Ooooo!... Halk kimi aldattı?
22 Temmuz seçiminin sonuçlarını Tarhan Erdem dışında kimse kestiremedi..
Entelektüeller, akademisyenler, siyaset uzmanları ve bizim matbuatın kaleminden kan damlayan köşe yazarları hepsi alınan sonuç karşısında hepsi havlu attı…
“Ben hastayım” dedikçe, yaşlı babalarına. Sürekli “yok baba senin bir şeyin yok, aslan gibisini” diyen evlatlarına, mezar taşına yazdırdığı yazıyla “Ne oldi şimdu” diye yanıt veren lazın durumu gibi, biz de soruyoruz,
Ne oldu şimdi?
Halk kimi aldattı?
Kendini mi yoksa muhalefet partilerinin önde gelen sözcülerini aldattı yüzde 47’lik sonuçla…
Siyasi literatürde nadir görünen bir durumla karşı karşıyayız…
Bir iktidar partisi, hakkında ki onca eleştirilere hatta kimi zaman bazı konularda ağır suçlanmalara uğramış olmasına karşın, oyunu 13 puan birden artırarak, neredeyse, seçmenin yarısının oyunu alabiliyor.
Her iki seçmenden biri AKP’ye oy vermiş durumda…
Bir kere şunu açıkça ortaya koyup tartışmaya gerek var…
23 Temmuz sabahı itibarıyla görünen fotoğraf nasıl okunmalı
Zafer mi?
Aldatma mı?
AKP açısından hiç kuşkusuz büyük zafer…
Türkiye açısından durum nedir?
İşte o karmaşık…
Neden karmaşık?
Eğer ABD ve AB AKP’nin zaferi karşında zil takıp oynamışlarsa, ki öyle olduğu yönünde dış basında haberler yer alıyor, ortada eli şakağa atıp ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir durum var demektir.
İki büyük dış güç, başka bir ülkede ki (Türkiye’de ki) seçim sonuçları karşısında, havalara uçup, zil takıp oynuyorlarsa, mutlaka onların lehine, bizim aleyhimize bir durum var demektir…
Öyle ya bizim halkımızı ilgilendiren bir seçim sonucu neden ABD ve AB’yi enterese ediyor ki?..
Şunun için hopluyor zıplıyorlarsa, ona bir şey diyemeyiz…
Sonunda Türkiye’ye “ılımlı İslâm” ı monte ettik, yerleştirdik diye göbek atıyorlarsa, oynamak, halay çekmek haklarıdır…
Zaten Sam Amca’ nın büyük desteği olmasa bir parti böylesine uçuk rakamlara ulaşan bir sonuçla seçim kazanabilir miydi?
Evet… Halk kimi aldattı?
Kendini mi? Kendisini “yapma etme” diye sürekli uyaranları mı?
Yoksa, aldatmanın ötesinde, Türkiye’nin kader çizgisini değiştirecek bir zaferin mimarı mı oldu halk?
Kesin ve keskin yorumlar yapmak için henüz çok erken…
Geçmişte bürokrat yapılı ve giyimli orta yaşın üzerinde bir dostumuzun sırtında renkli ve büyük kareli bir ceket görmüş ve ceketin çarpıcılığını, renkliliğini, arkadaşımızın yaşına da uymadığını biraz hissettirmek için; “ooooo!...” diyerek tepkimizi ortaya koymuştuk…
Ağır başlı görünümünün yanında, nüktedan yapısı da olan dostumuz, tepkimiz karşısında şöyle demişti:
“Yahu kardeşim işin içinde bir iş var ama nedir anlayamıyorum. Ceketi gören herkes “ooooo…” çekiyor. Anasını sattığımın ceketi ya gerçekten çok güzel de onun için eş dost görünce çok yakıştığı anlamında “oooo…” çekiyor ya da bu meret bize, yaşımıza başımıza hiç yakışmamış, bizi gülünç duruma düşürmüş olmalı ki millet habire “ooooo….” çekiyor, ortada bir fırıldak var ama nedir anlayamıyorum…”
Gerçekten de durum dostumuzun ikinci tahmini gibiydi…
Eş dost, ceketin çok çarpıcı renk ve desenlerden oluştuğu için, dostumuza yakışmadığı hatta kendisini gülünç duruma düşürdüğünü ima etmek için “ooooo….” çekiyordu..
22 Temmuz seçim sonuçlarını “ooooo….” denilecek ölçüde dikkate değer gördüğümüz için, şimdilik biz de sadece “ooooo….” demekle yetinmek istiyoruz.
Bu “oooo…” ların aslında hangi manada değerlendirilmesi gerektiğini süreç içerisinde daha iyi anlatmaya çalışacağız…
“Halk kimi aldattı?”
Sorusunun yanıtını, ilerleyen zaman dilimi içerisinde daha sağlıklı olarak verebileceğiz.
Daha doğrusu, önümüzde ki süreçte yaşananlar, olaylar ve gelişmeler durumun ak mı yoksa kara mı olduğunu daha açık ortaya koyacak...
Halk olarak 22 Temmuz günü aldattık mı, aldandık mı sanırız daha iyi anlayabileceğiz….
Şimdilik sadece “ooooooo…..” demekle yetinmeye devam edeceğiz…
Hele biraz süre ilerlesini….
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com