Epeyidir köşemi iki duvar bitişiği pozisyonunda bıraktım. Aslında yarım yarım giriş yaptığım birkaç yazım vardı ama nedense sonunu getiremedim. Kayınpederimin vefatından sonra hayatımda bir sürü şey konusunda yeniden yapılanma söz konusuydu. Dünyada kalanların gailesi misali…Bu arada bir grip vakası bütün aileyi sardı. Hala sesim kısık…Araya neler neler girmedi neler….Örneğin hayatımda şu kısasta geçen hikayenin benzerine bile rastlandı:
Mahkemede hakim Necip Fazıl'a:
- Bak der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey yoksa istifa mı ediyorsunuz?
Ama iki dev röportajla adımlarımı hızlandırdım. Nur Cemaatinden Ali Ünal ve Nur ilminden Mustafa İslamoğlu. İkisinin tesirinden kolay kolay çıkacak gibi görünmüyorum. Çünkü röportajlarım arasında beni heyecanlandıran iki tema var, birincisi DİN, ikincisi EDEBİYAT. Diğerlerinde biraz zorakilik olduğunu kabul etmeliyim. Din konusunu ele aldığımda bugünümü değil, sonramı düşünür hale geliyorum, uyarıcı ve dürtücü etkisi uzun süre üzerimde geziniyor... İslam üzerine söyleşi yaptığımda, dünyalıklardan uzaklaştığım hissine kapılıyorum, daha çok ahret için çalışıyorum duygusuna kapılıyorum. O yüzden görevlerimi tam ve eksiksiz yaptığım kanısına varıyorum. İçerikte ne söyleniyorsa söylensin, defalarca Allah’ın kelamını anıyor olmak bile yetiyor. Ali Ünal, dini her yönüyle araştırma konusu yapmış, onu merkez alarak ondan ayrılan bütün dalları, ucundaki en küçük çiçeğine kadar büyüteç altına almış gerçek bir İslam Bilimcisi. Mustafa İslamoğlu ise zaten Nur ile doğmuş, Müslümanlığın kendisinden sonra daha da güzelleştiği duygusunu veren bir Alim. İkisi de beni çok yukarılara taşıdı. Onları tanımak, bundan önce bildiğim ne varsa silip baştan yazsam bile aynı imanla yoluma devam etmemi sağlayacak bir güveni de beraberinde getirdi. İnandığım her şey için bir kez daha şükrettim. Onlar gibi yeni bir din inşasına soyunmayan din bilginlerinin varlığına nail olmak istiyorum. Bizim dinimizin güzelliklerini, sahip oldukları enginlikle yer yüzüne indirmelerinden, yuvasından ayrılan kuşları tekrar o semada birleştirmelerinden ve gözümüzden akıttıkları yaşlarla Peygamber Efendimizin yüzüne yüz sürdürmelerinden dolayı onları sevmeyecek ve okumayacak birini tanımıyorum.
hulyaokur@haberx.com
Not: Ali Ünal röportajı 25 Ekim Pazartesi, onun bir kaç gün sonrasında da Mustafa İslamoğlu röportajı sizlerle buluşacak.