Rahşan Hanımın ağzından!..
Kolay silinmiyor çok sevdiğinin parmak izleri; yağmurlu akşamlar cam köşeleri kaşıklarla çınlattığın çay fincanlarının kulplarından...
Hafifçe sallanılan sandalyelerin kollarından gitmiyor, yıllarca bıraktığı sıcaklığı...
Gardıroptaki kokusu, akşam lodosu gibi çarpıyor yüzünüze her araladığınızda kapılarını...
Baş koyup, ezdiğiniz yastıkları kabartmak istemiyor elleriniz...
Söndüresiniz gelmiyor ışıkları, o varken sabahın fecrine kadar yandıklarını hatırlayınca...
Ne açık kitapları kapatmaya dermanınız kalıyor, ne mühürlüleri çeviresiniz...
Ne çalan şarkılara dur diyecek gücünüz var, ne kalkıp hatıra dolu şarkıları çalasınız...
Bir seslenmesine muhtaçlıkla dövünüp duruyorsunuz, geceleri gündüzleri karıştırıp...
Ona aitleri düşündükçe ürperiyor teniniz...
Ölüm pusularına meydan okumaları takılınca aklınıza, içiniz sızlıyor o anki gibi, ona bir zarar gelecek endişesiyle... Oysa çok oldu gideli...
İhanetler, yıkılmalar, karalamalar çengellenince gözlerinize, dizlerinizin bağı çözülüyor hala... Oysa geçti gitti onlar, göçtü gitti benim sevgilim de!..
Bir uğursuz vakit telefon çalmamasına kızacağınız, kapıların tokmaklanmamasına üzüleceğiniz hiç geçmezdi zihninizden... Heyhat ki, nerede o günler, nerede bunlara sebep adam, canım kocam!..
Mahpus damlarında çekilen hasretliklerden bin beteri yumruk gibi oturuyor boşluğunuza, her ikindi sonrası, ricalde mesai bitimi...
Sonra yalnızlık başlıyor yine...
Birlikte geçirilen onca seneye rağmen, daha söyleyecek ne kadar çok şeyiniz olduğunu düşünüyorsunuz...
Ve düşlüyorsunuz ruhunu; gözünüzün önünde, evinizin içinde, cam kenarında, masada, sandalyede...
Bedeni buradayken yaptıklarınızın bir kısmını ve fırsat bulup yapamadığınız, zaman bulup konuşamadıklarınızı ruhuyla gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz...
Kaldığınız yerden devam ediyorsunuz yarım kalanlara...
Ve dev gibi ruhunun bastığı yerlere kazıdığı ayak izleriyle avunuyorsunuz, dolaşarak evin içinde...
Birlikte diktiğimiz çiçekleri her gün dualarla sulayıp, o beyaz güvercinlere her sabah
yem vermeye devam ediyorum biricik sevgilim Bülent!..
Rahşan Hanımın ağzından!..