ANKARA, 18/08(BYE)--- Rus haber ajansı Regnum'un 17 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Rasim Musabekov imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Rusça yazının çevirisi şöyledir:
16 Ağustos'ta Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım anlaşmasını yorumlayan siyaset bilimci Rasim Musabekov, Türkiye ile Azerbaycan arasında stratejik ortaklığın bugün başlamadığını, Azerbaycan 1991'de bağımsızlığını ilan ettiğinden beri iki ülke arasında stratejik ortaklığın var olduğunu söyledi. Anlaşma metnini okumadığını belirten Musabekov, iki ülkenin askerî ve savaş tekniği alanlarında iş birliğine ilişkin yeni maddelerin belirlendiğini düşünüyor. Musabekov'a göre bu, yeni Rus-Ermeni askerî anlaşmalarına bir misilleme niteliğinde yapılmış bir anlaşma da olabilir.
Bununla birlikte aslında Ermenistan'daki Rus askerî üssünün statüsü yükselmiyor. Musabekov şunları söyledi: "İlk başta Rus üssünün Ermenistan'da 25 sene kalması kararlaştırılmıştı, şimdi ise süre bir o kadar daha uzatılıyor. Şimdiye dek askerî üssün Rusya'nın çıkarlarına hizmet ettiği belirtiliyordu, şimdi ise buna Ermenistan'ın çıkarları da eklendi. Ancak bu beyandan önce de üs, Ermenistan'ın çıkarınaydı, üs görevlilerinin yarısı Ermenilerden oluşuyor. Beşbin kişilik Rus üssüyle Azerbaycan korkutulamaz, hele de Rusya'nın bu üssü teçhizatla donatma imkânları oldukça kısıtlıyken."
Musabekov şöyle devam etti: "Ermenistan Rusya ile imzaladığı askerî anlaşmaları tekrar gözden geçirebiliyorsa Azerbaycan da bunu Türkiye ile yapabilir. Örneğin, iki ülke arasında boru hatlarının güvenliğinin sağlanmasına ilişkin bir anlaşma imzalandı ve bu iş birliği daha da derinleştirilebilir. Türkiye boru hatları üzerinde hava güvenliğini sağlayabilir."
Siyaset bilimci, Nahçıvan'da bir Türk askerî üssünün kurulmasını da mümkün görüyor. Musabekov, "Ermenistan, Azerbaycan toprakları üzerinde savaşmak için Nahçıvan'a ordularını rahatça gönderebilir. Nahçıvan'da bir Türk üssü kurulması, Ermenileri, özerk cumhuriyetteki Azeri varlığından korunmaları gerektiğini düşündürecek." dedi.
Karabağ ihtilafının çözüm sürecine değinen uzman, Rusya'nın St. Petersburg'da önceden üzerinde mutabakat sağlanan "Madrid prensiplerinden" uzaklaşma teşebbüsünün Azerbaycan'a baskı yapmanın imkânsız olduğunu gösterdiği yönündeki fikrini ifade etti.
Azerbaycan'ın da tepkisi gecikmedi: Aleksandr Lukaşenko'ya kredi sunulması, İlham Aliyev'in gösteri niteliğindeki Gürcistan ziyareti ve Hazar ötesi bölgelere Rusya'yı dışarıda bırakacak şekilde doğal gaz satışının görüşülmesi.
Musabekov'a göre Rusya'nın Azerbaycan'da çıkarları var ve bu nedenle Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev bu senenin eylül ayında Bakü'ye, Karabağ ihtilafının çözümü konusunda eli boşgelmemek zorunda. Ayrıca bu senenin sonunda 1999 yılından beri ilk defa AGİT ülkeleri liderlerinin bir araya geleceği bir zirve gerçekleşecek ve Minsk Grubunun çalışmaları bu zirvede değerlendirilecek. Bir ilerleme kaydedilmemesi durumunda bu ara buluculuk arşive kaldırılabilir ve yerini yeni girişimler alabilir.
Azerbaycan'ın Türkiye için vize uygulamasının neden ertelediğiyle ilgili soruya yanıt veren Musabekov, yoluna koyulması gereken bazı noktaların olduğunu söyledi. Musabekov, "Türkiye ve İran için devam eden vize uygulaması, üçüncü devletlerden bu ülkeler aracılığıyla istenmeyen şahısların Azerbaycan'a sızma ihtimaliyle alakalıdır." dedi. Musabekov bu tür tehditlerin bertaraf edilmesi için bir mekanizma bulunacağını ve Türkiye ile vizelerin kaldırılacağını ümit ettiğini söyledi.