Son Haberler
09.02.2012 Perşembe 22:35
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%-1,69
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Sağlık Bakanlığı'ndan türküler kitabı
Müziğin gücünü kullanan Sağlık Bakanlığı, ilaç gibi türküleri kitaplaştırdı ve bir cd hazırladı. Türkülerdeki Hekimlik ve Sağlıkla İlgili Türküler adlı başlıkla yayınlanan kitap ve cd, hastalara şifa kaynağı olacak. 14.03.2010 13:58

(ANKA) - Müziğin gücünü kullanan Sağlık Bakanlığı, ilaç gibi türküleri kitaplaştırdı ve bir cd hazırladı. Türkülerdeki Hekimlik ve Sağlıkla İlgili Türküler adlı başlıkla yayınlanan kitap ve cd, hastalara şifa kaynağı olacak.
Tıp Fakültesi öğrencilerine konferanslarda sunulan, "Türkülerdeki Hekimlik-İyi Hekim Olmak Kavramı" adlı çalışma, daha geniş kitlelere ulaştırılmak üzere kitaplaştırıldı. Bir hekimin mesleğine yönelik kamu görüşünü türkülerin penceresinden görme isteğiyle oluşturuldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ses sanatçısı araştırmacı Salih Turhan, Sağlık Bakanlığı İletişim Koordinatörü araştırmacı yazar Osman Güzelgöz ve Doç.Dr Salih Eğrilmez, kitap ve cd'yi hazırladı. Kitapta, 154 türkü, 43 uzun hava ve değişik ozan ve şairlerce kaleme alınmış 14 şiir yer alırken, hazırlanan CD'de ise, değişik form ve yöreleri içeren 18 türkü seslendirildi.

-AŞK SAĞLIĞI BOZAR-

Kitapta yer alan toplam 197 türküden 104'ünün ana tema olarak sevdayı işlerken, bu sevdanın insan sağlığını ne kadar bozduğunu anlatmak için hekim ve hastalıklara ilişkin atıflarda bulunulması dikkat çekti. Ayrıca hekimin gücünün ve kuvvetinin sınırlı olmasına rağmen Allah'tan hemen sonra geldiği belirtildi.
Hekimine itibar eden ve ömrüne ömür katabileceğine inanan hastaların bazen de hekimden yaralarına el atmamalarını istedikleri vurgulandı. Her derde deva olabilen doktorların aşk yarasına çare bulamadığına şu mısralarla yer verildi:
El çek tabip el çek sinem üstünden
Sen benim derdimi bilemezsin
Yarem derindir, yoktur ilacı
Sen benim yaremi sarabilemezsin
Kitapta, türkülerde en çok verem, kalp, kanser hastalıklarının işlendi. Hekimlerin eleştirildiği türkülerin sayısı ise övgü aldığı türkülerden az olduğu belirtilerek, mesleğin halk gözünde yıpranmamış olduğuna da değinildi.

YORUMLARINIZ
NİHAT KAYA - 09.01.2011 19:36
GÖZLERİNİN GÖRMEZ OLMASI ULUSUMUZA ÜSTÜN DEĞERLERİN SAHİBİ OLAN AŞIK VEYSEL'İ KAZANDIRDIĞI GİBİ ÇOK DEĞERLİ GÖZ DOKTORU SAİT EĞRİLMEZ'İ DE KAZANDIRMIŞTIR
CEYHUN BALCI - 19.03.2010 22:05
“TÜRKÜLERDE HEKİMLİK” *
(*) “Türkülerde Hekimlik” içinde bulunduğumuz “Tıp Haftası” kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Sait Eğrilmez meslekdaşımız tarafından bugün (11.03.2010) Dokuz Eylül Tıp Fakültesi’nde yapılan sununun adıdır.
Hekimler ve sağlık ortamı için anlamlı bu hafta hekim meslekdaşlarımızın özellikle hekimlik dışı beceri ve yeteneklerini sunma fırsatı da yaratmış oluyor.
“Tıp fakültesinden her şey çıkar, arada bir doktor da çıkar!” sözünü hekimlik eğitimine başladıktan sonra duymayanımız yok gibidir. İlk duyuşta, itici görünen bu söz gerçekte hekimlerin uğraşları dışında kalan alanlardaki beceri ve yeteneklerine vurgu yapması bakımından da anlam yüklüdür.
Bugünkü sunu da bu hafta boyunca tanıklık edilebilecek diğerleri gibi sıra dışıydı.
Bu kez, hekimlik dışındaki becerilerin, gözlemlerin ve derlemelerin hekimlikle kaynaştırılması söz konusuydu. Bu özelliği ile, bu sununun ülkemizdeki 14 tıp okulunda hekimlik eğitiminde kendine yer bulmuş olmasını da anımsatmadan geçmeyelim.
Daha önce de bir kez izlemiş olduğum bu dersi bu gün bir kez daha ilgiyle izleyeceğimi öngörmüştüm. Sununun sonunda bu öngörümün beni yanıltmadığını anlamış oldum. Kimi zaman coşkuyla, kimi zaman da duygulanarak ama her an bir şeyler öğrenerek izlemiş olmalıdır salonu dolduranlar bugünkü dersi.
Bugünün sonunda kendimce şöyle bir çıkarımda bulunduğumu söyleyebilirim. Bu sunu, yalnızca hekim yetiştirme kurumları olan tıp fakültelerinin değil aynı zamanda yetişmiş hekimlerin mezuniyet sonrası eğitim izlencelerinde kendine yer bulması gereken değerde bir etkinliktir.
Tıp haftası boyunca üç kurumda yinelenen bu sunu bir bakıma anılan işlevi yerine getirme adına ilk adımı da atmış olmaktadır.
Doç.Dr. Sait Eğrilmez önderliğindeki meslekdaşlarımız halk müziği dağarcığımızı taramışlar. Tam 197 (yüzdoksanyedi) halk ezgimizde hekim, tabip, “dohtur”, yara, sağaltım, sayrılık gibi kavramların yer aldığını belirlemişler.
Kimi çok bilmişler ve kendini herkesten akıllı sayanların tersine Anadolu insanı sözü eğip, bükmeden içinden geldiğince sazın büyüleyici tınısıyla yoğurmuş.
Yeri gelmiş, hastasının tedavisi kötü gittiği için yüzü asılan hekiminin bu davranışından kaygıya düşmüş, yeri gelmiş kendisinde olmadığı kadar para isteyen tabibine sitemde bulunmuş, kimi zaman da dermansız derdine çare bulamasa da sırf empati yaptığı için hekimine sahip çıkmış.
Aşık Veysel gibi ölümcül hastalığını sağaltamasa da ömrünü uzattığı için teşekkürü borç bilmiş doktoruna.
Anımsayabildiğim kadarı ile başta Aşık Veysel olmak üzere Anadolu’nun o okumamış ama okumuşlardan daha iyi bakan ve gören bilge halk ozanları olan Aşık Mahzuni Şerif, Abdürrahim Karakoç ve başka nicelerinden esintiler vardı bugünkü sunuda.
Aşık Veysel’in sırdaşı nasıl ki sazı olmuşsa; insanımızın da sırdaşı hekimi olmuş. Anasına, babasına ve belki de eşine açamadığı sırrını hekimine açmış.
Bu sırdaşlık da hekime başka hiç kimseye kısmet olmayan bir konum sağlamış halkın gözünde. Hekimin kadınına da erkeğine de “dohtur bey” diye seslenmiş.
Her ne kadar kimi zaman sitem edip, yerse de hiç değişmeyen şekilde hekimine sahip olmayı unutmamış bu coğrafyanın çilekeş insanı!
Bu sunudan çıkartılacak önemli bir ders de hekimin her koşulda halkı anlayabilmesi, onunla iletişim kurmada empati yapabilmesi ve elbette ona karşı davranışlarında özenli olması gereğiydi.
Ancak, günümüzde giderek hasta-hekim ilişkisinden çıkartılarak esnaf-müşteri ilişkisine evrilen “tıp ortamı”nda bu inceliklerin, bu içtenliklerin nasıl oluşturulacağı ve oluşturulanların da nasıl sürdürüleceği sunuyu yapan meslekdaşımızla birlikte izleyenlerin de zihnini kurcalıyor olmalıydı.
Veysel gözleri görmediği için okula gidip eğitim alamamış!
Gözleri görmediği için asker olamamış!
Gözlerinin görmemesi eşinin kendisini ve bebesiyle baş başa bırakarak terk etmesine neden olmuş.
Gözlerinin görmeyişi eşinin peşine düşüp, onu bulma çabasına girişmesine engel olmuş.
Ama, tüm bu olumsuzluklar Aşık Veysel’in duygularında kabarmayla birlikte, sazını, sözünü geliştirmesine olanak vermiş.
Bu arada öğrendiğimiz bir başka ilginçlik de, sunuyu yapan meslekdaşımızın Aşık Veysel’in hemşehrisi olduğuydu.
Başıma ne geldiyse gözlerim görmediği için geldi diyen Veysel, Sait Eğrilmez’in hekim olmasında ve hekimlikte de göz alanını seçmesinde önemli esin kaynağı olmuş.
Sunudan kesitler vermiş olduysam da, sunu ancak izlendiğinde tam anlamıyla algılanabilecek türden bir etkinlikti. Bu nedenle, bundan sonraki ilk fırsatta mutlaka izleme fırsatı bulunmalı!
Bu anlamlı haftada, bu çok değerli sunu için meslekdaşım Doç.Dr. Sait Eğrilmez’e bir kez daha teşekkürler!
Eline, beynine, sazına sağlık…
Ceyhun BALCI, 11.03.2010



Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook