PKK’NİN CİNAYETLERİ YA DA PKK’NİN FAİL-İ
BELLİ FAİL-İ MEÇHULLERİ
Başlıkla
kastettiğimiz PKK’nin bu güne dek açıktan şehirlerde ya da kırsalda
gerçekleştirdiği bombalama, pusu, molotof ve diğer silahlarla yaptığı
saldırılarla öldürdüğü korucu, asker, polis ile sivil Kürt ve Türkler değil…
1. Otobüse
atılan molotof kokteyli ile yanarak ölen Liseli Serap’ın failini de biz çok iyi
biliyoruz.
2. Siirt’te
araçları taranarak öldürülen genç kızların katillerini de gayet iyi tanıyoruz.
3. Hatta
her seferinde kendi çevrelerinin –Altan Tan’ın bile- dile getirdiği “kurşun
adres sormaz” iğrenç savunmalarına da alıştık artık.
Bizim
bugün asıl üstünde durmak istediğimiz konu, PKK’nin üstü henüz açılmamış faili
meçhulleri. Hani şu fail-i belli olan fail-i meçhulleri… Bir diğer anlatımla
PKK’nin, özellikle Kürt aydınları ve gençlerine yönelik gerçekleştirdiği
infazları…
Aslında
bütün savaşlar böyle değil mi? Taraflardan her birisinin, kendisi için icat
ettiği öldürmeye dair bir gerekçesi her zaman zaten var. Parası için kaçırıp
öldürdüğün Kürt işadamını da siz vatanseverliğinizden öldürmüşsündür, değil mi?
Kuşku duyup infaz ettiğin gençleri de, aslında sırf vatan muhabbetinden dolayı
katletmişindir, değil mi?
Büyük
komplolar vatanseverlik üzerine kurula gelmiştir hep. Aynı Uludere’de de olduğu
gibi. Kutsal bir amaç için, 35 gencecik canın ölümü senin için ne kadar önemli olabilir
ki?.. Hem biz değil miyiz vatanseverlik derecemizi ölümlerle ölçen / biçen? Çanakkale’de
de 250 bin şehit vermekle övünürüz hep. Ama Çanakkale’de ölüme sürülen “kınalı
kuzuların” hangi Alman subaylarının hangi amaç, strateji ve taktikleriyle
ölümüne dövüştüğünü hiç sorgulamayız. Bunu sorgulayanlara da kolaylıkla ‘vatan
haini’ diye bakarız.
Hatta
kara bir kış günü, Sarıkamış’ta ölüme sadece aptalca bir ego yüzünden
gönderilen 90 bin insanın ölümünü de sorgulamayız ve hatta utanmadan –
sıkılmadan kahramanlıklarını da kutsarız. Velhasıl Kürt ve Türkler birbirlerine
o kadar benzemişler ki, ölümü algılayışımız bile aynileşmiş gibidir.
PKK’nin
Kürt siyasi çevreleri arasında bugüne dek gerçekleştirdiği faili meçhul
cinayetler de, bizim devlet yapılanmamızda kutsallık atfedilerek dile getirilen,
“devletin bekası için” yalanının arkasına gizlenen iktidar ve hâkimiyet
çabasından başka bir şey değildir aslında…
İşte
PKK’nin kurulduğu günden bu yana işlediği ve fakat bazılarını dolaylı olarak
kabullendiği, bazılarını ise asla kabullenmediği cinayetler, artık Kürt
Mahallesinde cılız bir sesle bile olsa ilk kez dillendirilmeye başlanılıyor. Cesur
Kürt aydınları, Kemal Burkay, İbrahim Güçlü ve Halim İpek gibi doğrudan sorumlu
tutabiliyorlar PKK’yi bu cinayetlerden. Eski hevalleri Orhan Miroğlu bile Musa
Anter’in katledildiği, kendisinin de yaralandığı saldırıdaki PKK’nin rolünü
fark etmiş olmalı ki, eskiden de bildiği bazı PKK cinayetlerini artık tartışabiliyor
korkarak da olsa. Kürtlerin eski (ex) Şeref abisi de Utangaç Demokrat modunda,
kerhen de olsa “eh araştırılsın onlarda bari” demeye getiriyor…
Evet,
Saray Kapıda ortaya çıkarılan kafataslarının hem kimlikleri tespit edilmeli, hem
de failleri. Bir zamanlar varlığı tartışılan JİTEM’in cinayetleri de
aydınlatılmalı bir an önce. Ancak fail-i belli fail-i meçhullerin araştırılması
da, artık Fırat’ın doğusuna da kaymalı, değil mi?
PKK’nin
kuruluş aşamasında hangi devlet görevlilerinden yardım ve destek aldığı, o
dönem var olan diğer Kürt örgüt liderleri ve önemli kadrolarının kimlerin
emirleriyle öldürüldükleri de artık ortaya açık ve seçik olarak çıkarılmalı.
Hatta bütün bunlardan daha da önemlisi, dağdaki infazlarının da hesabı
sorulmalı. Şu anda çocukları dağda olan anne-babaların yüzde kaçı, acaba
çocuklarının durumundan haberdardır. Ailelerine öldükleri haber verilenlerin
dışında, ölüm haberleri henüz ailelerine verilmemiş kaç yüzlerce / binlerce genç
var? Ve bunların kaçı iç infazlarla öldürülmüştür?..
Baba
PKK’lilerin deyişiyle “bu savaş kirli bir savaş”. Çok doğru, tıpkı bütün
savaşlar gibi bu savaşta çok pis ve kirli. Çünkü bütün savaşların sürdürücüleri
ölümü kutsarlar. Öldürmeyi de mubah kılarlar. Bizim istediğimiz, hiç olmazsa
üstü açılsın bu savaşın. 21. Yüzyılda kim çocuğunu neye kurban gönderdiğini
bilsin. Yine de savaşmaya devam etmek istiyorlarsa; bu da kendi kararları!..
Allah
belasını versin savaşı kutsayanların!..
Twitter/onderaytac