Son Haberler
29.05.2012 Salı 09:36
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"PİKNİK DÖNÜŞÜ KKKA'YA KARŞI MUHAKKAK MUAYENE YAPILMALI"
26.07.2010 10:33
KAYSERİ (İHA) - Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Emine Alp Meşe, Nisan-Ekim ayları arasında görülen kenelere karşı vatandaşların duyarlı olmasını isteyerek, piknik dönüşü herkesin evde kendisini keneye karşı muayene etmesi gerektiğini belirtti.
Doç. Dr. Emine Alp Meşe, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında bilgiler vererek, vatandaşları alınması gereken tedbirler hakkında bilgilendirdi. İlk olarak 1944 yılında Kırım'da görülen ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanan hastalığın 1956 yılında Kongo'da görüldüğünü belirten Meşe, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılması ile hastalığın bu tarihten itibaren KKKA ismiyle anılmaya başlandığını söyledi. KKKA'nın bulaşmasında Hyalomma soyuna ait kenelerin
daha büyük bir yere sahip olmakla birlikte 30 kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceğini söyleyen Doç. Dr. Meşe, "Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekilli, 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder. Keneler, insan veya
hayvanlardan kan emerken virüsleri de bulaştırırlar. Halen Sahra altı Afrika, Asya, Ortadoğu ve Balkanlar'da endemiktir. Ülkemizde ilk kez 2002 yılında görülen ve 2003 yılında tanımlanan hastalık, her yıl Nisan-Ekim ayları arasında görülmekte ve Haziran-Temmuz aylarında pik yapmaktadır. İlk kez Tokat yöresinde görülen hastalık, ağırlıklı olarak İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyi, Karadeniz Bölgesi'nin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeyinde görülmektedir. Hastalığın yoğun olarak görüldüğü başlıca iller
Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu, Karabük gibi illerimizdir. Son yıllarda hastalığın görüldüğü alan genişlemiş olup, hemen hemen ülkemizin her bölgesinden sporadik vaka bildirimi yapılmaktadır. Ülkemizde ihbarı zorunlu C grubu hastalıklar arasında yer almaktadır" dedi.

KKKA RİSKİ ALTINDA BULUNANLAR
Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veterinerler, kasaplar, mezbaha çalışanları, sağlık personeli, kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanların risk altında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Meşe, kene ısıran kişide kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, kanama, pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması sonucu yüz ve göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görüldüğünü ifade etti. Keneler tarafından
KKKA hastalığı virüsü bulaştırılan hayvanlarda hastalığın insanlara nazaran daha hafif bir şekilde atlatıldığını ve ölümcül bir seyir taşımadığını vurgulayan Doç. Dr. Meşe, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nden korunmak öncelikle hastalığa neden olan virüsü taşıyan kenelerden uzak durmakla mümkündür. Kene yönünden şüpheli ve tehlikeli olan bölgelerden uzak durulmalıdır. Hayvanlarla gereksiz temaslardan kaçınılmalıdır. Riskli alanlarda (piknik alanları, hayvan barınakları gibi) bulunulan zamanlarda kenelerin
elbiselerin altına girebileceği muhtemel açıklıkları kapatmak çok önemlidir. Uzun kollu kapalı elbiseler giymek ve pantolon paçalarını çorapların içine sokmak, basit görünse de hayli etkili bir önlemdir. Elbiselerin açık renkte olması, gelen kenelerin kolayca görülmesini sağlar. Her 2 saatte bir vücudu kene yönünden gözden geçirmek, akşamları eve gelindiğinde vücudu tamamen muayene etmek, kenelerin henüz hastalık etkenini vermeye başlamadan bulunması ve uzaklaştırılması bakımından oldukça önemlidir. Vücut
belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli, vücuda yapışan keneler kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır. Kenelerin üstüne kimyasal dökülmesi, kibrit ile yakılması gibi işlemler kenelerin hastalık etkenlerini aktarma riskini artırabilir. Bu tarz uygulamalardan kaçınılmalıdır. Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine sokmaları kenelerden koruyucu
olabilmektedir. Keneden korunmada en etkili yöntemlerden birisi de insektisit akarisit (böcek öldürücü) emdirilmiş elbiselerin giyilmesidir. Sentetik piretroid grubu bir insektisid olan permethrin, yüzde 0,5 yoğunlukta sprey tarzında elbiselere uygulandığında, kenelere karşı birkaç hafta süren çok etkili bir koruma sağlamaktadır. Ancak bazı sentetik tekstil ürünlerine ve plastik malzemelere zarar verebileceği göz önünde bulundurulmalıdır" ifadelerini kullandı.
KKKA hastalığına karşı henüz bir aşı olmadığını ancak çalışmaların hızlı şekilde sürdüğünü belirten Doç. Dr. Meşe, hastalığın kesin bir tedavisinin bulunmadığını ancak hastaya verilen destek tedavisinin hayati önem arz ettiğini sözlerine ekledi.
(MÇ-CC-Y)


26.07.2010 10:32:51 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.