ANKARA(ANKA)-Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, "Yargı sürecinde sanık bile olsalar, bazıları tarafından masumiyet karinesi ayaklar altında çiğnenerek suçlu olarak gösterilseler dahi, bütün bu şartlar altında bile, TSK'nın bütün personeli görevinin başındadır. Bizim için vatan, şeref, dürüstlük, vazife ve sevgi herşeyin önündedir" dedi.
Tuğgeneral Gürak, düzenlediği basın toplantısında, TSK içindeki bazı askeri personelin HERON insansız hava araçlarını düşürmeye çalıştıkları ile ilgili iddialar konusunda, bu konunun basında yer aldığı gibi ne isim, ne rütbe, ne de kimliğini belli edecek hiç bir bilgi olmayan iki belirsiz kişi arasında geçen bir konuşma metni olduğunu belirtti. Tuğgeneral Gürak, konuya ilişkin halen Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın delil tespiti işlemleriyle ilgili çalışmaların çok yönlü olarak sürdürdüğünü ifade etti.
***
Tuğgeneral Metin Gürak, 25 Haziran 2010 tarihinden günümüze kadar yapılan operasyonlarda 45 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 13 bölücü terör örgütü mensubunun da kendiliğinden teslim olduğunu ifade etti. Gürak, aynı dönemde 19 güvenlik görevlisi şehit, 47 güvenlik görevlisi ve 5 vatandaşın da yaralandığını açıkladı.
Genelkurmay Hasan Tahsin Bilgi Merkezi'nde yapılan toplantıya Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler ve İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak katıldı. Toplantının başında Tümgerenal Güler soru almayacaklarının altını çizerken açıklamanın terör olayları ve bazı gündemdeki konulara ilişkin yapılacağını söyledi.
18 Haziran 2010 tarihinde yapılan toplantıda "terör olaylarının artmasının muhtemel olduğunu belirtmiş ve nedenlerini açıklamıştık. Halen, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir sürecin içerisinde bulunmaktayız" diye söze başlayan Tuğgeneral Gürak 25 Haziran 2010 tarihinden sonra 1 aylık süreçte meydana gelen olaylar hakkında bilgi verdi.
Dönem içerisinde meydana gelen iç güvenlik olaylarında; 19 güvenlik görevlisi şehit olduğunu, 47 güvenlik görevlisi ve 5 vatandaşımız yaralandığını bildiren Tuğgeneral Gürak, "Aynı dönemde 45 terörist etkisiz hale getirilmiş ayrıca, 13 bölücü terör örgütü mensubu da kendiliğinden güvenlik güçlerine teslim olmuştur" dedi. Tuğgeneral Gürak şöyle devam etti:
"Terörist zayiatlarıyla ilgili olarak bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Son dönemde bölücü terör örgütü mensuplarının giriştikleri eylemlerde, fazla sayıda zayiat verdikleri ve aralarında yaptıkları telsiz konuşmalarında 'halimiz kötü', 'zor durumdayız' şeklinde içinde bulundukları durumu anlatan ifadelerine sık olarak rastlanmaktadır. Ayrıca, etkisiz hale getirilen teröristlerin çoğunun bölücü terör örgütüne yeni katılan teröristlerden olduğu ve ailelerin bu durumdan bölücü terör örgütünü sorumlu tutması sonucu, ailelerle bölücü terör örgütü arasında problemler yaşandığı belirlenmiştir.
Dönem içerisinde, 16 adet El Yapımı Mayın (EYM) bulunarak, etkisiz hale getirilmiş, 1 adet havan, 8 adet roketatar, 4 adet makineli tüfek, 50 adet Kaleşnikof Piyade Tüfeği, 3 adet M-16 Piyade Tüfeği, 4 adet G-3 Piyade Tüfeği, 1 adet bombaatar, 3 adet LAW, 6 adet tabanca, 37 kilo 850 gram plastik patlayıcı madde, 107 adet el bombası, 20 adet roketatar mühimmatı, 11 bin 566 adet Kaleşnikof piyade tüfeği mermisi, 5 bin 340 adet Bixi makinalı tüfek mermisi, 12 adet telsiz ile birlikte bol miktarda yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. Dönem içinde ele geçirilen silah ve malzemenin cins ve miktarları dikkat çekicidir."
Dönem içinde meydana gelen Pervari'nin Doğanköy ve Sarıyaprak, Şemdinli'nin Beyyurdu, Çukurca, Hantepe bölgeleri ve Pervari ile Yüksekova ilçe merkezlerindeki olayların öne çıkan önemli olaylar olduğunu ifade eden Tuğgeneral Gürak, "30 Haziran 2010 tarihinde bir grup bölücü terör örgütü mensubu tarafından, Pervari-Doğanköy ve Sarıyaprak ileri üs bölgesinde konuşlu bulunan birliklerimize beş ayrı noktadan roketatar ve uzun namlulu silahlar ile saldırı girişiminde bulunulduğunu" söyleyerek şöyle devam etti:
"Bu saldırı ile eş zamanlı olarak, diğer bir terörist grup tarafından Doğanköy-Sarıyaprak yol emniyeti için görevlendirilmiş olan Geçici Köy Korucularından oluşan time de silahlı saldırıda bulunulmuştur. Bu olayda, teröristlerin bulunduğu bölgeye İHA sevk edilmiş, alınan görüntüler değerlendirilmiş, terörist grupların kaçmasını engellemek maksadıyla; bir taraftan tespit edilen hedefler ateş destek vasıtaları ve taarruz helikopterleri ile ateş altına alınırken, diğer taraftan bölgeye takviye birlikler sevk edilerek, teröristler ısrarla takip edilmiş ve 12 terörist silah ve teçhizatları ile birlikte etkisiz hale getirilmiştir.
Çıkan çatışmalarda, teröristlere yönelik manevra yapan birliğin başındaki üsteğmenimiz ile açılan ilk ateş sonucu 1 Uzman erbaşımız ve 3 Geçici Köy Korucumuz şehit olmuş, 1 astsubayımız ile 1 erimiz yaralanmıştır. Dönem içerisinde, Irak'ın Kuzeyinde başta Kandil Dağı ve Hakurk Bölgesi olmak üzere, 01-02 Temmuz 2010 gecesi, tespit edilen bölücü terör örgütüne ait hedeflere hava harekatı icra edilmiştir. Bir diğer önemli olay ise, 5 Temmuz 2010 tarihinde, Şemdinli Beyyurdu köyündeki ileri üs bölgesine teröristler tarafından düzenlenen saldırı girişimidir.
Bu olayda, güvenlik güçleri tarafından, bir grup bölücü terör örgütü mensubunun, üç ayrı noktadan üs bölgesine yönelik taciz ve saldırı girişiminde bulunmak üzere olduğu tespit edilmiş; bölücü terör örgütü mensupları ateş altına alınmış, hedeflerine ulaşamayacaklarını anlayarak kaçmaya çalışan terörist gruplar, İHA vasıtasıyla tespit edilerek, bölgeye sevk edilen birliklerce ısrarla takip edilmiş ve ateş destek unsurlarıyla ateş altına alınmıştır.
Bunların neticesinde; üs bölgesine sızma girişiminde bulunan gruptan 12 terörist silah ve teçhizatları ile birlikte etkisiz hale getirilmiş, ayrıca bir gün sonra bu silahlı saldırıya katılan teröristlerden birisi kendiliğinden teslim olmuştur. Aynı olayda 3 erimiz şehit olmuş ve 3 erbaş ile erimiz de hafif şekilde yaralanmıştır.
Bu olaylar, son zamanlarda terör örgütünün düzenlemiş olduğu silahlı saldırı sonrasında aldıkları darbeleri ve verdikleri zayiatı göstermesi bakımından oldukça çarpıcıdır. Teröristlerin bu olaylar sonrasında, çok büyük bir telaş ve kargaşa içerisine girdikleri gözlenmiştir.
Son günlerde meydana gelen diğer bir önemli olay ise, 20 Temmuz 2010 tarihinde Çukurca Hantepe üs bölgesine yönelik silahlı saldırı girişimidir. Bu olayda teröristler üs bölgesinde bulunan unsurlarımıza ağır kayıp verdirmek amacıyla, üs bölgesine hakim noktada yer alan ileri emniyet mevzilerine taciz ve sızma girişiminde bulunmuştur.
Bu ileri emniyet mevzilerinde görevli personel, takviye amacıyla gönderilen birliklerin de desteği ile, terör örgütünün amacına ulaşmasına engel olmuştur. Çatışmalarda 1 üsteğmenimiz, 4 uzman erbaşımız ve 1 onbaşımız şehit olmuş, ayrıca 9 erimiz hafif şekilde yaralanmıştır.
Eylem, 20 Temmuz 2010 tarihinde, 02:00-03:00 saatleri arasında gerçekleşmiş olmakla birlikle, bölgede başlatılan takip operasyonu, gün boyu devam etmiştir. Nitekim, bölgedeki hareketlilik akşam saatlerine kadar, hatta gece de devam etmiştir. Daha sonra yapılan bölge aramasında etkisiz hale getirilen dört terörist bulunmuştur. Ancak; Hantepe'ye saldıran teröristlerin yapılan teknik takibinden ve resmi kanallardan intikal eden istihbarat raporlarından teröristlerin en az dokuzunun etkisiz hale getirildiği, ayrıca çok sayıda yaralılarının da bulunduğu, diğer taraftan ölü ve yaralılarını bölgeden uzaklaştırma ve mümkünse hudut ötesine aktarma yönünde talimat aldıkları, bu taşımayı yaparken zorlandıkları ve taşıma yapmak üzere katır talebinde bulundukları tespit edilmiştir."
***
İHA ile ilgili basında yer alan konuşma kayıtlarına da açıklık getiren Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, "soruşturmanın uzun sürmesinde kasıt olduğunu ileri sürmek yanlıştır. Geniş bir yelpazede olayla ilgisi olabileceği düşünülen tüm şahıslar, mahkeme kararı ile dinlenecek, ses analizleri yapılacak, kimlikleri tespit edilecek, bu şahısların ifadeleri alınacak ve neticede bir sonuca ulaşılacaktır. Bu işlemler ise, doğal olarak zaman almaktadır. Ayrıca, bu süreçte istihbarat kaynaklarından ilave bilgi talep edilmiştir" açıklamasını yaptı.
Tuğgeneral Metin Gürak, son yaşanan operasyonlarda görüldüğü gibi "yargı sürecinde sanık bile olsalar, bazıları tarafından masumiyet karinesi ayaklar altında çiğnenerek suçlu olarak gösterilseler dahi; bütün bu şartlar altında bile, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün personeli görevinin başındadır. Bizim için vatan, şeref, dürüstlük, vazife ve sevgi her şeyin önündedir" dedi.
Terör örgütünün dağ kadrosundan şehir merkezlerine sevk edilen teröristler ve işbirlikçileri tarafından 14 Temmuz 2010 tarihinde, Yüksekova ilçesinde mesaiye gitmek üzere yaya olarak ilçe merkezinden geçmekte olan bir uzman çavuşun arkadan silahlı saldırıda bulunulması sonucu şehit olduğunu ifade eden Tuğgeneral Gürak, "18 Temmuz 2010 tarihinde, yine Yüksekova ilçe merkezinde, bölgeye yeni atanan ve birliğine katılmak üzere seyahat eden bir yüzbaşımız takip edilerek, yolu üzerinde bir işyerinin önünde ve yol kenarında bulunan mazgal demirinin altına yerleştirilen el yapımı patlayıcı infilak ettirilmiş ve yüzbaşımız ağır şekilde yaralanmıştır" dedi.
16 Temmuz 2010 tarihinde, Siirt ili Pervari İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına bölücü terör örgütü mensuplarınca, roketatar ve uzun namlulu silahlarla yapılan saldırı da ise 5 polis memuru ile seken şarapnel parçaları sonucu İlçe Emniyet Müdürlüğü yanında konuşlu Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı emniyet nöbetçisi 3 erin hafif şekilde yaralandığını bildiren Gürak, özellikle Yüksekova ilçe merkezinde yaşanan bu sivil itaatsizlik olaylarının, "terörün sadece kırsal alanda değil, yerleşim merkezlerinde de var olduğu ve yayılma eğilimi içinde olduğunu gösterdiğini" belirtti. Tuğgeneral Gürak son günlerde sıkça gündeme gelen HERON adlı insansız hava aracına ilişkinde şu açıklamaları yaptı:
"Bazı basın yayın organlarında, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı askeri personelin, kamuoyunca HERON diye bilinen ve Güneydoğuda görev yapan İnsansız Hava Araçlarını (İHA) düşürmeye çalıştıkları ile ilgili iddialara yer verilmektedir.
Öncelikle, bu konu, basında da yer aldığı gibi, ne isim, ne rütbe, ne de kimliğini belli edecek hiçbir bilgi olmayan iki belirsiz kişi arasında geçen bir konuşma metninin, MİT'ten Genelkurmay Başkanlığına 25 Ekim 2007 tarihinde gönderilmesi ile başlamıştır.
Konuşma metni, Genelkurmay Başkanlığınca incelenmiş ve 26 Ekim 2007 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderilmiştir. K.K.K.lığına gönderilme sebebi ise; o tarihte İsrail'den kiralanan tek İHA'nın Kara Kuvvetlerinin kontrolünde Batman'da konuşlu olmasındandır. Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından; 28 Ekim 2007 tarihinde verilen soruşturma emrini müteakip, K.K.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından derhal soruşturmaya başlanmış, olayla ilgili olarak aynı gün, dinleme kararları alınmış ve soruşturma genişletilmiştir.
Bugün itibariyle, soruşturmanın uzun sürmesi elbette eleştiri konusu olabilir. Ancak, soruşturmanın uzun sürmesinde kasıt olduğunu ileri sürmek yanlıştır. Geniş bir yelpazede olayla ilgisi olabileceği düşünülen tüm şahıslar, mahkeme kararı ile dinlenecek, ses analizleri yapılacak, kimlikleri tespit edilecek, bu şahısların ifadeleri alınacak ve neticede bir sonuca ulaşılacaktır. Bu işlemler ise, doğal olarak zaman almaktadır. Ayrıca, bu süreçte istihbarat kaynaklarından ilave bilgi talep edilmiştir.
Soruşturmanın K.K.K.lığından Hv.K.K.lığına aktarılmasının nedeni ise, soruşturma kapsamında belirlenen iki askeri personelin Hv.K.K.lığında görevli olmalarıdır. Nitekim soruşturmayı devralan Hv.K.K.lığı Askeri Savcısı da, ilave birtakım araştırmalarla, soruşturmayı daha da derinleştirilmiştir.
Ancak, 25 Ekim 2007 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığına gönderilen konuşma metninin, bütün uğraşılara rağmen delillendirilememesi nedeniyle soruşturmada istenen mesafe alınamamıştır. Diğer taraftan, soruşturmayı yürüten savcıya 26 Mart 2009 tarihinde gelen bir ihbar CD'sinin incelenmesi neticesinde, Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından 19 Şubat 2010 tarihinde verilen yetkisizlik kararından sonra ilgili dosya, Milli Savunma Bakanlığınca, 18 Mayıs 2010 tarihinde görevli savcılık olarak belirlenen Genelkurmay Askeri Savcılığına intikal ettirilmiştir.
Halen Genelkurmay Askeri Savcılığı, konu üzerindeki delil tespiti işlemleriyle ilgili çalışmasını çok yönlü olarak sürdürmektedir."
Bazı medya organlarında sürekli olarak adı zikredilen bir amiralin ise; o tarihte bulunduğu karargahta İHA ile ilgili bir görevi bulunmadığının altını çizen Tuğgeneral Metin Gürak, "Amiral, 5 Kasım 2007 tarihinden sonra Savunma İşbirliği Ofisi (ODC)'nde ABD ile istihbaratın paylaşımı maksadıyla görevlendirilmiştir. Adı geçen amiral, elbette, bu insafsız iddiaları ortaya atanlar hakkında, yasal haklarını kullanacaktır" dedi.
İsrail'den kiralanan HERON İnsansız Hava Aracının, 14 Temmuz 2008 tarihinde düşmesi ile ilgili çeşitli iddialar ortaya atılarak, bu olayla ilişkilendirilmeye çalışılmasının yanlış olacağını vurgulayan Tuğgenaral Gürak, "O tarihte İsrail'den kiralık olarak alınıp kullanılan HERON İnsansız Hava Aracı, İsrailli personel tarafından kullanılmaktaydı ve HERON iniş esnasında meydana gelen kırım sonucu kullanılmaz hale" geldiğini söyledi.
-YAŞ-
Yüksek Askeri Şuranın olağan toplantısı 1-4 Ağustos 2010 tarihlerinde yapılacağını hatırlatan İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Gürak, "Devam eden yargı sürecinde adı geçen Türk Silahlı Kuvvetleri personeline nasıl bir işlem yapılacağının, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65'inci maddesinde" yazılı olduğunu belirterek açıklamasını şöyle bitirdi:
"Bu kanun gizli değildir. Her yerde bulunup okunabilir. Çok net olan bu kanun okunmadan yapılan yorumlar ve ortaya atılan iddialar gayri ciddidir. Yasadaki sınırlamalar dışındaki tüm diğer konular, Yüksek Askeri Şuranın takdirinde olan konulardır."(ANKA)