“Tramvay beklerken gördüğüm bir kıza vurulmuştum. Kim olduğunu bilmiyordum. Adı neydi? Büyük bir mıknatısın çekiciliğine kapılmış küçük bir demir parçası gibi arkasından sürüklenerek gitmiştim. Mıknatısın, demir parçasından haberi bile olmamıştı, haberi olmamasını özellikle istemiştim. Peki bundan sonra ne yapacaktım. Hatta bu öyle bir aşktı ki, sevdiğim kıza bile kendisini sevdiğimi söyleyemiyordum. Bu, işte böyle bir gizdi” diyor, Aziz Nesin, kendisini demir parçasına, sevdiği kızı mıknatısa benzettiği aşkını anlatırken…
Türkan Saylan ise; ” Biz kızlar, erkek arkadaşlarımızın korumasında güvencedeydik. Hepimizin içinde cinsellik fırtınaları olup duruyordu kuşkusuz, ama bunları kendi kendimize bile açık etmeden bastırmayı öğrenmiştik, sanırım. Eminim, erkeklerin çoğu, belki de birlikte geneleve giderlerdi. Bize cinsellikle ilgili tek söz etmez, tek imada bulunmazlardı. Bu kuşak, işte böyle bir ‘kardeşlik’ yaşadı.”diyerek aşkın içindeki kardeşlik duygusunu öne çıkartmış.
Bugünlerde, “Muhteşem Yüzyıl’ı bile izlemek içimden gelmiyor…Fakat dizi yapımcılarının hiç olmazsa birinin hakkını vermek için TRT’de bir diziyi izlemeye başladım. O kadar muazzam bir alt yapısı var ki…en mühimi konu direk ‘aşk’a bağlanmıyor…Başlanıyorsa bile bir kız çocuğunun babasına olan aşkından yola çıkılmış. İsmini vermek istemiyorum, öneriyle değil, kendiliğinden fark edilmeyi bekleyip, bunun mukafatını görecek bir dizi çünkü.
Dizide sarfedilen bir cümleyi hemen not aldım:”Hiç kimse aşık olacağı insanı seçme lüksüne sahip değil” Tıpkı alınyazısından bahseder gibi, aşk söz konusu olduğunda bile mukadderatın kimin tekelinde olduğunu hatırlatmak istercesine…Fakat ilk aşkı babası olan bir kızın isyan noktasında: “Hiçbir aşk vazgeçilmez değildir baba” diyerek, aşka teslim olma gayretini, babasının ailesine yaşattıklarını unutamayacağını anladığı noktada nasıl bozduğunu izlemek, bendeki doğru yerde(kanalda) olduğum duygusunu güçlendirdi.
Yine de Muhteşem Yüzyıl’ın oturaklı laflarını diğer dizilerde aramıyor değilim... Kanuni’nin, Pargalı’ya: “Benden sakladığın bir şey, seni güçlü yapmaz, korkak yapar” dediği gibi, kendime sakladığım hiçbir şey bırakmayarak ne iyi yapmışım diyorum... Aşk, bugüne kadar, babamdan bile saklayamadığım bir sır olmuştu benim için. Çünkü çocukluğum kadar dışıma yansıtmakta alı koyamadığım bir parçamdı....Ta ki aşkın gerçeklik dışı olduğunu anladığım o ana kadar….Sakladıklarım da vardı elbet. Onlar; eşim adına hissettiklerimdi. Çünkü bu duyguyu paylaşıma açmayacak kadar kutsal ve bakir görüyordum her zaman. Ona olan sevgimi açığa çıkartan, evimin camının önüne konan kumruların hareketleriydi. Çift olarak uçan, çift olarak yemlenen ve eşlerden biri ölecek olduğunda, kalan eşin ömür boyu başkasıyla eşleşmemesinden doğan o mucizeye kulak verdim, gördüklerime inanmakta zorlanarak…Dal parçalarından yaptıkları yuva ile, kırılmış dallarına bile sahip çıkmasını bilen asil kuşların öyküsü bizimkini anlatsın istedim...Eş ve sevgililer için kullanılan ‘Kumrular gibi’ deyiminin kullanılış biçimine tam uygun hareket ettiği için ona huzurunuzda teşekkür ediyorum, o güzel insanlığının yanında mükemmel bir kumrudur; ondandır ki, o hiçbir zaman eş değiştirmemiştir, ondandır ki o kolay memnun olur, ondandır ki kendini içinde bulunduğu duruma uyarlar, ondandır ki iki kanatla süzülmez; bir kanadını dinlendirip diğerini çırparak, asla terk etmeme özelliğini gösterir, ondandır ki yavrusuna aşırı düşkün, ondandır ki karakter olarak son derece sakin ve sadık, ondandır ki hiçbir zaman başkasının yuvasına girmez”

Ondandır ki aşk, benim için Aziz Nesin örneğindeki gibi mıktanıslık özelliğini çoktan kaybetti artık, sevgi kumaşının kendi kendine ya da bir başka kumaşa sürtünmesi ile oluşan statik elektriklenmenin yerini hiçbir şeyin tutmadığını anlamış bulunmaktayım...
Ondandır ki, Türkan Saylan örneğinde olduğu gibi ‘kardeş olabildiğim’ insanlara açtım gönlümü…
Ondandır ki, dokunma ile değil, sürtünme ile de değil, etki ile elektriklendiğim türde bir yaşam dokum var…
Ondandır ki, penceremdeki kumrular, çevresini değil, evimin içini izleme derdine düşmüşler…:)
hulyaokur06@gmail.com