Türkçede kimi yazarların külliyatına sahip olduğumuz halde, bazı büyük ve önemli isimlerin görece az çevrildiğini gözlemlemek mümkün. Dünya edebiyatında keşfedeceğimiz hâlâ çok eser var. Okuyan Us Yayınları’nın yeni edebiyat dizisi “Ex Libris”, bu eksikliğe dikkat çekiyor. Dizinin, ocak ayında okurlarla buluşan ilk iki kitabı J. K. Huysmans’ın “Orada” ve G. K. Chesterton’ın “Don Kişot’un Dönüşü” isimli romanları.
Yasaklanan kitap
Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden Huysmans’ın ünlü yapıtı “Tersine”, geçtiğimiz yıllarda Türkçeye çevrildi. Şimdi, bu büyük üslup ustasının diğer başyapıtını da okuma şansı buluyoruz. “Orada (La-Bas)”, Huysmans’ın şöhretini perçinleyen ve skandal yaratan konusuyla kültleşen bir roman. Yayımlandığı tarihte okurların tepkisini çeken ve nedendir bilinmez istasyonlarda satılması yasaklanan “Orada”, Ortaçağ ve satanizm temaları etrafında kurulu.
Huysmans’ın sonraki romanlarında da bizzat yazarın sözcülüğünü yapan Durtal, 19. YY. sonlarındaki edebiyat ve sanat ortamından yüz çevirip, geç Ortaçağ’ın ünlü satanisti Gilles de Rais’nin hayat öyküsünü yazmaya verir kendini. Araştırmalarını sürdürürken, Paris’te halen satanist ayinler düzenlendiğini de öğrenir ve bunlardan birine tanık olur...
Huysmans, bu ilginç konuyu ele alırken, rasyonalite ve mistisizm, modern çağ ve Ortaçağ gibi kavramlara dair güçlü öngörü ve eleştirilerini de dile getirmekten geri kalmıyor. Ve tabii bütün bunları, son derece yüklü, zengin bir imgeler dünyası eşliğinde, okuru hayran bırakan bir üslupla yapıyor.
G. K. Chesterton’ın “Don Kişot’un Dönüşü” de, modernizm ile Ortaçağ arasındaki tansiyon üzerine kurulu. Romanın başlıca kahramanlarından Hititoloji uzmanı kütüphaneci Herne, - aslında gönülsüzce rol aldığı - Ortaçağ konulu bir tiyatro oyununun ardından kostümünü çıkarmayarak Don Kişotluğa soyunuyor. Ancak Chesterton, Cervantes’in aksine, kahramanının maceralarını çok daha ciddi sonuçlar doğuracak siyasi ve toplumsal bir platforma taşıyor.
Don Kişot’unu yaratmak
Sınıflar arasındaki uçurumu hem nalına hem mıhına vurarak anlatan Chesterton’ın romanı, tam bir karnaval havasında ve esprilerle dolu. Her satırında İngiliz tiyatrosunun gücünün hissedildiği kitap, güldürürken düşündürüyor ve sık sık ciddi tezler de sunuyor. Her biri toplumsal bir role denk düşen kahramanlarla, ünlü karakterlere ve eserlere göndermelerle dolu olan “Don Kişot’un Dönüşü”nde, Chesterton’ın kıvrak zekâsını takip etmek hayli eğlenceli.
Elbette Chesterton, ele aldığı sorunlar için mutlak bir çözüm sunmuyor. Ama sorduğu sorular, çözümlerden daha değerli belki de: Kendi Don Kişot’unu yaratan her dönem kendi deliliğini seyretme şansına sahip!
“Modern romanda dönüm noktası”
“Orada”nın sayfaları arasında çarpıcı tablo betimlemeleriyle karşılaşıyoruz. “Tersine”deki Moreau tasvirinin yerini, burada Grunewald’ın ünlü “Çarmıhtaki İsa” tablosu alıyor. Huysmans, gündelik ve maddi hayatı eşsiz bir titizlikle aktarırken naturalist ekolün olağanüstü bir temsilcisi olduğunu gösterdiği gibi, en küçük bir titreşime duyarlı kalemiyle, insan ruhunun aşırı uçlara doğru bir sarkaç gibi salınmasını aktarırken de bütün naturalistleri geride bırakıyor.
Bir binayı ya da bir yemek masasını, büyüteçle bakıyormuşçasına betimleyen Huysmans, insan ruhundaki lekeleri ve kırışıklıkları da gözler önüne seriveriyor.
AHMET SAFRANCI Milliyet Kitap