Sayın Başbakan “Sessiz Ağıt’ı okur musunuz?
Hablemitoğlu nun katilleri 8 yıldır bulunmadı. Biliyor musunuz?
Dünya tersine dönmediği sürece, ne ben Necip’i unuturum ne de yaşamaktan vazgeçerim…”
Sayın Başbakan…
8 yıl önce hain bir saldırı sonucu alçakça öldürülen vatansever Necip Hablemitoğlu için de, ölüm yıldönümü nedeniyle Meclis kürsüsünde ve milletin önünde gözyaşı dökmeyi düşünüyor musunuz?
Sayın Kılıçdaroğlu…
Gerçek Atatürk’çü vatansever Necip Hablemitoğlu’nun Karşıyaka’da ki mezarını, 18 Aralık cumartesi günü, yani Kurultayınızın yapılacağı gün, ziyaret etmek gibi bir düşünceniz var mı? Katillerinin 8 senedir bulunmamasının nedenini AKP iktidarına doğru kürsüden haykırabilecek ve bunun hesabını sorabilecek misiniz?
***
Üç yıl önce yayınlanan yazımız:
“Sessiz Ağıt” ve Şengül Hablemitoğlu
Kimi insanlar vardır, ölümlerini bir türlü kabullenemezsiniz….
Her anımsamanızda ilk gün gibi acı duyarsınız…
Öldüklerine bir türlü inanamazsınız…
Her an bir yerden canlanıp karşınıza çıkacakmış gibi gelir…
Üstün insan niteliğiyle, topluma mal olmuş, pek çok kişinin sevgi ve güvenini kazanmış değerli insanlardan biri olan ve 18 Aralık 2002’de evinin önünde ki otoparkta, arabasından indikten sonra uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını yitirmiş bulunan Necip Hablemitoğlu’ nun ölümüne, hâlâ ilk gün ki gibi yanarız…
Tertemiz, içi vatan sevgisiyle dolu muhteşem bir insan, değerli bilim adamı, sessizce aramızdan kayıp gitti öbür cihana… Kim vurdu, aradan 5 yıl geçti hâlâ bilinmiyor…
Öyle ki bilinmesi ve katilinin bulunması da mümkün görünmüyor… Koskoca kentin ortasında bir adam çekiyor silahını takır takır suçsuz bir insanı vuruyor, her ne hikmetse ne gören ne de bilen oluyor… Katil sanki gökten geldi ve vurduktan sonra yine semaya uçtu gitti…
Neylersiniz… Burası Türkiye!
Ne denli isyan duygularına kapılsanız da, öleni yeniden canlandırmak olanaklı olmadığından, onun bir süre sonra hayalde ve kalplerde yaşatılan bir simge konumunda olduğunu kabullenerek, geride bıraktıklarının durumuna üzülür oluyorsunuz…
Eşi Şengül Hablemitoğlu, kızları Kanije ve Uyvar, biliyoruz ki bugün hiçbir zaman eskisi kadar mutlu değiller…
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, eşinin ölümünden bu yana çektiği acıları ve ruh dünyasını yeni çıkan kitabı “Sesiz Ağıt” ta çarpıcı bir anlatımla dile getirmiş. Bilgi Yayınevi’nden geçtiğimiz ay (Ağustos 2007) piyasaya çıkmış olan kitabın her satırını adeta içimiz kavrularak okuduk…
Eşini çok seven bir kadının yıkılan dünyasında, ayakta kalma savaşımı verirken, yaşadığı olayları ve karşılaştığı güçlükleri, yaralı bir kalple nasıl aşmaya çalıştığını, kızları için hayata tutunuşunun, azimli mücadelesini “Sessiz Ağıt”ta “ ibretle okuduk…
Kitapta ki kimi satırları sizinle paylaşmak istiyoruz:
Arka kapağın dış yüzünde şunlar yazıyor:
“O bir fırtına kuşuydu,
en ağır rüzgârda bile,
rüzgâra karşı uçtu.
Necip Hablemitoğlu
‘Türküm ve başka Türkiye yok’ diyen
Bir vatansever olduğu için susturuldu.
Ama biz onun sesini hâlâ duyuyoruz.
Kitabın ilk sayfasında ki yazı:
“Her zaman ve sona kadar ‘sana’,
Büyük bir aşkla, güvenle, mutlulukla,
inançla ve gururla sevdiğim Necip;
kısa sürede olsa yaşam yoldaşım,
En iyi dostum, ışığım oldun.
Başımı güvenle dayadığım omuzun,
Sınırsız şefkatin, sıcacık kırılgan insan kalbin,
Vicdanın ve benim sevgilim olduğun için
Sana çok teşekkür ediyorum.
Acı çekmeyi kendimle barışmayı,
İç huzura ulaşmayı ve senin ardından
Nasıl yaşamam gerektiğini senden öğrendim.
Görüşeceğiz, hem de hiç ayrılmamış gibi…
Sabırla, inatla, tükenmeyen
Bir sevgiyle bekliyorum.
Sen de bekle…”
Ve kitabın son sözünde ki ilk satırlar;
“Son nefesini verirken elini tutup ona güç verememenin, gözünün ta içine bakıp bir kez ve sonsuza dek onu ne kadar sevdiğimi söyleyememenin acısı ile tükenmek, kendimi yiyip bitirmek yerine, yaşadıklarımın beni bir gün daha güçlü kılmasını umut ediyorum.
Necip gitti gideli o artık yokmuş gibi hiç yaşamadım.
Yokluğunu hiçlik olarak hissetmemek için direndim.
Yokluğuna alıştım, uzaklarda bir yerde var olduğunu düşünerek yokluğuna alışmanın unutmak olmadığını öğrendim. Onu unutursam hiç varolmamış olacağını biliyorum.
Dünya tersine dönmediği sürece, ne ben Necip’i unuturum ne de yaşamaktan vazgeçerim…” (sayfa. 127)
Kitabı okurken, kimi bölümlerinde hem ağladık, hem de “asil bir kadının” dirençli varlığını öğrenmiş olmaktan ötürü, son derece mutlu olduk…
Nurlar içinde yat Necip Nabelemitoğlu!
Direncin, eşine duyduğun yoğun sevgin ve “asaletin” karşısında önünde saygıyla eğiliyorum Sayın Şengül Hablemitoğlu …. “
***
Yukarıda okuduğunuz yazımız, internette 10 Eylül 2007 tarihinde yayınlandı…
Ancak, dün, bugün kalem almışız gibi içimiz dinmeyen bir hınç ve isyanla dolu…
Sayın Başbakan sizden bir isteğimiz var.
Her ne kadar yüzde 42’nin içinde yer aldığımız ve referandum öncesi haftalarca “hayır” ı savunan yazılar yazdığımız için; bizim ve bizler gibi olanların zatıalinizin indinde kıymeti harbiyesi yok biliyoruz ama biz yüzde 42 nin içinde olsak da yine azimle yolumuza devam edeceğiz ve size aşağıda ki hatırlatmamızı yapmaktan geri durmayacağız…
***
Sizden isteğimiz şu Sayın Başbakan:
Yukarıda sözünü ettiğimiz ve kimi bölümlerini birkaç paragraf olarak okurlarla paylaştığımız Rahmetli Necip Hablemitoğlu’nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu nun, üç yıl önce yazmış olduğu “SESSİZ AĞIT” kitabını, sakin bir zamanınızda odanıza çekilip kelime atlamadan lütfen sonuna kadar sabırla okur musunuz? İsteğimiz sadece bu sizden…
Bunları ajitasyon ve şov olsun diye yazmıyoruz.
Bir yüce vatansever, hain bir saldırı sonucu yaşamdan göçüp giderken, yeryüzü nasıl sarsılmış! Bir aile, bir eş ve iki küçük yavru nasıl ebedi acılara gömülmüş, kitabı okuyun ve Anne Şengül Hablemitoğlu’nun kaleminden öğrenin…
Üç yıl önce internette yayınlanan ve yukarda sizlerle tekrar paylaştığımız yazımızın son cümlesini tekrarlayarak yazımızı noktalıyoruz..
“Direncin, eşine duyduğun yoğun sevgin ve “asaletin” karşısında önünde saygıyla eğiliyorum Sayın Şengül Hablemitoğlu …. “
BURHAN ÖZBEY