<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
Savcılara ve yargıçlara güvenememek!
Türkiye sonunda bu noktaya geldi.
Adalete güven büyük ölçüde erezyona uğradı…
Başbakan Erdoğan ne diyordu kürsüde son yaptığı volümü bir hayli yüksek konuşmalarından birinde; YARSAV’ı hedef alarak; “Ben bu yargıçlara nasıl güvenebilirim?”
Türkiye Cumhuriyeti devletinin ne duruma geldiğinin, bir Başbakan’ın ağzından hazin itirafı!..
Başbakan yönettiği ülkesinin yargıçlarına güvenemiyor… Varın gerisini siz düşünün… Peki vatandaş ne yapsın? Ülkenin Başbakanı güven duyamıyorsa, sokaktaki adam adalete nasıl güvenebilir?
Ayni Başbakan “Deniz Feneri” davasına bakan savcı ve yargıçlara güveniyor, kendisinin de suçlu bulunduğu akbil davasının yargıçlarının (mahkemenin) yargılanan arkadaşlarını beraat ettirdiğini Habertürk’te Yiğit Bulut’a “ duyun ey halkım” dercesine söylüyor; yani mahkemenin (yargıçların) vermiş olduğu kararı örnek göstererek, suçlu olmadığını anlatmaya çalışıyor… Ancak şahsını hukuken suçlu bulan ya bulabilecek savcılara ve yargıçlara güvenmiyor. Dokunmazlık zırhının arkasına sığınarak kendisini güvenilmeyen(!) yargıçlardan koruyor.
Alman köylüsü atıyla tarlasına giren ülkesinin kralına ne demişti?
“Berlin’de yargıçlar var…”
Türk köylüsü ülkenin Başbakanına gerektiğinde;
“Ankara’da yargıçlar var.” diyebilir mi?
Bunu söyleyebilecek inanç ve güvene sahip midir?
Oysa Başbakan’ın bittik tükendik diye kendisine derdini anlatmaya çalışan Türk köylüsüne (üreticisine) Mersin’de ne söylediğini ülkede herkes biliyor.
“Ananı da al git!”
Bu böyle gitmez Sayın Başbakan!
Savcılara ve yargıçlara güvenilmeyecek duruma gelindiyse, vay bizim halimize!.. Siz hukukun, mahkemelerin, savcı ve yargıçların bu denli güvenilmeyecek duruma gelmesinde Başbakan olarak hiç şahsınızı sorumlu tutmuyor musunuz? Ya da tuttunuz mu?
8 yıldır iktidardasınız. Bu süre içerisinde yargı reformu adına neler yaptınız?
8 yıldır, Anayasa’da değişiklik yapma gereğini duymadınız, ikinci döneminizin sonuna gelmişken yıldırım hızıyla kimseye sormadan, danışmadan, kamuoyunda tartışılmadan 26 maddelik anayasa değişiklik paketini apar topar Meclis’ten geçirdiniz…
Olmuyor Sayın Başbakan!
Tek parti iktidarıyız, istediğimizi yaparız, kimse önümüze geçemez mantığıyla bir yere varılmaz. Olsa olsa Bugün olduğu gibi milleti keskin biçimde “biz” ve “ötekiler” diye ikiye bölersiniz.
Ne demek “bitaraf olanlar bertaraf olurlar” çıkışı!
Böyle bir çıkışı tehdit olarak algılamamak olanaklı mı?
“Oyunuzun rengini belli edin”, yoksa yanıma gelmeyin türü yaklaşımlar, demokrasiyle idare edildiği söylenen bir ülkenin Başbakanına ne getirir?
Bir şey getirmez ama ondan çok şey götürür!...
Bakın halen görevde bulunan bir Emniyet Müdürü son yılların flaş olayı denilebilecek çok önemli bir kitap yayınladı. Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, dürüstlüğü, çalışkanlığı ile ulusun çok büyük bölümünün takdirini kazanmış bir yönetici…
Kimi köşe yazarlarının tanımladığı gibi, kitapta iddia ettikleri konusunda, belge göstermesine gerek olmayan kendisi “belge” sayılan bir zat.
Kitabında ne yazıyor Sayın Avcı?
Neler yazmıyor ki!
Fethullah Gülen cemaatinin ülkede neredeyse her şeyi ele geçirdiğini ve ülkenin omurgasına yerleştiğini önemli anlatımlarla gözler önüne sergiliyor…
Yüz bin adet basılan bir kitabı yüz binlerce kişi okudu. Dolayısıyla kitapta ne yazdığını burada belirtmeye gerek yok.
Böyle bir kitap başka ülkede yayınlansaydı, o ülkeyi yöneten hükümet ya istifa ederdi ya da kolay kolay halkın arasına çıkamazdı…
Diyebilirsiniz ki yazdıkları doğru mu?
Pek çoğu doğru Sayın Başbakan!
Hanefi Avcı’nın yazdıklarının büyük bölümünün varlığını, belki siz dahil milyonlarca sağduyulu insan biliyordu zaten.
Kitap yayına girdikten bu yana bir hafta geçti, Başbakan olarak sizden bu konuda tek bir açıklama duymadık. Basında çıkan haberlerden, Hükümet, yetkililer olarak Avcı’nın yazdıkları konusunda gereken çalışmaları yapmaktan öte, Avcı’ya “Neden yazdın” inceleme ve soruşturması başlatıldı…
Buradan size soruyoruz Sayın Başbakan!
Ülke neredeyse bütün kurumlarıyla büyük ölçüde Gülen cemaatinin eline geçti vahim iddiası konusunda ne düşünüyor sunuz ve bu konuda ne yapacak sınız?
Ülkede tarikatlar, cemaatler almış başını gidiyor diyenlere yanıtınız ne olabilir?
Şayet yolumuz adalete düşerse, güvenilmez savcılar ve yargıçlar (!) gerçeğine karşı; “dokunulmazlığımız” olmadığı için, sıradan vatandaşlar olarak bizler ne yapabiliriz?
BURHAN ÖZBEY