göre de, “şu seçim bir bitse de, siyasilerin son günlerde ölçüyü iyice aşan ve nezaketten uzak, bıktırıcı ve inandırıcı olmayan konuşmalarından, tantanalarından bir kurtulsak…” sıkıntısı içerisindeyiz…
Sevgili okurlar;
Seçim tarihi yaklaştıkça, siyasi parti liderlerinin, sözcülerinin ve milletvekili adaylarının konuşma üsluplarının, neredeyse hakaret boyutlarına doğru varmaya başladığını Türk halkı olarak üzülerek izliyoruz…
Sayın liderler ve parti sözcüleri şunu bilsinler ki;
Halk argoya ve hakarete kaçan konuşmalardan inanın hiç mi hiç memnun değil… Vatandaş, siyasilerden; kızgın, sert, argo üsluplu, tutarsız ve inandırıcı olmayan boş vaatlerle dolu konuşmaları kesinlikle istemiyor…
Vatandaşın beklediği; işsizliği önleyecek, istihdamı, üretim ve yatırımı artıracak inandırıcı söz ve vaatler... Evet önemle vurgulayarak bir kez daha söylüyoruz; vatandaş siyasilerden, birbirlerine karşı efelenmeler değil, inandırıcı ve güven verici projelerin sözünün verilmesini ve yaşama geçirilmesinin güvencesini istiyor…
Sokaktaki insanda gördüğümüz manzara şu:
Sıradan vatandaş, aslında hiçbir siyasi partiye, ülke sorunlarını çözeceği ve vatandaşın yaşam düzeyine rahatlık getireceği yönünde ciddi manada bir inanç ve güven duymuyor… Bu kesin…
Pek çok seçmen, sadece vatandaşlık hakkını kullanmak ve özellikle de karşıt olduğu ve icraatları ile ideolojik düşüncelerini hiç onaylamadığı bir başka partinin kazanmaması için oyunu kullanmanın eğiliminde…
A partisini ve özellikle liderini hiç beğenmiyorum ama yüzde yüz karşıt olduğum B partisine yaramasın diye gidip zorunlu olarak oyumu A partisine vereceğim, oyum boşa gitmesin diyenlerin sayısı bir hayli fazla…
Siyasi partilerin hazineden aldıkları yardımla, yani vatandaşın parasıyla milyon dolarlar harcayarak düzenledikleri bindirilmiş kıtalar ithamlı mitinglerin ise yine sırdan vatandaş için heyecan verici yönü olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz…
Ne yazık ki her parti adına durum böyle…
Tabi parti militanları ve kişisel çıkar beklentileri olanlar için durum böyle değil…
Şimdi gelelim yukarıda sözünü ettiğimiz ve Türkiye kamuoyu önünde söylenen sert ve sivri konuşmalardan kimi örneklere… Konuşmaları ibretle siz değerli izleyenlerimizle paylaşmak istiyoruz.
Başbakan Erdoğan’ın Kocaeli mitinginden:
“Sayın Baykal eline diline dursun, bunu nasıl görmüyorsun. Bunun ülke, millet ekonomi diye bir derdi yok. Anlamaz zaten… 70 yaşına geldin dayandın hâlâ dürüst davranmıyorsun. Yiğit ol yiğit… Ben her zaman söylüyorum, iki koyunu güdemeyen Başbakan olur mu? Senin ne biçim klavuzların var. Sana nasıl akıl veriyorlar.. Ehli keyifsin. Sen bu ülkede yüksün yük…”
Hangi partinin genel başkanı böyle konuşursa konuşsun, halkımızın onaylaması olanaklı değil… Bize göre bu tür sözler sokak ve mahalle kahvesi ağızları… Söyleyen kim olursa olsun, belli konumlarda ki siyasetçilere hiç bir zaman yakıştırılamaz…
Ama neylersiniz ki, ne derseniz deyin burası Türkiye!
Bu denli bağırmalar çağırmalar ve efelenmeler karşısında iktidara geldiklerinde bari bir şeyler yapabilseler!...
O da hayal tabi!...
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com