Yayımladığı kitaplarla son zamanlarda epey dikkat çekmeye başlayan Maya Kitap yeni bir roman çevirisi yayımladı geçende: Daniel Quinn'in İSMAİL'i ve ben de önceden hiç planlamadığım bir biçimde kendimi kitabın redaksiyonunu yaparken buldum Net olarak şunu söylemem gerekir ki gayet "egoist bir okur" olarak, bunca yıldır bunca kitap okudum ve İSMAİL gibi bir romanı ıskalamış olmanın siniriyle bizarım iki haftadır
Her şeyden önce sıradan bir roman değil İSMAİL. "Sıradışı bir roman" tarzı ucuz promosyonlara girmeyeceğim elbet, ama İSMAİL her şeyden önce "sıkı" bir roman. Anlatıcının bir gazetede gördüğü "ÖĞRETMEN ÖĞRENCİLERİNİ ARIYOR. Dünyayı kurtarmak için içten bir arzu duyulması şarttır. Şahsen başvurun." ilanıyla başlayan olay örgüsü kendine bir guru arayan genç adamın verilen adrese gittiğinde karşısına "öğretmen" diye bir gorilin çıkmasıyla ilk zirvesini yaşıyor. Gorilin baş ucundaki bir kağıtta ise şu yazmakta: "İnsanlar olmasa, goriller için bir umut olur mu?"
İlkçağ Yunan filozoflarının çok kullandığı "diyalog yöntemiyle felsefe" tekniğiyle yazılmış roman boyunca, adının İsmail olduğunu söyleyen goril anlatıcımıza dünyanın bugünkü rezil halinin tek sorumlusunun İsmail'in "Alanlar" diye nitelediği insanlar olduğunu açıklıyor. "Alanlar da kim?" demeyin. "Almak-ele geçirmek-zapt etmek-işgal etmek-yıkmak-yok etmek" eylemlerini fütursuzca yapan, bunu yaparken zerre kadar üzüntü (ve ardından da pişmanlık) duymayan, hatta ele geçirdikleri ne kadar çoksa kendine o kadar da övgü payı çıkaran kimi tanıyorsanız, "Alanlar" işte onlardır.
"Alanlar"ın olduğu yerde bir de "Bırakanlar" ("almayı tercih etmeyenler" de diyebiliriz) grubu olması kaçınılmaz elbette. "Bırakanlar" ise tarih boyunca "Alanlar"ın elinden her türlü çileyi çekmiş, oysa "Alanlar"daki bu sahip olma merakını bile anlamayan ve anlamsız bulan insanlar. "Bırakan"lar doğayla uyum içinde yaşamayı, her canlıya değer vermeyi, değiştirmeyi ve değiştiremediğini de yok etmeyi değil de birlikte uyum içinde yaşamayı, kısacası doğal olan her şeyi tercih eden insanlar. "Alanlar"ın tarihinde insan en son, en mütekâmil, en üstün ve bu nedenlerden dolayı da dünyanın, hatta evrenin sahibi olan ve bu nedenle de ona (yok etmek dahil) canının istediğini yapma hakkı olan bir canlı. "Bırakanlar"a göre insan sonsuz dönüşüm içinde sıradan bir canlı. Şu anda sadece evrimsel sırası geldiği için dünya üzerinde ve bir gün gelecek o da dünyanın tarihindeki milyonlarca canlı gibi yok olup gidecek. Kısacası "Alanlar" insan olduğum için üstünüm, dünyaya da canımın istediğimi yaparım' deyip doğal yaşamın içine ederken, "Bırakanlar" ise 'bu dünya bize babamızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık" diyenler
Romanın yazarı Daniel Quinn İSMAİL'i ilk kez 1977 yılında yazmış ve 1992'ye kadar altı kez değiştirip, geliştirerek yeniden yazmış. Bu yazım tarzı bile İSMAİL'in "bildiğimiz gibi" bir roman olmadığını gösteriyor kanımca. Çünkü Quinn gezegenimizle ilgili her önemli yeni bulguyu bir sonraki İSMAİL baskısına koyuyor ve İSMAİL'in yazımı da kendi içinde bir "Bırakan" yolculuğuna dönüşüyor böylece.
Ben kitap eleştirmeni falan değilim. Ama deli bir okur ve "şeytani" bir yazar olarak, İSMAİL romanından param yettiği kadar (şimdilik elli tane J) satın aldım ve çevremde önem verdiğim herkese dağıtıyorum. Bana sorarsanız okullarda ders olarak bile okutulmayı hak eden felsefi bir roman İSMAİL. Zaten dünyanın birçok ülkesinde, özellikle de internetin yaygınlaşmasının ardından "İSMAİL grupları" oluşturulmuş ve okurlar www.ishmael.org sitesi üzerinden haberleşerek dünyanın geleceği için neler yapabilecekleri konusunda fikir ve duygu alışverişinde bulunuyorlar.
İSMAİL'in son zamanlarda artık baymaya başlayan "dünyayı sevelim, çevremizi koruyalım" geyiğinin ne kadar ötesinde olduğunu anlamak için yapılması gereken tek şey romanı okumak. Ardından yapılması gereken de artık tarafını seçmek: "Alanlar"dan mısınız, "Bırakanlar"dan mı? Bugün Türkiye nasıl hayati bir taraf seçiminin arifesindeyse, dünya ölçeğinde de aslında gizli bir taraflaşma var. 'Dünya babamın malıydı, bana miras kaldı, ona istediğimi yaparım' diyen "Alanlar"la, dünya babamın malı değil, ben onu çocuklarımdan ödünç aldım' diyen "Bırakan"lar arasındaki savaşın sonucu durumu belirleyecek, ama Claude-Lévi Strauss'un her durumda haklı çıkacağını da bilmek gerek: "Dünya hayatına insansız başladı ve hayatını insansız sona erdirecek!"
Bu arada, hayır, başlık yanlış yazılmadı. İsmail'le ilk karşılaştığında onun başucundaki kağıtta "İnsanlar olmasa goriller için bir umut olur mu?" cümlesini gören anlatıcımız romanın sonunda kağıdın arkasını çevirmeyi akıl edince
Neyse, çenem düşmesin fazla ; )
SABRİ KALİÇ
İSMAİL romanının yayımcısı Tahir Malkoç'un (Maya Kitap) özel notu:
İSMAİL'in farkına varmam iki yıl kadar önceydi. Hemen bir tane alıp okumak istediğimde, baskısının tükendiğini ve kitabın ilk yayımcısı tarafından bir sebepten dolayı tekrar basılamadığını öğrendim. Sahaflardaki uzun bir aramadan sonra, bir kopyasını bulup okumaya başladım. Bitirdiğimde çok etkilenmiştim ve İSMAİL'in mutlaka tekrar yayımlanması gerektiğini düşündüm. Telif, çeviri, kapak ve baskı gibi zahmetli bir süreçten sonra nihayet İSMAİL yayımlandı. Böyle bir romanı okura kazandırmak bir yayımcı olarak çok tatmin edici bir şey. Fakat bunu yaparken kendimi bir yayımcı değil bir "aktivist" ve İSMAİL'i yayımlamayı da bir "eylem" olarak görüyorum. Çünkü İSMAİL dünyanın geleceği hakkında söyleyecek iki çift lafı olanların sesini yükseltme zamanının geldiğini gösteren bir romandır ve bu romanı yayımlamaya karar vermek, çevirmek, yayım sürecinde görev almak, hatta alıp okumak bile bana göre sadece bir "iş" değil, aynı zamanda bir tür "eylem"dir de
TAHİR MALKOÇ - MAYA KİTAP
Kitapla İlgili Teknik Bilgi Ve Sipariş Şartları İçin Bu Linki Kullanabilirsiniz....
