PATRONLAR HER ZAMAN AĞLAR
Bunca yaşa geldik, koşullar ne olursa olsun, ağlamayan, sızlamayan bir patron görmedik… Kimi patronlar, ağlama taktiklerini dürüstçe ortaya koyup, oynadıkları oyunu ikili sohbetlerde açıkça söyleyebilmekteler…
Her patron, her dönemde ağlar… Tabi istisnalar kaideyi bozmaz…
Siz yaşamanızda hangi dönemde olursa olsun; “öldük bittik” diye ağlamayan, yakınmayan, kaç işveren yani patron gördünüz? Gördüyseniz bile iddia ediyoruz sayısı bir elin parmak sayısını geçmemiştir…
Bu satırların yazarı, yarım asrı aşan ömründe pek çok kişi gibi şu gerçeği her zaman ibretle ve yeisle görmüştür.
İyi kazanç sahibi oldukları halde, her yıl devlete zarar gösteren ya da sembolik kâr açıklaması yapan; kulağı ezanda, alnı secdede, ağzı oruçlu, umre yollarında boy göstermiş pek çok “gerçek dindar(!)” devlete vergi ödemeyerek, dünya nimetlerine bolca bulanıp tatlı hayatta yaşamaktadırlar…
Bugün devletin çok önemli noktasında görev yapan “AK” bir siyasetçinin eşinin, çocuklarının, yakın çevresinin mal varlığı dilerden düşmeyen dedikodu olarak her köşede karşımıza çıkmaktadır…
İSTİSNALAR DIŞINDA:
Patronlar her zaman ağlarlar…
Patronların pek çoğu, her zaman büyük vergiler kaçırırlar…
Patronların tamamına yakını, çalıştırdıkları insanlara köle muamelesi yaparlar…
Patronların pek çoğunun bir yerlere “saygı hürmet” sunması her zaman sanaldır yani sahtedir…
Patronların çok önemli bölümü, çalışanlarına yalan söyler ve onlara sigorta yaptırmazlar…
Patronların tamamı işyerlerinde ki çalışanların sendikalaşmasına şiddetle karşıdırlar…
Patronların çıkar için her şeyi her ortamda gözlerini kırpmadan yapabilir ve çok kolay yalan söylerler…
Patronların hemen hepsi her zaman iktidarların yalakasıdırlar…
Patronların önemli bir bölümü “dini” çıkarları için rahatlıkla istismar eder, çevrelerine dürüst insan imajı vermek, dinci iktidarlara şirin gözükmek için Cuma namazlarında sık sık boy gösterirler. Kıldıkları namaz tamamen, reklam ve çıkara dayalı bir şovdur…
Patronlar öldük bittik diye ağlarlar ama villalarında, yatlarında, katlarında mutlu ve müreffeh yaşamlarını sürdürürlerken, lüks geziler, pahalı arabalar, yere göğe sığmayan servetleri ile cenneti dünyada yaşarlar…
Gerisi umurlarında bile değildir.
Patronların büyük bölümü, vergi kaçırarak, önemli yerlere rüşvetler vererek, fahiş fiyatla mal satarak, iktidarlara kul köle olarak zenginleşmiş ve büyük işlerini kurmuşlardır.
X
Sonuç olarak…
Kimi meteliksiz siyasetçilere de; yüzlerine öyle bir talih güler ki, bir gün seçim kazanıp bir yerlere geldiklerinde; kendilerini birden bire öylesine büyük servetler içerisinde bulurlar ki; Allah’ın bu korkunç serveti kendilerine nasıl bahşettiğine(!) kendileri bile şaşarlar.
Çünkü onlara, Allah YÜRÜ YA KULUM DEMİŞTİR!
Onlar da Tanrı’nın emrine dayanarak; “gerçek anlamda ve samimi olarak(!)” sabah akşam kıldıkları namazların, tuttukları oruçların ve yaptıkları Hac ve Umrelerin yüzü suyu hürmetine(!) “SÜLALE BOYU YÜRÜMEYE” devam ederken, gökten bol bol yağan altınlar ve dövizlerle havuzlarını şükür ve minnetle doldururlar.
Artık onlar; geleceğin, vergi kaçıran, çalışanlarına kendi kölesiymiş gibi davranan, onların sendikalaşmalarına şiddetle karşı çıkan “NEO-PATRON” adaylarıdır.
Not:
Yazımız kimseyi hedef olarak yazılmamıştır. Zinhar böyle bir şey düşünmeye kalkmayın! Ancak isteyen herkes, rahatlıkla üstüne alabilir, herhalde yazar, yazısında benden ya da şundan söz ediyor diye düşünebilir.. Buna sözümüz olamaz. İsteyen istediği gibi düşünmek de tabi ki serbesttir.
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com