Geçti gözlerim, kurumuş denizi kullanarak karşıdan karşıya. Sense ya yüzüyorsun aşkımın pınarında, ya da yıkanıyorsun duş musluğunun altında!
İşte bu aşk, sevene, ‘sevme’, sevmeyene de ‘sevemezsin’ diye tanrılık yapar görünmeyen yerlerde!
Sen dudaklarıma gelene kadar, ben kaç kere söz olup çıkmışsam ağzından, o kadar başka yerlerdeymişiz meğer…
Yapraklar örttü üstümü. Yağmurda yok, gözlerimden üzerime yağacak. Demek ki, ölü yüzümü istediğin zaman görebileceksin. Ne kadar abat bir yastır bu!
Karardı aşkın yüzü. Bu yanığı kolay kolay yenileyemeyecek derisi. Fakat biliyorum ki, bu derinin altından bir kağıt çıkacak, yazmaya kıyamayacağım kadar temiz.
Sen kesilmiş bir hayvan bacağının, kanamayan eklemi gibi dururken karşımda, bende başka bir yerde kavrulacağım kim bilir?
Aşkı taşımaya yetecek bir yüreği buldun da, neresidir yeri diye mi sorarsın ey yarim!
İşte! Sancılar içinde doğurdum, beklediğin bebeği. “Yavrum” diyemediğin, beşiğine bırakırken, kokusunu alamadığın, uykusundan uyanamayan ve kucağına bir tek mezarına götürmek için aldığın bebek.
Senin olamadı ya, gülsüz yanaklarım,
Senin olamadı ya, mühürsüz dudaklarım,
Senin olamadı ya, sümbülsüz saçlarım,
Senin olamadı ya, hükümsüz gözyaşlarım,
Senin olamadı ya, üzümsüz gönül bağım,
Senin olamadı ya, ömürsüz yarınlarım,
Demek ki, yüzüksüz kalacaktı parmaklarım.O zaman aşkımız üstsüz kalmaz mıydı yarim?
Sen şimdi bir jandarmanın bastığı köy evindesin. Göğsüne çapraz dolanmış sargı bezinden dışarıya biraz kan çıkmış. Ölmemişsin. Jandarma bir ihbar üzerine evde silah arıyor. Silah yok ama yaralı var. Ne yaralı silaha götürebiliyor, jandarmayı. Ne de silah sıkıldığı yerden çıkıyor. Seni vuran bendim biliyorsun. Aşkımıza ruhlarımızı teslim edecektik. Fakat ölen ben oldum, sana yaşamak gelen yerde. Ve evet yaprakların altındayım şimdi. Ve toprak; kalbimi çürütemeyecek, gözlerimi doyuramayacak, senin çiğneyerek üzerimden geçemeyeceğin uzaklıkta.
Sana ardımdan bir bebek bıraktım yine de. Yönünü aşağı çevirdiğinde ağlayan, kaldırdığın zaman susan. Fakat bu bebeğin bildiklerinden bir farkı var: Bir pil yuvası yok. Can verebilirsen yapacak bu dediklerimi. Sen bir şey yapamıyorsan bir kız çocuğuna ver, o sallar, yemek verir, tüm cansızlığına rağmen...
hulyaokur06@gmail.com