İlk önce Aydın'da başladı polise tepki. Ardından Manisa ve diğerleri...
Aradan fazla bir zaman geçmeden İnegöl'de bir kavga ve peşi sıra Polis merkezine saldırı.
Polis'e saldırı yapıldığını ilk duyduğumda PKK yapmıştır diye düşündüm.
Kimin aklına gelirdi Müslüman -Türk halkı kendi öz evladına- polisine küfreder, taş atar milletin parası ile alınan polis arabalarını yakar, yıkar.
Sanki PKK sempatizanları Diyarbakır'da, Hakkari'de gösteri yapıyordu.
Oysa polis arabasının yakıldığı, 10 tane vatan evladı polisin yaralandığı yer İnegöl.
Yani Kürt değil, Türk beldesi.
Polis'e saldıranda Kürtler değil Türkler.
Polisin arabasını yakanlarda Kürtler değil, Türkler.
Peki hedefleri neymiş?
İçeridekileri alacaklarmış.
Kimleri?
Kürtleri.
Ne yapacaksınız?
Öldüreceğiz.
Kaç kez yazdım, yine yazıyorum.
Bu ülkede bütün sorunları siyaset eli ile çözmeye devam ederseniz, işte piyasaya böyle vatan evlatlarına, polisine, askerine saldıracak zihniyette iman zaafiyeti olan insanlar çıkarırsınız.
Bu adamlar az-biraz İslam'dan haberdar olsa, insan canı almanın Allah'a ait olduğunu, Allah'ın yarattığı bir kulu, insanlıktan çıkmış bir cani aldığı zaman Allah'a isyan etmiş bir melun olacağını bilecek, ahiretteki yerini düşünecek ve bu tür isyanlardan vazgeçecektir.
Ancak mesele İnegöl'de kalmadı ardından bir yenisi daha geldi.
Dörtyol'da 4 polis şehit oldu. Halk İnegöl'ü örnek alarak ''hadi gidip polis merkezine saldıralım'' diyerekten bütün ilçeyi topladı. (BDP binası da yakıldı)
Polis'te önlem olarak askeri çağırıp havaya silah sıktırdı.
Kısacası skandal üstüne skandal.
Bu haberin hemen ardından bizim memleketten bir haber daha geldi.
Erzurum'da DTP'lilere saldırı yapılmış.
Biraz bekledim hemşerilerim de polis'e saldırmaya gidecek mi diye...
Allah'tan oradan da öyle bir haber gelmedi.
Evet amaç Kürt -Türk çatışması olarak düşünülebilir. Ancak durum o kadar basit değil.
Aydın'da pankart meselesinden dolayı polis'i halkla karşı karşıya getiren Emniyet değil, Vali idi.
Diğer illerde de sorunun başlangıçları Vali'lerdi.
Polisi kasti olarak mı halkla karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar tam olarak net değil.
Ama bu gidişat pek hayra çıkmaz.
Çünkü Polis'in konumu ile Ordu'nun durumu tamamen farklıdır.
İçeride milletin anasının, bacısının güvende yaşayabilmesi için Polis'e ihtiyaç vardır.
Yolsuzluk, kaçakçılık, gasp, Balyoz, Darbe, Ergenekon....filan, filan, filan...
Yani içeride güvenliğin tam ise dışarıda rahat olursun.
Yok içeride kaos, kan ve kargaşa ile karşı karşıya isen işte o zaman ülke olarak zayıf ve yorgun olur dışarıda da güçsüz kalırsın.
ABD emniyetinin bile Türk polisinden eğitim aldığı bir dönemde Polisi halk'la karşı karşıya getirmenin anlamı nedir? (ABD ordusu iç güvenlik ordusuna şehir içinde tatbikat zorunda kaldı)
Neymiş Efendim Emniyet'te farklı farklı yapılanmalar varmış.
İyi de kardeşim Emniyet'te tanıdığımız bir sürü cemaatçi, milliyetçi, solcu, milli görüşçü polis var.
Ve bunların çoğu birlikte çalışıyorlar.
80 öncesinden 90'ların ortasına kadar Emniyet'te solcu, komünist ağırlıklı bir yapı varken, bu oranın yani komünistlerin azalması birilerini mi rahatsız etti? Yoksa Karargah evlerinin patronu yeni bir stratejimi ortaya koymaya başladı.
*
Şimdi birileri diyecek ki, bunları yapanların bir kısmını senin toz kondurmadığın ülkücüler yapıyor, onlara neden bir şey demiyorsun?
Çendefa söyledim; Bizzat Bahçeli, 80 kişinin olduğu ve benim de bulunduğum bir ortamda elini masaya sert bir şekilde vurarak ''kavga eden bir gençlik istemiyorum, okuyacaksınız ve iyi yerler geleceksiniz, kameralar çektiği zaman elini bozkurt işareti yapan kendini ülkücü olarak gösteren hainleri içinizde barındırmayın'' demişti.
Son yayınlandığı genelgede de cenazelerde sloganları yasaklamış, Partinin düzenlemediği gösterilere katılmayacaksınız diye de bir emir vermişti.
Bütün bunlara rağmen, bu tür provokasyonları yapan mihrakların bağlantıları az-çok bellidir. MHP'yi nereye çekmek istedikleri de açıktır.
Bakın sert muhalefet yapmak farklı bir şeydir, sokağa inmek farklı bir şeydir.
Bahçeli'nin hedefte olmasının başlıca sebeplerinden biri partiyi karanlık kurula meze yapmadığı içindir.
Gerçi Tapınak'ın Türkiye temsilcisinin dostları devreye girmişse işte o zaman tehlikenin boyutu biraz daha değişebilir.
Son olarak;
''Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, yabancı devenin havuz başında kovulduğu gibi bir takım kimseler i havuzumdan kesinlikle kovacağım . - Dünya'da kendilerini Muhammed (sav) ümmetinden sananlar O'nun şefaatine nail olacaklarını zannedenler, o gün dünyadaki yaşantıları nedeniyle aldandıklarının farkında varacaklardır.O gün insanların nazarında Efendimiz sav'in yolunun yolcusu olduğu zannedilen nice bedbaht sahtekarların durumu açığa çıkacak, Havzu Kevser'inden kovulacaklardır. (BUHARİ-1095-2132)
Yukarıdaki Hadisi-Şerif zannediyorum yaşam tarzımız açısından bize birçok konu açısından uyarıcı işaretlerde bulunuyor.
Konuların tamamına tek tek değinmek mümkün değil. Sadece şunu söylemek gerekiyor;
Şeri hukuk; ''Devletin olduğu yerde salahiyeti olmayan birisinin çıkıp başka birini öldürmesi İslam'da reddedilmiş, lanetlenmiştir.
Birde bunun üzerine Türk devletine hizmet eden Müslüman-Türk polisine saldırmak, araba yakmak fıkhi açıdan bizi hangi kuyuya götürür varsın onun muhasebesini de o yolda olanlar yapsın.
Fazla derine inmeden hakikat açısından ipin ucu bizi dinsizlik boyutuna, intihara yani intihar edenin sonunun gittiği mekana götürdüğü muhakkaktır.
***
DERİNLER NERELERDE
Geçen yazımız da 4 isim vermiş bu kişilere derin devlet davasının ilerlemesi için başvurulabileceğini söylemiştik.
Yazdıktan sonra bir araştırma yaptığımızda çok ilginç bir şey gördük.
Bu dört isimden son dönemde hiç ses-sada çıkmamış.
Özellikle Ağar gibi bir siyasetçi ile Ergenekon davasındaki birçok kişiyi yakından tanıyan Teoman Koman paşa ve diğer iki ismin piyasadan tamamen çekildiğini görmek bizi çok ilginç bir noktaya götürdü.
Tabii şimdilik bu konuyu deşmeyeceğiz. Biraz daha zamana bırakmakta fayda olduğu düşüncesindeyim.
Yalnız gazeteci arkadaşlar Mehmet Ağar'ı bulup referandum kararını sorararsa hiç değilse hangi tarafta olduğunu da öğrenmiş oluruz. Tabii bu soruyu bir Teoman Koman paşa'da cevaplandırsa kötü olmazdı yani...
raufatillapolat@hotmail.com