Rektörlerin korkusu Atatürkçülerin sessizliği
Önce Tuncay Özkan’ın söylediklerine kulak verelim:
“Tuncay Özkan’dan tarihi itiraflar;
Kanaltürk Televizyonu sahibi Tuncay Özkan, İzmir’de Rotary Kulüpleri 2440. Bölge’nin düzenlediği ’Türkiye’nin Geleceği’ konulu toplantıya konuşmacı olarak katıldı. Buradaki konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bazı üniversite rektörlerinin kendisini okullarında konuşmacı olarak davet ettiğini; ancak seçimlerden sonra bunun tersine döndüğünü söyleyen Özkan, "Dün Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce konuşmamız için bizi davet eden, salon açan rektörler, bugün öğretim üyelerinin yoğun ısrarına rağmen bizimle ilgili olarak ’aman gelmesinler. Cumhurbaşkanlığı’na, rektörlük seçimlerinde ismimiz gidecek’ diyorlar. Bize üniversiteler salon açmamaya başladı" dedi.
Toplantılarına katıldığı Rotary üyelerine 9 Aralık’ta Ankara’da Hukukuma Hukukçuma ve Adalete Dokunma Mitingi’nin düzenleneceğini hatırlatan Özkan, çok sayıda kişinin kendisine bu mitinge otobüs kaldırıp kaldırmayacağını sorusunu yönelttiğini söyledi. "Otobüs kalkmıyor" diyen Özkan, ücretsiz otobüs kaldıracak parasının kalmadığını, pamuk ellerin cebe gitmesi gerektiğini kaydetti.
Rotary Kulüpleri’nin misafiri olarak katıldığı toplantıda seçimlerde yüzde 10-12 arasında manipülasyon yapıldığı inancına sahip olduğunu ve bu inanç doğrultusunda Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) gittiğini anlatan Kanaltürk televizyonu sahibi Özkan, YSK’nın kendisine, seçim sonuçlarının doğru olduğu yönünde cevap verdiğini belirtti. Referandumun iptali için de başvuruda bulunduğunu ifade eden Özkan, "YSK, orda da ’yetkisizim’ diye cevap verdi. CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. İkisini de alıyorum, referandumun iptali için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüyorum" diye konuştu.” (haberbu.com 29.11.2007)
X
Kimlerdir bilmiyoruz ikiyüzlü tavır sergileyen sayın rektörler.
“Cumhurbaşkanlığına, rektörlük seçimlerinde ismimiz gidecek, dikkat çekersek, mimlenir ve ismimiz yukarıya bildirilmez” diye korkuyorlarmış. Kimden ve neden korkuyorlarmış? Atatürk’ü, cumhuriyeti, laikliği savunan, doğruları söyleyen, iktidara kul köle olmayan bir “vatansever” mücadele adamına, üniversitelerinde salon açıp konferans yaptırmaktan korkuyorlarmış! Doğrusu bu rektörler kimlerdir, merak ediyoruz!
Buradan, Atatürkçü, laik, Cumhuriyetçi, demokrat geçinen, meydanlarda “Türkiye laiktir laik kalacaktır” diye avazı çıktığı kadar bağıran, köprülerin altından sular geçince, bugünlerde “derin bir sessizliğe bürünmüş olan” entel dantel takımına sesleniyoruz. Bir zamanlar sözde “kartaldınız(!)”, şimdilerde neden sinip, korktunuz? Kimlerden niçin korkuyor sunuz? Madem korkacak ve ürkecektiniz, neden meydanlara çıkıp, kahramanlık türküleri söylediniz o halde?
Acı gerçek böyle iken, ülkenin milliyetçi, vatansever, dürüst köşe yazarları; vatan elden gidiyor, bölünüp parçalanacağız, kimse tehlikenin farkında değil diye her gün köşelerinde feryat figan bağırıyorlar…
İktidardan korkan, ürken sadece kimi rektörler mi?
Hasbelkader televizyon ya da gazete sahibi olmuş, 22 Temmuz seçimlerden önce AKP’nin tek başına iktidara gelemeyeceği yönünde tahminler yapan ve bu nedenle de, “demokratlık”, “dürüstlük”, “tarafsızlık” konularında, kurumunda çalıştırdığı personeline, çevrelerine şova dayalı ahkâm kesen; AKP yeniden tek başına iktidar olunca, yüz seksen derecelik dönüş yapan ikiyüzlü sahtekâr yapılı kimi medya patronlarına ne demeli?
Bugün, yaygın ve yerel medyada, neden AKP iktidarına karşı tam bir bağımlılık ve teslimiyetçilik var? Tümüyle maddi çıkar hesabından ötürü… Emin Çölaşan, internet sitelerinde, yüreklice kartel medyasında yaşanan gerçekleri açıklamaya (haykırmaya) devam ediyor. Çölaşan yalan mı söylüyor?
Bir ilde ki yerel bir televizyonun sahibi; personeline, televizyonunun programlar müdürüne, iktidarın o ildeki bir milletvekilini kastederek; “bu adamın kelini sakın benim televizyonumda göstermeyeceksiniz, ne yapıp edip adamı saçlı göstereceksiniz, çünkü ilde iktidarın (paranın) Allahı bu adam, ülkede de Tayip Erdoğan’dır…” diyebilecek denli kendini AKP’den ve AKP’li belediyeden gelecek paralara entegre ederse, ya da etmişse varın gerisini siz düşünün…
X
Ulu Önder’in bize emanet ettiği bu güzel ülke ve vatan, bir gün halkı aymazlığa sürükleyenlerin başarısı (!) sonucu elimizden kayıp gider ve vatansız kalırsak ya da bölünmüş, parçalanmış bir toprağın üzerinde kahırlı bir yaşam sürmeye mahkûm edilirsek, o zaman iş işten geçmiş olacak ama hiç kuşkunuz olmasın, kimlerin bizleri bu duruma getirdiğini kin ve nefretle de bilmiş olacağız…
Ancak şuna da yürekten inanıyoruz ki; Büyük Kurtarıcı Atatürk’ün gerçek evlatları var olduğu sürece; bugün yitirilmiş gibi görünen kaleler; bir gün elbet bir bir fethedilecek ve Cumhuriyeti, laikliği, demokratlığı yürekten savunan kitleler, Anıtkabir’e kahramanlık türküleri söyleyerek, Yüce Atatürk’ün önünde gurur ve şerefle saygı duruşunda bulunacaklardır…
Yeter ki bir an önce bu aymazlıktan, vurdumduymazlıktan soyutlanmış olalım ve işbirlikçi, çıkarcı, ruhu satılık medya patronlarının ve siyasetçilerin oyunlarına karşı uyanık olalım…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com