Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
BİR: Haber başlığındaki ‘Aşılanmayın’ ifadesi bana ait değil. ‘Domuz gribi aşısının gerekli olup olmadığı’ ‘Bunun için harcanacak paranın buna değip değmeyeceği’ ‘Aşının ciddi yan etkileri olabileceği konusundaki bilimsel iddiaları’ dile getirdim ve ‘domuz gribi aşısı olmayacağımı’ belirttim. Hiçbir yerde hiçbir zaman ağzımdan hiç kimse için ‘Aşılanmayın’ şeklinde bir söz çıkmadı.
Benim amacım ve yapmak istediğim domuz gribi aşısı ile ilgili, tüm dünyanın konuştuğu, tartıştığı konuları halkımızın da bilmesidir. Bunun risk grubunda yer alan insanlara aşı olmayın demekle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı apaçık ortadadır.
Ben bir bilim adamıyım. Bildiklerimi halka aktarmam, bilimsel şüphelerimi dile getirmem belki bazı kişileri rahatsız edebilir ama bu emekli! de olsa bilim adamı olmanın olmazsa olmaz kuralıdır. Ben politikacı değilim!
İKİ: Bir tıbbi girişim veya tedavi uygulanmadan önce hastalara bunların ne için yapıldığının, ne gibi sonuçlar beklendiğinin ve ne gibi yan etki, risk veya komplikasyonların ortaya çıkabileceğinin ‘tüm ayrıntılarıyla’ ve ‘anlayabilecekleri bir dille’ anlatması kanuni bir zorunluluktur.
Buna göre insanların hekimler tarafından bu şekilde bilgilendirilmesi ‘Sen bu aşıyı olma, sen bu ilacı içme, sen bu tetkiki yaptırma veya sen bu ameliyatı olma’ manasına gelmez.
Ben hukukçu değilim ama özellikle de böyle milyonlarca insanın aşılanacağı bir kampanyadan önce de Sağlık Bakanlığı’ nın bununla ilgili tüm yan etki ve riskleri önceden açıkça ilan etmesinin ‘kanuni bir zorunluluk’ olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu kadar çok kişinin aşılandığı bir durumda mesela ‘milyonda bir görülen’ risklerin bile ne kadar çok kişinin başına gelebileceği ortadadır.
ÜÇ: Sayın Bakanımız ‘Bilim adamının özgürce fikir öne sürmesine karşı değilim, ama delilleriyle konuşmalıdır.’ diyor. Son derece haklı; zaten aksini düşünmek de mümkün değil.
Ben de ‘aynen dediği gibi’ yapıyorum: Söylediklerimin hepsi tıbbi yayınlardan ve kendisinin de adını verdiği sağlık kurumlarından alınmış bilgiler, rakamlar ve değerlendirmeler. Üstelik bunlar erişilemez, gizli saklı şeyler de değil; isteyen herkes tümüne kolaylıkla ulaşabilir.
TEŞEKKÜR BEKLERKEN…
Sağlık Bakanımızdan bana kızmasını değil beni takdir etmesini ve teşekkür etmesini beklerdim. Takdir; çünkü bir ‘emekli !’ olarak yan gelip yatmak yerine araştırmaya, okuyup yazmaya, üretmeye ve toplumu bilgilendirmeye ‘genç bir asistan hevesiyle’ devam ettiğim için. Takdir; çünkü konuyla doğrudan ilgili yüzlerce bilim adamının, onlarca tıbbi derneğin ne sesi ne soluğu çıkmazken ben konuştuğum için.
Hadi takdirden vazgeçiyorum ama bir küçük teşekkürün hakkım olduğu kanaatindeyim. Çünkü açıkladığım bilgilerle Bakanlığın çok önemli bir kanuni eksiğini tamamladığımı ve onu suçlu duruma düşmekten kurtarmış olduğumu sanıyorum.
Yarın vatandaşın biri çıkıp da ‘Biz aşıya güvendik ama benim yavrum aşı olmasına rağmen hastalandı veya öldü’ bir başkası ‘Yavrum aşının yan etkileri yüzünden hasta oldu, sakat kaldı veya öldü’ diye Bakanlığı dava edecek olursa ‘emekli profesör !’ bunların hepsini açıklamıştı diye beni şahit gösterebileceksiniz.
Ben Bakanlığın bu uygulamayı vatandaşlardan ‘aşı yapılmasını ve risklerini kabul ettiklerine dair’ yazılı bir onay alarak mı almadan mı yapacağını da doğrusu çok merak ediyorum.
DÜNYA TARTIŞIYOR
Domuz gribi aşısının gerekliliği, etkinliği, güvenirliği ve yan etkileri tüm dünyada tartışılıyor. Anketlere göre, politikacılara özel bir aşı yapılacağı haberinden sonra Alman halkının ancak yüzde 15 kadarı gönüllü aşı yaptırmak istiyor. Amerikan halkının da yarısı aşıya karşı.
Üstelik Amerika’ da üretilen aşılarda skualen ve timerosal gibi maddeler bulunmamasına rağmen, orada da uzmanlar arasında fikir birliği olmadığını, Amerikan hükümetinin aşı yapılan kişilerin bundan zarar gördüğünü iddia ederek aşı üreticileri ve sağlık görevlilerine dava açılmasına karşı kanunla ‘dokunulmazlık’ getirdiğini de bilmenizi isterim.
Göğüs hastalıkları uzmanı olarak -etkisinden hiç de emin olmadığım halde- risk grubunda yer alan tüm ağır KOAH, astım, bronşektazi, kronik tüberkülozlu hastalarıma her sene grip aşısı yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Bazılarının aşısını ben yapıyorum. Üstelik bu aşılar yakın zamanlara kadar sosyal güvenlik kurumlarının geri ödeme kapsamında da değildi.
GELELİM NETİCEYE
BİR: Her sene birkaç bin vatandaşımızın hayatına mal olan olağan gribi görmezden gelip domuz gribi aşısına gösterilen bu muazzam ilgiyi anlayamıyorum; kim bilir belki de kıskanıyorum.
İKİ: Emekli de olsam bilim adamı olmanın gereklerini her zaman yerine getireceğimden ve fikirlerimi delilleriyle özgürce söyleyemeye devam edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın.
ÜÇ: Bilim adamları susan, politikacıları konuşan toplumlar asla ileri gidemezler.
Selam ve saygılarımla.