Hülya OKUR-HaberX
ONUR ÖYMEN’İN DERSİM İSYANINA KUZENİ ALTAN ÖYMEN’İN İSYANI
Öymen, 10 Kasım’da Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söylemişti: "Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ’bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ’analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok."
Bugün siyasi ve gazeteci kimliği üzerine bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Altan Öymen’in konu ile ilgili bizimle paylaştığı görüşlerini röportajın yayınından önce size ulaştırmayı gerekli gördük. Röportajın devamı Cuma günü HaberX’te sizlerle buluşuyor….
Arkadaşımız Hülya Okur’un yönelttiği, “’Hepimiz Ermeni’yiz’ sözü kuzeniniz Onur Öymen ile sizi bir tartışma noktasına taşımıştı. Peki hükümetin ’analar ağlamasın’ diyerek başlattığı demokratik açılımı "Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı?, Dersim isyanında analar ağlamadı mı?" diye sorarak körüklediği noktada da fikir ayrılığı yaşıyor musunuz?” sorusu üzerine deneyimli gazeteci-yazar Altan Öymen şunları söyledi:
“TALİHSİZ BİR AÇIKLAMA”
ALTAN ÖYMEN:“Aslında bunu hep diyorum, Onur Öymen benim amcamınoğlu yani çocukluğumdan beri tanıdığım çok değerli bir hem diplomat hem de siyaset adamı. Ama zaman zaman sizin de belirttiğiniz gibi onunla değişik görüşlerimiz hep oldu. Bunu bana bir televizyon programında sordular, Onur da vardı orada, o telefonla katılıyordu, bir de benim kardeşimin oğlu vardı, Örsan Öymen, o da CHP’de görev aldı, parti meclis üyesiydi, üçümüzde de zaman zaman birimiz bir şey söylerken öbürümüz başka şeyler. Mehmet Ali Birand sormuştu, Manşet programında, “Nedir bu durum?”gibisinden. Ben de dedim ki bizim ailede demokrasi olduğunu gösterir bu, tartışıyoruz, benim amacım da zaten en az bizim aramızdaki demokrasinin siyasiler içinde de olması. Bu son hadise de o formülde, konuşmada bir talihsizlik var. Öyle algınlanmış ama kendisi de artık kaç defa hem özür diledi hem de açıklığa kavuşturmak için konuşmalar yaptı, buna rağmen bu CHP’nin zihniyetini gösteriyor, kastı oymuş gibi telakki edilmesi , bu işin çok uzatılması, şu sırada güncel kalması gereken bir çok meseleyi gölgeler hale geldi. Yani eleştirildi, çok eleştiriler çıktı, ama herhalde kastının bu olduğunu söylemek güç çünkü Cumhuriyet Halk Partisi Alevileri üzecek bir şey söylemekle işi olamaz.

O partinin ben de her kademesinde bulundum, Genel Başkanlığını yaptım, aleviler zaten partinin sahiplerinden bir kısmıdır, Alevilerden çok üyemiz var Cumhuriyet Halk Partisinde. Alevilerin tüm sorunlarını çözmek için en fazla gayret sarf eden parti, Cumhuriyet Halk Partisidir. Böyle bir partiyi, böyle talihsiz durum yüzünden Alevilere karşı gibi gösterici şeylerde o kadar hakkaniyete uygun değildir bence. Mesela anlaşılıyor ki şuradan çıkıyor: 10 Kasım gününe getirdiler bu demokratik açılım toplantısını. O 10 Kasım gününe getirilir mi, getirilmez mi tartışması sırasında böyle bir talihsiz formülasyon, ifade oluyor. Ama Hitler resimler, tekrar tekrar onlar fazla devam etti, parti içinde tartışmalar başladı, herhalde parti içinde daha da tartışılacak. Ama bu vesile ile tüm Cumhuriyet Halk Partisine hücum haline geçilmesi asıl üzerinde durulması gereken konulara olan dikkati azaltıyor, Kürt açılımı diyorsanız Kürt açılımı. İktidar partisinin bu Kürt açılımı dolayısıyla diğer partilerle diyaloga geçilmesini istiyorlardı, onlar öyle istiyorlardı, şimdi diyalogdan gitgide uzaklaşılır oldu, yine bir öfke hali içinde, asıl amaçtan herkes sapmış oldu, iktidar partisi başta olmak üzere. Neyse, bu bir talihsizlik, benim için de en güç konulardan bir tanesi, bir tarafta akrabam, bir tarafta parti.
İki taraftın ortasında kalmak gerçekten güç…