VİYANA, 15/07(BYE)--- Tirajı günde 94 bin olan liberal eğilimli Salzburger Nachrichten gazetesinin 15 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Helmut Müller imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle kısa süre önce Almanların Türkiye ile çok daha fazla ilgilenmeleri gerektiğini açıklamıştı. Resmî gerekçesi, Türkiye'nin yarının dünyasında yüksekleri hedefleyen devletlerin arasında sayılması. Dile getirmediği gizli kaygısı ise, Türkiye'nin Batı'ya yüz çevirip Doğu'daki ortaklarıyla yeni ittifaklar kurması ihtimali.
Ancak Ankara'nın dış politikasındaki muhtemel bir rota değişikliğine dair korku sayesinde Avrupalılarda Türkiye'ye karşı yeni bir ilgi uyandı. Bazılarının AB üyelik adayını uzak tutmayı amaçladığı "imtiyazlı ortaklık" planı, birdenbire artık çağa uygun görülmemeye başladı. Kuşkucular, İran'a yaptırımlara hayır demesini ve Gazze meselesinde İsrail ile bozuşmasını Türkiye'nin çark ettiğinin en net işaretleri olarak kabul ediyor. Başbakan Erdoğan'ın bağırıp çağırarak kendi ülkesinde oy topladığı ve Arap-İslam dünyasında prestij kazandığı çıkışları, bu korkuları doğrular nitelikte.
Yine de Türkiye'nin NATO üyesi olarak kalacağı ve hâlâ AB'ye girmek istediği karşı tezi ise akla daha yatkın. Avrupa, büyüyen Türkiye için en önemli pazar. AB perspektifi, Erdoğan'ın Türkiyesi’nde siyasi ve ekonomik reformları hızlandırdı. Türkiye, "siyasi gelin" olarak Avrupa Birliği için mümkün mertebe cazip görünmeye çalışıyor. O yüzden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da lafı döndürüp dolaştırmadan konuşuyor: "Türkiye ancak bütün bölgenin en nüfuzlu gücü konumuna yükseldiği zaman AB bu ülkeye ne kadar ihtiyacı olduğunu anlayacaktır."
Gerçekten de Türkiye, Doğu'ya yakınlaşmaya çalışıyor (Suriye örneği) ama aynı zamanda Batı'ya da yakınlaşmaya çalışıyor (Yunanistan örneği). Türkiye Orta Doğu'da olduğu kadar eski Yugoslavya bölgesinde de ara buluculuk yapıyor. Mesela Batı Balkanlar'daki Türk nüfuzu -bölgenin yararına- giderek artıyor.