Son Haberler
29.05.2012 Salı 19:58
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Samimiysen e-muhtıranın hesabını sor"
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay, "Darbecilerle, askeri vesayetle mücadele ediyorum diyen bir kişi, samimiyse ilk önce 27 Nisan 2007 tarihindeki e-muhtıranın hesabını Yaşar Büyükanıt'tan sormalı" dedi. 28.07.2010 19:46

 

Toskay, Denizli'de düzenlediği basın toplantısında, partisinin, Anayasa değişiklik paketi gündeme geldiği günden bu tarafa, Anayasa değişikliğinin bu şekilde yapılmasına karşı olduğunu ayrıntılı şekilde Türk milletine anlatmaya devam ettiğini söyledi.

Anayasanın, toplumun temel hukuk kurallarını oluşturduğunu ifade eden Toskay, şöyle devam etti:

"Onun dışında oluşturulacak bütün hukuk kuralları daha evvel gündeme getirilip, yürürlüğe girmiş olan Anayasa hükümlerine uygun olmak zorunda. Bu kuralların bütün toplum tarafından benimsenmesi lazım. Bunun sağlanabilmesi için de toplumun Anayasa değişikliği yapacak şartları taşıması lazım. Yani, eğer toplumda gerginlik varsa, çatışma varsa, ayrışma varsa, derin fikir ayrılıkları var ise bu ortamda anayasa yapmaya kalktığınız zaman, bu anayasa hükümleri üzerinde toplumda uzlaşmayı, birlikteliği sağlayamazsınız. Çünkü herkes farklı bir şekilde yorum yapar. İşte böyle bir ortamda anayasa değişikliği yapmanın mahsurlu ve sakıncalı olduğunu söylüyor Milliyetçi Hareket Partisi."

Genelde demokrasilerde bu tip temel hükümlerin değiştirildiği ortamların seçimlerden sonraki ilk yıl içinde yapıldığını söyleyen Toskay, "Seçime kalmış bir yıldan az bir süre, illa tutturmuşlar 'biz Anayasa değişikliği yapacağız' diye. Hadi şimdi referanduma da sunuyorlar. Bir de 'evet' diyenlerle 'hayır' diyenlerin ayrışması çıkacak toplumda. Bunun sakıncalı olduğunu söyledik. 'İktidarın bu kadar yıpranmış olduğu bir ortamda Anayasa değişikliği yapılması uygun değildir' dedik" ifadesini kullandı.

"Bu Anayasa değişikliği şu anda Türkiye'nin gündeminde bulunan hiçbir ciddi sorunu çözmemektedir. Toplumun gerçek ihtiyaçlarına cevap veren bir Anayasa değişikliği söz konusu değildir" diyen Toskay, "Bu Anayasa değişikliğinin çok ciddi bir gündemi vardır. Bu Anayasa değişikliği AKP'nin yüksek yargıyı ele geçirme operasyonudur. Diğer bütün maddeler bu söylediğimiz gerçeğin üstünü örtmek, vatandaşa süslü halde bu paketi sunabilmek için suni olarak, sanal olarak yapılmak istenen Anayasa değişiklikleridir" dedi.

MHP'nin, devletin kuruluş felsefesinin yeniden tanımlanmasına karşı olduğu için de bu Anayasa paketine karşı olduğunu belirten Toskay, şunları söyledi:

"Bunlar gidecekler önümüzdeki seçimlerde. Gittikleri zaman bunlara Yüce Divan yolu açılacak. İki sebepten. Bir tanesi kurucu felsefeye yandan dolaşarak, arkadan saldırarak değiştirmeye gayret ettikleri için Yüce Divana gidecekler. İki, akçalı paraya dayanan işlerde, yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet gibi konularda bunların dosyası çok kabarık.

Bakan ve başbakanı kim yargılıyor Türkiye hukuk sisteminde? Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan olarak bir görevi var. Yüce Divan haline geliyor ve o yargılıyor. İşte bunlar diyorlar ki, biz gitmeden önce bu kanunları çıkaralım, bu yüksek yargıyı ele geçirelim, bu söylediğimiz kurucu felsefeyi değiştiren kanunları çıkarırız. Bunu Anayasa Mahkemesinden geçiririz. Ayağımız kayar giderse Yüce Divana aykırı davranmaktan verirlerse, vatana ihanetten verirlerse oradan yakamızı kurtarırız. Yaptığımız yolsuzlukların yanımıza kar kalması için bizim yanımızda olması gerekir diyorlar. İşte Anayasa ve yüksek yargının ele geçirilmesinin nedeni bu."

"Buna somun pehlivanı derler"

İktidarın referandumla kendi anayasasını oluşturmaya çalıştığını, buna "ihtilali yapanları cezalandıracağı kılıfını uydurduğunu" öne süren Toskay, 13 Eylül'de, 30 yıl geçtiği için zaman aşımı olacağını belirterek, şöyle dedi:

"Darbecilerle, askeri vesayetle mücadele ediyorum diyen bir kişi, samimiyse ilk önce 27 Nisan 2007 tarihindeki e-muhtıranın hesabını Yaşar Büyükanıt'tan sormalı. Elinin altında duruyor. Bir dokunulmazlığı da yok. Çağır savcılığa, al ifadesini, suç bulursan da tutukla. Dağda teröristlerle mücadele yapan komutanların tamamını tutuklama kararı çıkartıyorsunuz, e-muhtırayı yayınlamış olan kişi elini kolunu sallayarak geziyor. 1 trilyonluk da sizin sağladığınız araçla keyif sürüyor, ona dokunmuyorsunuz. Ondan sonra da diyorsunuz ki, 'ben askeri vesayete karşıyım, darbeyle de hesaplaşacağım.' Böyle güreşmeye kalkan adama pehlivan filan demezler, buna somun pehlivanı derler."

Toskay, "Hem Başbakan'dan hem Yaşar Büyükanıt'tan hesabı biz soracağız. Dolmabahçe Sarayı'nda 4 saat baş başa ne konuştunuz? Şimdi onun hakkında neden gerekli işlemi yapmıyorsun? Bir tanesini alıp sıkıştırdığın zaman zaten ötekini kesinlikle ele verir" dedi.

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Toskay, "seçimler öncesinde valilerin siyasi parti mensubu gibi davrandığı" iddialarıyla ilgili soru üzerine, "Bunun olmaması lazım. Bu iyi bir gidiş değil. Bu devleti yıkar. Çünkü vatandaşın devlete olan güveni ortadan kalkar" dedi.

"Biz bu çatışmanın içinde kesinlikle olmayacağız"

İnegöl ve Dörtyol'daki olaylarla ilgili soru üzerine, Türkiye'nin 1984 yılından bugüne kadar terörle mücadele ettiğini, bu mücadelenin tansiyonunun zaman zaman arttığını, zaman zaman düştüğünü belirten Toskay, "Ama son bir yılla 1984'ten 2009'un baharına kadar olan 25 yıllık süreci birbirinden ayıran önemli bir farklılık var" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu Türkiye'deki bütün insanlarımızın görmesi lazım. 25 yıllık terörle mücadelemiz sırasında Türk milleti etnik kökeni ne olursa olsun birbirinden ayrışmadı, birbirine olumsuz bakmadı. Sosyal, ekonomik, kültürel ilişkilerini devam ettirdi. Son bir yıldır bu açılım dediğimiz proje gündeme geldiğinden bu tarafa bizi fevkalade kaygılandıran ve endişelendiren bir gerçek ortaya çıktı. Bu açılımı zorladıkça terör tırmandı ve Türkiye'de etnik gruplar arasında bir ayrışma birbirine olumsuz bakma yoğunlaştı ve tansiyon yükseldi.

İşte Türkiye'yi yönetmek sorumluluğu omuzlarında olan AKP iktidarının bu gerçeği görüp, buna göre davranması lazım. Bu çok tehlikeli bir gidiş. MHP olarak biz bunu öteden beri dile getirdik ve dikkatli olunmasını tavsiye ettik. Önerdik, ikaz ettik ama Sayın Başbakan'ın kulakları sağduyulu yapılan bütün ikazlara kapalı ve tıkalı. Bu söylediğimiz ayrışmanın ve tansiyonun yükselmesi adete kıvılcımla bir parlama, alevlenme ortamını Türkiye'de yarattı.

Biz MHP olarak bu konuda son derece özen gösteriyoruz, çok dikkat ediyoruz ama Türkiye'yi yöneten iktidarın da devletin gücünü de kullanarak, gerekli önlemleri de alarak, politikaları gözden geçirerek bu kötü gidişin, endişe verici gidişin durdurulması için elinden geleni yapması lazım. Biz de kaygılıyız bu konuda. Altını çizerek şunu söylüyorum: Biz bu çatışmanın içinde kesinlikle olmayacağız ve olmadık. Biz çünkü birlikten yanayız. Ayrışmayı derinleştirecek hiçbir olayın içinde MHP'lileri görmeyeceksiniz, göremezsiniz. Biz bunu önlemek için elimizden ne gelirse yapacağız. İnegöl'de kesinlikle bir tane Ülkücü ve MHP'li yoktur olayların içinde."

"BDP ve CHP ile aynı çizgide buluştuklarına" dair değerlendirmeler konusundaki soru üzerine Toskay, "BDP'nin hayırı soru işareti, onu o cepheye koymayın. CHP ile aynı çizgide yer almak MHP'nin hiç problemi değil. O AKP'lilerin bizim tabanımızın aklını karıştırmak için daha evvelki seçimlerde de piyasaya sürdükleri bir şey. Biz doğrunun yanındayız. Biz bu gidişin gidiş olmadığı kanaatindeyiz ve bununla mücadele ediyoruz. Aynı çizgide kimin olduğu kimin olmadığı bizi hiç ilgilendirmiyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun son zamanlardaki hali, tavrı AKP ile aynı karede resim vermeye hevesli gibi görünüyor" diye konuştu

CNNTURK

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.