Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
Alkol yasağı kendi başına bir yazı aslında… Ama öyle uzun uzadıya değil küçük bir alıntı ile konu hakkında ki düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Cüneyt Özdemir Radikal için yazdığı yazıda hislerime tercüman oldu. İşte o yazıdan bir alıntı.“Dün ajanslara yeni içki yasağı ile ilgili haber düştü. Aldı mı bizim mahalleyi yeni bir ‘endişe.’ AKP’nin gizli ajanda tartışması hortlayıverdi. Bu korkuyu artık son sekiz yıldır hepimiz ezberledik. Hatta ezberin ötesinde “Tehlikenin farkında mısınız?” sloganı ile hafızalarımıza kazındı bile.”(…)“AKP’nin gizli ajandasını açıklayayım: AKP’nin ‘gizli ajandası’, laik kesimin kendi beceriksiz politikalarına bulduğu kılıfın adıdır. Siyaseten merkez sağda muhafazakâr bir partiye belaltı vurma girişimidir. Bir tür ‘korkularla’, ‘komplo teorileri’yle kendi kendini avutmadır.”Ak Parti iktidara geldiğinden beri muhalefet ajandasında birinci sırada olan belaltı siyaseti izledi. Muhalefetin gerçeği yansıtmayan bu siyaseti bazı kesimleri gerçekten endişelendirdi. Haklı olarak yaşam tarzından ödün vermek istemeyen birçok insan bu hikayelere inandı. Bazıları da bu hikayelerin asıl maksadını bildiği için inanır gibi yaptı. Yani bu yalanlara ortak oldu. Tarhan Erdem referandum sürecinde Taraf Gazetesine verdiği röportajda “İlk zamanlar ben de endişeleniyordum. Ama zamanla baktım ki böyle bir niyetleri yok.”Açıklamasını yapmıştı. Bugün hala endişe eden insanların olduğunu görmek üzücü… Hoş birçoğu böyle düşündüğü için değil, böyle düşünülmesi parti tarafından istendiği için düşünüyor. Particiler sizi…Sonra HeykelHeykel sanatı ile ilgilenmem. Ama her sanat eserini anlamak için çaba sarf ederim. Çünkü sanatçının eserinde iletmek istediği bir mesaj, ulaştırmak istediği bir düşünce mutlaka vardır. Bir kuş çizen ressam için “Bu resminde özgürlüğü anlatmış.” Diyenler de çıkacaktır “Gurbeti anlatmış” diyenlerde. Sanatçı eserinde değindiği konularla bir tuvale, bir taşa hayat yükler… Yazar hikayesini kağıda, heykeltıraş taşlara döker. Sayın Mehmet Aksoy’un insanlık abidesi de mutlaka bir mesaj vermektedir. Biz verilen mesajı beğenelim ya da beğenmeyelim sanat eserine ve sanatçısına saygı duymak zorundayız. Sanatın önüne engeller koyduğumuzda unutmayalım ki düşüncenin önüne engel koymuş oluyoruz. Çünkü bir sanatçı düşündüklerini sanatı ile bizlere ulaştırır. Elbet onunda ağzı dili vardır ama sanatçı sıfatını kendisine kazandıran bize eserleri ile ulaşmasıdır.Daha Önce Melih Gökçek’in bir eserine “Tükürürüm ben böyle sanata” yorumunu yapması ile Heykeltıraş Aksoy mahkemenin yolunu tutmuş ve Gökçek’i tazminat ödemeye mahkum etmişti. Bugün de Erdoğan’ın “Ucube” yorumu ile öfkelenen Aksoy’a hak vermemek elde değil. Beğeniriz ya da beğenmeyiz bir sanat eserine bu üslupla yaklaşmak hoş değil. Heykel’in neyi anlattığı önemli tabii… Ama neyi anlatırsa anlatsın bize “Ucube” kelimesini kullandırtmamalı. Aksoy söz konusu heykeli için bundan altı ay önce kadar şu açıklamaları yapmış.“ Orada insanlığa uzanan bir el var. Ortadan ikiye bölünmüş bir insanın, tekrar bir insan olmak isteği, en altta da vicdan ve gözden akan gözyaşı var. Gözyaşı, savaşların acısını sembolize ediyor. Sarıkamış Savaşı anımsatılıyor. Partiler üstüdür sanat, sanatın partisi olmaz. (…) Kıramazlar, taşıyamazlar.”Faruk Bildirici’ye (Hürriyet gazetesi) verdiği röportajdan alıntı…Sanat gerçekten de partiler üstüdür. Lena Chamamyan’ın Sareri Hovin Mernem isimli ermeni türküsünü dinlerken tüylerimizin diken diken olması da kürtçe türküleri dinlerken yüreğimizin huzuru bulması da bundandır. Sanat hem evrenseldir hem de özgür…
Yusuf Önaç
twitter: geceuykusu | eposta: yusufonac@yusufonac.com