Geçtiğimiz hafta hem bayram tatili, hem Referandum, hem de Salı-i Rahim diyerek memlekete doğru bir yolculuğa çıktım. Uzun bir süredir görmediğim ailemle 4 gün gibi kısa bir süre de olsa hasret giderme imkanı buldum. Hatta bayram’ın ikinci ve üçüncü günleri kuzenimin düğünü olması sebebiyle bayramda çok fazla dolaşmadan çok fazla akraba ile görüşme, oturup sohbet etme, referandumdan dolayı tartışma fırsatım oldu.
Gerçi özellikle düğün evinde yapılan sohbetlerde kavgayı daha çok kendi babamla yapmış oldum. Ama şunu da fark ettim, Seçimden önce referanduma hayır mitinglerinde ‘kayısı’ üreticisinin sorunundan bahseden Kemal Kılıçdaroğlu bir bakıma haklı ve halkın dilinden konuşmuş.
Zira kendi memleketim olan Karaman’da %65 Evet, %35 hayır çıktı. Karaman’ın genel yapısını göz önüne aldığımda yüzde otuz beşlik kesimin Yılmaz Özdil ve Bekir Coşkun’a göre ‘Beyaz Türk’ olma ihtimali pek yok. Yani ne kadar hayır oyu verseler de geriye kalan %35’te bidon kafalı ve göbeğini kaşıyan adam, hatta dağdaki çoban.
Peki o zaman bu %35’in arkasındaki gerçek sebep ne? Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik, bağımsız, hukuk devleti yapısını korumak ve yargı bağımsızlığını müdafaa etmek olmadığı çok bariz. Evet, Karaman ve Anadolu’nun orta ve büyük ölçekli birçok ilinde hayır oylarının azımsanmayacak bir oranı Ak Parti Hükümeti’nin beceremediği tarım politikası, hatta olmayan bir tarım politikası. Her ne kadar provokatör de olsa Mersin’de “anamız ağladı” diyen çiftçi haklıydı.
Hani “mavileri bırakın önce kırmızıya sonra aynaya bakın” demiş ya sayın Başbakanımız, aynayı da bırakın diyorum ben tarlalara bakın, ovalara çıkın biraz demek istiyorum. Son 10 yıldır Anadolu topraklarında işlenmeyen tarım arazilerine bakın diyorum. Netice itibarıyla Anadolu’dan çıkan hayır oyları İstanbul, İzmir, Ankara ya da kıyı illerinde ki gibi Laiklik elden gidecek, şeriat gelecek diye değil Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle; bu anayasanın tarım işçisinin sorunlarına çare olamamasından kaynaklanıyor.
Sonuçta hayır oyu verenlerin bir çoğu ‘Beyaz Türk’ değil sadece ekonomik kaygılardan dolayı hayır oyu vermişlerdir, bunlar da kamu personeli konumunda olan insanlar değil maalesef üretici konumunda olan insanlardır. Çukurova’da, Ege’de, Bozkır’da traktör üzerinde tüm gün tarla işleyip para kazanma derdinde olan insanların da ‘Beyaz Türk’ canım bunlar diyerek geçiştirilmemesi gerekir. Zaten yukarıda belirttiğim gibi bu insanların ‘Beyaz Türk’lüğü Ahmet Hakan’ın Nişantaşılılığı gibi bir şey olabilir…
Yazıyı aslında Anadolu’da hayır diyen seçmen önümüzdeki seçimlerde kime oy verecek bundan bahsetmek için yazacaktım ama aklım hala %35’te. Birde tabi Saadet Partisi ve kayyum meselesi var. Refah Partisi dönemindeki ekonomik istikrarı arayan Anadolu çiftçisi 2011 seçimlerinde bir umut olarak Saadet Partisini görüyordu. CHP ve MHP’yi muhalefet partisi olarak görmeyi bırakın isimlerini bile duyunca ağzına gelenleri söyleyip bu partilere en ağır eleştiriyi yönelten ve nerdeyse iğrenme noktasında bu partileri sevmeyen halk şimdi kime oy verecek? Esas tartışılması gereken konu bu.
Kendi partisini kendi genel başkanını millete rezil etmekten çekinmeyen CHP’nin önde gelen isimlerinden Önder Sav, Saadet Partisi eski kurmaylarına verdiği taktikle ortaya bir kayyum meselesi atmış ve son 2 yılda güzel bir yükseliş yakalayıp halkın sempatisini kazanan, olumlu ve yapıcı söylemleriyle takdir toplayan Numan Kurtulmuş ve ekibine ayak bağı olmuştur.
Önümüzdeki günler ne getirecek hep birlikte oturup seyredeceğiz ama hazır mesele Önder Sav’dan açılmışken de Salih Memecan’ın 2 gün önceki karikatürüne bakmadan geçmeyelim . Kemal Kılıçdaroğlu’nun o ezik bakışıyla kendisinden yukarıda bir kürsüde olan Önder Sav’a ‘bizde konuşsak şu başkanlık sistemine geçmeyi” demesi durumu özetleyen ve daha fazla üzerinde söz söylenmesine gerek kalmayan bir mevzudur.