MOSKOVA, 05/08(BYE)--- RİA Novosti haber ajansının 4 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yapılan mülakatın çevirisi şöyledir:
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu RİA Novosti haber ajansına verdiği demeçte, Türkiye'nin dış siyasi rotasını ve Rus-Türk ilişkilerinin şimdiki durumunu ve perspektiflerini değerlendirdi.
SORU: Sayın Bakan, son dönemde, özellikle de sizin Dışişleri Bakanlığına atanmanızdan sonra Türkiye'nin dış politikasının daha da aktifleştiğini görüyoruz. Bölgesel ve uluslararası konularda Türkiye'nin rolü önemli derecede arttı. Artık Ankara'nın görüşü dikkate alınıyor. Türkiye'nin bugünkü dış politik stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Uluslararası arenada Türkiye'nin yeri ve Ankara'nın dış siyasi stratejisinin hedefi nedir?
DAVUTOĞLU: Hepimiz önemli küresel değişiklikleri yaşıyoruz. Biz, yeni dünya düzeninin oluşması için çaba harcıyoruz. Yeni dünya düzeni, evrensel ve adil olacak ve sorunların ortadan kaldırılmasına hizmet edecek. Bu çerçevede, Türkiye'nin dış politikasındaki çıkarlarının ve aktifliğinin bütün dünyayı kapsadığını söyleyebilirim. Türkiye, kendisini çevreleyen bölgede doğal ve aktif çıkarının yanı sıra küresel yönelimi olan bir dış politika yürütüyor. Biz, siyasi diyalog için platformun güçlendirilmesi, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve çeşitli kültürler arasındaki karşılıklı anlayış içinde etkileşim yoluyla barışsever ve istikrarlı dünya düzeninin oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu bağlamda barışa, istikrara ve gelişmeye hizmet ideolojisiyle örtüşen bütün girişimleri destekliyoruz.
Dış politikamız krizlere değil, krizlerin ortadan kaldırılmasına, mevcut sorunların ortadan kaldırılması süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılmasına odaklıdır. Dış politikamız diyaloğa dayalıdır ve bundan amaç, öncelikle aynı bölgede bulunan ülkeler olmak üzere diğer ülkeler arasında da iş birliğini ve entegrasyonu azami derecede geliştirmektir.
Son derece planlı bir stratejiyi gerçekleştirmek yoluyla bölgemizde güvenlik, istikrar ve refah kuşağını kurmak istiyoruz. Komşu havzalarla birleşmek istiyoruz ve bu amaca erişmek için aktif bir şekilde diplomasiyi kullanıyoruz. Uluslararası platformları etkin şekilde kullanarak ve yeni inisiyatifleri gerçekleştirmek yoluyla hedeflerimizi ve politikamızı bölüşmeye ve yeni Türkiye'nin algılanması konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede biz, dış politikada inanç, sağduyu ve kapsamlılık ideolojisini kullanıyoruz.
SORU: Sayın Bakan, Rus-Türk ilişkilerinin şimdiki durumunu ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in geçenlerde Türkiye'ye yaptığı resmî ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?
DAVUTOĞLU: Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in 11-12 Mayıs 2010'da Türkiye'ye yaptığı resmî ziyaret çerçevesinde varılan anlaşmalar sonucunda Üst Düzey İş Birliği Konseyi oluşturuldu. Konseyin ilk toplantısı Ankara'da yapıldı. Ayrıca, müzakereler sonucunda vize rejiminin basitleştirilmesi, enerji, güvenlik, ulaştırma, tarım vb. alanlarda iş birliğini öngören toplam 16 ikili anlaşma imzalandı.
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in Türkiye ziyareti Türkiye Cumhurbaşkanının Rusya'ya Şubat 2009'da yaptığı resmî devlet ziyaretine cevabi bir ziyaret oldu. Cumhurbaşkanımızın ziyareti sonucunda Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yeni aşamasında ilerleme, dostluk ve çok yönlü ortaklığı daha da derinleştiren Ortak Deklarasyon imzalanmıştı. Bu belge, gerçekten ikili ilişkilerimizi çok yönlü ortaklık seviyesine çıkardı. Konseyin kurulması sayesinde ilişkilerimiz daha da yüksek düzeye çıktı.
Konsey, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin stratejisini ve ana yönlerini geliştiren, siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ve insani iş birliğiyle ilgili önemli projelerin gerçekleştirilmesini koordine eden yönetici organ olacak. Konseyin faaliyeti iki ülkenin ortaklık ilişkilerinin daha da güçlenmesine, uluslararası barış, istikrar ve güvenliğin sağlaması için hareketlerinin uyumlu olması için katkı yapacaktır. Son yıllarda yüksek düzeyli ziyaretlerin gerçekleştirilmesi, Rus-Türk ilişkilerinde yeni bir aşamaya geçme olanağını verdi. İlişkilerimizin özelliği, ikili ilişkilerle ilgili bütün konularda, ayrıca bölgesel ve küresel sorunlarda açık ve samimi bir diyalog kurulmasındadır. İlişkilerimizin eski dönemden kalma çeşitli ön yargılardan kurtulma ve karşılıklı güveni oluşturma sürecinin tamamlandığını söyleyebilirim. Rusya ile iş birliği, çok yönlü dış politikamızın en önemli yönlerinden biridir.
SORU: Sayın Bakan, çok yakın gelecekte Rus-Türk ilişkilerini daha yüksek düzeye çıkarmak için sizce neler yapılmalıdır?
DAVUTOĞLU: Sanırım, olumlu siyasi diyaloğu daha da geliştirmek yoluyla ilişkilerimizi daha yüksek bir düzeye çıkarabiliriz. Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in geçenlerde yaptığı ziyaret bu tür bir diyaloğun önemini bir kez daha doğrulamıştır. Aynı zamanda öncelikle Üst Düzey İş Birliği Konseyinin verdiği imkânları tümüyle kullanmamız gerekiyor.
Bunun yanı sıra Dışişleri Bakanlıklarımız arasında var olan danışmalar mekanizmasını çok verimli şekilde kullanmanın son derece önemli olduğuna inanıyorum. Üstelik diğer bakanlık ve kurumlar arasında imzalanan ikili anlaşma ve protokollere uygun olarak kurulan çeşitli çalışma grupları, komiteleri ve komisyonlardan da yararlanılmalıdır. Son 20 yıl içinde ülkelerimiz arasında birçok anlaşma imzalandı. Bunların sayesinde bu yönde başarılı bir çalışmanın yapılabilmesi için Rus-Türk ilişkilerinde sağlam hukuki temeller tesis edilmiştir.
Bu bağlamda bir hususa daha değinmek istiyorum: Eminim ki ikili ilişkilerin genişletilmesinde Üst Düzey İş Birliği Konseyinin faaliyeti çerçevesinde kurulması planlanan "Toplumsal Forum" büyük rol oynayacaktır. Üyelerinin, Rusya ve Türkiye'nin ünlü ve saygın kişilerden oluşacak olan Forum, ülkelerimizin halklarını birbiriyle daha da yakınlaştıracak. Sanıyorum, iki ülke kamuoyunun Forumun statüsü ve faaliyetine ilgi duyması, bu toplumsal örgütün faaliyetine başarı katacaktır.
SORU: Avrasya'nın iki gücü olan Rusya ve Türkiye'nin bazı bölgesel ve küresel konularda tutumları aynı. Sizce, Rusya ile Türkiye arasında bölgesel etkileşimin ana yönleri nedir?
DAVUTOĞLU: Türkiye ve Rusya 2001'de ikili iş birliğinden çok yönlü ortaklığa geçişi öngören Avrasya İş Birliği Eylem Planı'nı imzaladı. Bu planın amacı, Avrasya alanında iki ülkenin etkileşiminin genişletilmesiydi. Örneğin, biz eski SSCB coğrafyasında ekonomik gelişme ve siyasi istikrara ortak katkıda bulunmak için olası iş birliği yönlerini inceledik. Ve bu plan, Rus-Türk ilişkilerinde olumlu değişikliklerin temelini atan dönüm noktalarından biri oldu.
Şu anda Rusya ve Türkiye, hem Kafkasya'da İstikrar ve İş Birliği Platformu, hem de diğer ikili ve uluslararası formatlar çerçevesinde iş birliği yaparak Kafkasya'da kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasına yapıcı katkıda bulunuyor. Rusya ve Türkiye, bu yönde özellikle de Yakın ve Orta Doğu ile Balkanlar olmak üzere diğer bölgelerde de iş birliği için gereken potansiyele sahip ülkelerdir.
Bugün Rus-Türk ilişkileri çok yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Eminim ki Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında yüksek düzeyde ikili etkileşim için hükûmetler arası mekanizması olarak kurulan Üst Düzey İş Birliği Konseyinin faaliyeti, ülkelerimizin kapsamlı stratejik iş birliği temelini atacak ve Avrasya, Yakın ve Orta Doğu, Balkanlar vb. bölgelerde ülkelerimiz arasındaki ortaklığın büyümesine büyük katkıda bulunacaktır.