Saygı...
Müsebbibli bir şeydir saygı...
Malumu ilan olacak ama ikiye ayrılır, döner dönmez dünyada...
Ya sana, ya sende olana...
Onlarcasında olduğu gibi geçmişten kalan nostaljik tanımlamaların; maalesef bu konuda da, geçer akçeler değişeli çok oldu...
Ne güzel ki insanlararası diyalogta evvelden esas ‘sana saygı’ydı; heyhat, gel gör ki şimdi ‘sende olana’...
‘Sana saygı’nın (adına, huyuna, suyuna, bilgine, birkimine, geçmişine, onuruna, duruşuna, yaşamına) yerini, ‘sende olana saygı ’ (malına, mülküne, tokmağının gücüne, borunun sesine, elinin tersine, nefesinin kasırgasına, kaşlarının çatıklığına, kollarının pazusuna, sözlerinin gücüne) aldı...
Ya içler değişti dünya böyle oldu; ya dışlar değişti içlere yazık oldu...
İç içe hepsi; ne lüzumu var şimdi topak topak yumakları eline koluna dolayıp, çözmeye uğraşmanın, değil mi?!.
Ah işte başımıza gelenlerin müsebbiblerinden biri; boşver, ne gerek var!..
Böyle diye diye salınmadık mı bunca vakit, boşluğunda dünyanın!..
Neyse alemi yok dağıtmanın konuyu; yeterince pejmürdeyiz bir çoğunda zaten yüzlerce yeni dünya düzeni tanımlamalasının...
Ne vardı evvelden ‘sana saygı’nın içinde; ya ne kaldı şimdi ‘sende olana saygı’ya yadigar; bir kara miras olarak acizen fikrimce...
Neler olmadı ki!..
Ben ‘sana saygı’ gösterdiğimde; kafamı huzurlu eğerdim başının önünde... Mecburiyetimlerim olmazdı hiç gönül rahatlığım çoktu; yalnız senden, adından, karakterinden düşerdi kendi kendine boynum gözlerinin dibine... Bazen pişmanlığımın ifadesiydi, yüreğimi ardına kadar aralayarak... Bazen ne kadar önemsediğimin simgesiydi, imgelerim yetmeyince konuşmaya... Bazen büyük gücümün sessiz anlatımıydı, bir lahza dahi sarhoşluğuna kapılmadığımın izahı... İçimdeki sessiz sabır volkanın görüntüsüydü, nice patlamaları nasıl yendiğimin ilanı...
Aslında ben ne kadar büyük olduğumu gösterirdim, gizliden gizliye ‘sana saygı’dayken...
Görenden ziyade, gösteren de önemliydi bir zamanlar...
‘Sana saygı’ da dururken, mecburiyetlerim olmazdı benim... Çünkü ben kendimi bilirdim, sen kendini ve yine sen, sana kimin saygı gösterdiğini...
‘Sana saygı’ hem beni anlatırdı, hem seni velhsaıl aleni herkese...
‘Sana saygı’ böyle bir şey işte; insanlarda, milletlerde, devletlerde...
Kara miras, ‘sende olana saygı’ya gelince bu vakitlerin hükümran buyruğu olarak; insanların, milletlerin, devletlerin içine hiç rahatsızlık duymadan sindirmeyi başardığı en garabet ucube...
Geçemeyeceğim söylemeden; ‘sende olana saygı’ gösterenlerin mümbit toprakları gibi dünyanın tamamına yakını, zamanın bu vakitleri...
Biri, bir şey, bir devlet, millet yahut aciz kul; ‘sende olana saygı’ gösterdimi mutlaka bilmelisin; asla dostun değildir en açığı, göstermelik, eğreti duruşunun talepleri olacaktır hep, hainlik nedir tanıştıracaktır seni belki bir gün ansızın, güç tapınakları köleleridir onlar, sinsi, aymaz cesaretler gösterirler senden olmak için, ama hazır ol ki bir gün bendini çiğneyip ezebilirler başını, ondakiler senden fazla olursa yahut senden fazla birini bulursa gidecektir ve kötüsü seninde biat etmeni isteyecektir arsızca, hele yok olmaya yüz tutarsan -devran döndü say bir an- basacak üstüne çamurlu, pisliğe bulanmış botlarıyla, farketmez senden çok daha güçlü olabilir ‘sende olana saygı’ gösteren, o zaman ne düşüneceksin belli, mutlaka almak istediği bir şey vardır senden, o yüzdendir bu omurgasızlığı yoksa güçlülerin saygı göstereceği bir dünya değil bu...
‘Sende olana saygı’ böyle bir şey insanlarda, milletlerde, devletlerde...
Yakın örnekler var işte;
‘ABD gemisi füze atıp Muavenet gemimizdeki 5 denizciyi şehit etmişti. Ancak ne özür dilendi ne tazminat verildi. Türk askerinin başına Kuzey Irak’ta çuval geçirildi. Ne bir özür mektubu verildi. Ne de böyle bir tören düzenlendi. Amerikan jetleri Türk hava sahasını ihlal etti, özür bile dilenmedi...’
‘Japonya’nın başkenti Tokyo’nun güneyindeki Yokosuka’da 19 Mart’ta bir taksi şoförünü bıçaklayarak öldüren donanma üssünde görevli ABD askeri Olatunbosun Ugbogu, Japonya’yı ayağa kaldırdı. Daha önce de ülkedeki ABD askerlerinin işlediği suçlar nedeniyle sıkıntı çeken Japonya, ABD’den açıklama istedi. Basın da olayın üzerine gidince, ABD ordusu dün Ugbogu’yu Japonlar’a teslim etti... ABD ayrıca bir açıklama yayınlayarak tüm Japon halkından ve öldürülen taksicinin ailesinden özür diledi. Ancak bu da yetmedi üssün bulunduğu Yokosuka kenti de özür istedi. Bunun üzerine ABD Büyükelçisi Thomas Schieffer ve Japonya’daki ABD Donanması Komutanı Amiral James Kelley, Belediye Başkanı Ryoichi Kabaya’nın makamına giderek tüm basının önünde başlarını öne eğip özür diledi...’
Ve ufak bir öğüt hem kendime he herkese;
‘Sana saygı’ ile ‘Sende olana saygı’nın ayrımına varabilenler için hayat çok daha eğlencelidir...