Son Haberler
29.05.2012 Salı 14:33
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

PONTİKİ: ANKARA NEDEN GÜNEYDOĞU AKDENİZ'DE TUR ATIYOR?
23.07.2010 14:00

ATİNA, 22/07(BYE)--- Tirajı 14.908 olan haftalık Pontiki gazetesinin 22 Temmuz 2010 tarihli sayısında ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haber-yorumun çevirisi şöyledir:

Emekli Tuğamiral yazar ve Milli Savunma Hareketi (KETA) üyesi Antonis Kakaras, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Atina ziyareti arifesinde kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Kuşaklarla ilgili olarak neler olduğu ve çizilmelerinin neden önemli aynı zamanda da zor olduğunu basit bir şekilde anlatan bir yazı yazmıştı. Bu konularda özellikle de karşısında Türkiye varsa "şeytan ayrıntılarda gizli" ve bunu da karşıdakiler iyi biliyor. Antonis Kakaras'ın metni hem yararlı hem de halkın zor anladığı bu konularda bir "pusula" niteliği taşıyor.

Karasuları: Deniz yönünde temel çizgilerden ve iç suların ötesinde başlayan ve 12 milden daha geniş olmayan sulardır. Temel çizgiler ya düz çizgiler ya da bir ülkenin ulusal toprağı ya da ulusal denizi sayılan sahil şeridinin doğal çizgileri, iç suları, gölleri iç denizleri, nehirleri ve nehir ağızları, kapalı körfezleri, tarihi körfezleri, limanları vb.'dir... Yunanistan temel çizgilerini henüz belirtmemiş karasuları olarak da, dünyanın bütün ülkeleri gibi 12 deniz miline ulaşabilme hakkına sahip olmasına rağmen 6 deniz milini yasallaştırmış bulunuyor. Türkiye, Ege'de 6 deniz mili karasularına sahip, Akdeniz ile Karadeniz'de 12 deniz miline sahiptir. Ayrıca, Yunanistan'ın kabul etmediği temel çizgiler belirtmiştir. Denizde sahilleri olan devletin egemenliği tam olarak karasularında uygulanır ve bunun üzerindeki hava sahasına yayılır. Yunanistan hava sahasını 6 deniz mili yerine dört mil daha ilave ederek on mil olarak belirtmiş bulunuyor. Türkiye, ABD ve NATO'nun diğer ülkeleri, başka bir ifadeyle hemen hemen kimse bu dört mile saygı göstermiyor, sık sık sahanın diğer bölgelerini de ihlal ediyor. Türkiye, Yunanistan'ın 6 mil karasularını genişletmesini savaş nedeni (casus belli) sayacağını açıklamış bulunuyor.

Münhasır Ekonomik Kuşak: Karasularının ötesinde (bu noktaya dikkat edilmeli) olan ve denizde sahilleri olan ülkenin deniz kaynaklarından münhasır yararlanma hakkını uyguladığı bölgedir. Münhasır Ekonomik Kuşak sahilden 200 mile kadar uzanabilir. Bu bağlamda Münhasır Ekonomik Kuşak ve Karasuları 200 mili aşamaz. Akdeniz'de özellikle de Ege'de, denizde sahilleri olan devletlerin her birinin 200 mil Münhasır Ekonomik Kuşağa sahip olmasının mümkün olmaması nedeniyle komşu ülkeler arasında sınırların belirtilmesine yönelik anlaşmalar yapılması gereklidir. Kısa bir süre öncesine kadar uluslararası düzeyde kıta sahanlığına ilişkin görüşmeler/düzenlemeler tercih edilmesine rağmen son yıllarda Münhasır Ekonomik Kuşakla ilgili anlaşmaların görüşülmesine ve imzalanmasına başlandı.

Münhasır Ekonomik Kuşaklar, denizde sahilleri olan ülkelerin egemenlik haklarını uyguladıkları, diğer ülkelerin ise açık denizlerde sahip oldukları haklara burada da sahip oldukları deniz bölgeleridir. Denize sahili olan ülkenin haklarını kullanabilmesi için Münhasır Ekonomik Kuşağı iç yasayla belirtmesi gerekir, halbuki söz konusu ülkeye ait olan ülkenin kıta sahanlığı için de aynısını yapması zorunlu değil. Tabii bütün bunlar komşu ülkeler arasında (Akdeniz'de aralarındaki mesafe 400 veya daha fazla mil olan ülke yok) özellikle de bizlerle Türkiye arasında sorunların olmaması şartıyla olabilir. Denizde sahilleri olan ülkenin Münhasır Ekonomik Kuşakta uygulayabileceği haklar, sularda, deniz dibinde ve toprak altında var olan canlı ya da cansız doğal kaynaklarla ilgili aramalar yapmak, onlardan yararlanmak ve onları idare etmek, ayrıca sulardan, akıntılardan ve rüzgârdan enerji üretmek, yapay adalar kurmak ve kullanmak, tesisler ve inşaatlar kurmak, denizde bilimsel aramalar yapmak ve tüm faaliyetler sırasında Kuşaktaki deniz çevresini korumaktır. Diğer ülkeler Münhasır Ekonomik Kuşakta denizde ve havada serbest dolaşımdan ve denizaltına boru hatları yerleştirmek, denize kablolar döşemek gibi haklardan yararlanabilirler.

Kıta Sahanlığı: Kara sularının ölçüldüğü temel çizgiden deniz içinde 200 deniz miline kadar uzanan (bu noktaya dikkat edilmeli) deniz bölgelerinin dibi ve dipteki toprak altıdır. (bu bağlamda kıta sahanlığı ve kara suları birlikte sahil şeridinden 200 mili aşamaz). Adalar (nüfuslu olanlar ve kayalıklar), üzerlerinde yaşam olması ya da üzerinde canlıların bakımını sağlamak mümkünse, kıta sahanlığına sahiptir. Türkiye ile büyük görüş farkı da bu konudadır. Türkiye, Ege'nin yaklaşık yarısındaki Yunan adalarının kendi kıta sahanlığına dayandığını, bu bağlamda da kendi kıta sahanlıklarına sahip olma hakkı olmadığını iddia ediyor.

Ayrıca Türkiye, Yunanistan ile sorunun eşitlik ilkeleri temelinde çözümlenmesi gereğini savunuyor ancak bu, ülkemizin lehine değil. Bu arada Uluslararası Mahkemeye başvurunun da bizim tezlerin aleyhinde olacağı kesindir. Bizlerin itiraz ettiği herhangi bir konu yokken, Türkiye bir dizi hakkımıza itiraz ediyor ve kendisi için taleplerde bulunuyor.

1976 yılının Ağustos ayında yaşanan büyük krizde Yunanistan Lahey Adalet Divanına başvurmuş fakat konu Mahkemede görüşülmemiş çünkü Türkiye, Mahkemenin yetkisini tanımamıştı. Mahkemenin konuyu ele alabilmesi için her iki ülkenin başvuru için tahkimname sunması gerekir. Bu bağlamda Yunanistan'ın tek başına başvuruda bulunması yanlıştı. Öte yandan bu tür başvuruların daima Uluslararası Hukuka dayanan kararlarla sonuçlanmadığı, "politikaya" yani çıkarları doğrultusunda mahkeme kararına ilgi gösteren güçlülerin isteğine (bu durumda ABD'nin) dayandığı biliniyor. Türkiye, Yunanistan'ın adaların kıta sahanlığı olduğuna dair savunmasını kabul etmiyor aynı zamanda ise anlaşmalar temelinde Yunan adası saydığı bütün adaların Yunanistan'a ait olduğunu kabul etmiyor.

"Gri bölgeler" bu şekilde ortaya çıktı. Söz konusu bölgeler yaklaşık 150 ada, adacık ve kayalıkla bunların kara sularını bu bağlamda da kıta sahanlıklarını içeriyor. Türkiye'ye göre bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'na ait olan söz konusu ada ve adacıklar İmparatorluğun halefi olan Türkiye'ye aittir. Kardak krizini ve kısa bir süre önceki Meis Adası'na ilişkin itirazları hatırlayalım. Ayrıca nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen Mısır ile Yunanistan arasında kıta sahanlığıyla ilgili görüşmeler de gecikti.

Hatta Adriyatik Denizi'ndeki kıta sahanlığıyla ilgili Yunanistan-Arnavutluk anlaşması da iptal oldu. Bu iki konu (Mısır ve Arnavutluk) ve Yunanistan'ın, ilgili anlaşmaları imzalayamaması, Türkiye'nin müdahalesi aynı zamanda da PASOK ve YDP hükûmetlerinin Türkiye'nin saldırgan politikasına karşı çıkma gücünde olmaması, ortak müttefiklerin (ABD'nin ve belki de başkalarının da) Türkiye'yi desteklemeleri sonucu olarak yorumlanıyor.

Bütün bunlar şunların geçerli olduğunu gösteriyor:

- Yunanistan ile Türkiye arasında kıta sahanlığıyla ilgili bir anlaşmanın imzalanması için iki ülkenin karasuları ölçülmeli ve sınırları belirlenmeli, bu bağlamda iki ülkenin kara suları çizilmeli, başka bir ifadeyle önce temel çizgiler kabul edilmeli. Yunanistan 6 deniz milini kara suları olarak kabul ederse kara sularını 12 mile genişletme hakkını kaybedecek. Ülkemiz karasularını 12 mile genişletmiş olsaydı ya da şimdi genişletirse kıta sahanlığı sorunu kalmaz çünkü Ege'nin büyük bölümü Yunan adalarıyla dolu. Asıl önemli olan hangi hükûmetin, hangi güçle ve hangi halk desteğiyle bunu yapabileceği sorusunu cevaplandırmak. Bu durumda ABD ve NATO nasıl bir rol oynayacak? Bu kurumlardan hükûmetlerimiz ne kadar etkileniyor? Cevap şimdiye kadarki uygulamalardan biliniyor.

2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD ile NATO'nun arabasına bağlanan Yunan hükûmetleri, Yunanistan ve Kıbrıs sahasının ve egemenlik haklarımızın önemli kayıplara uğramasından sorumludur.

- Kıta sahanlığının çizilmesi için hangi ada ve adacıkların hesaplanacağının belirtilmesi ve kabul edilmesi, başka bir ifadeyle "gri bölgeler" konusunun netleşmesi gerekir.

- Kıta sahanlığının belirtilmesi hemen hemen otomatikman Münhasır Ekonomik Kuşaklar konusunu aynı zamanda da karasularının ve karanın üstündeki ulusal hava sahası konusunu da çözümlüyor. Şüphesiz, Ege'de karada ve denizde egemenlik haklarımızı NATO'ya vermemiz konuya çözüm getirmez. Meclisten geçen ve yürürlüğe konan ünlü MOU'yu (Memorandum of Understanding) unutmayalım. Miloşeviç bunu kabul etmemiş, bu nedenle Sırbistan bombalanmıştı.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.