Yabancı kontenjanının +2 arttırılması bile Beşiktaş’ın yarasına merhem olmadı. Muhtemelen Guti gelecek, bir de forvet transferi kapıda. Bu da şunu gösteriyor: Tello’nun haricinde 3 yabancıyla daha yollar ayrılacak. Schuster’in Ferrari’den memnun olmadığı ve bu oyuncuyu da gidecekler listesine yazdığı söyleniyor. Bu kararda hazırlık kampında sergilediği performansın önemli rol oynadığı da gelen haberler arasında. Eğer Schuster kamp performansına bakarak karar alıyorsa fena halde yanılıyor. Çünkü Mustafa Denizli de transferini ısrarla istediği halde sezon öncesi kampında Ferrari’den pek memnun değildi. Ancak gün geçtikçe performansı arttı ve takımın değişmezi oldu İtalyan stoper. Beşiktaş’ın çok üst düzey kalecilere sahip olmamasına rağmen az gol yemesinde de büyük payı vardı Ferrari’nin.
Burada Schuster büyük hata yapıyor.
Hadi diyelim memnun değil ve göndermek istiyor. O halde neden 5. sınıf bir takım olan Vikingur karşısında bu oyuncuya görev vererek başka bir takımla Avrupa Kupaları’nda oynamasının önüne geçiyor. Bu hamleyle Ferrari’yi düşünen ve Avrupa Kupaları’nda da yer alan takımları bu transferden vazgeçirme noktasına getiriyor. Ferrari’nin başka bir takımda Avrupa kupalarında boy gösterebilmesi için de ancak Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nden elenmesi gerekiyor. Yani Şampiyonlar Ligi+UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele edecek hiçbir takım kolay kolay almaz Ferrari’yi.
Schuster’in kumarı
Peki, şimdi sormazlar mı adama: Madem bu oyuncuyu kadronda düşünmüyorsun o halde neden transferine engel olabilecek bir iş yapıyorsun? Türkiye’de 3. Lig takımlarının bile rahatlıkla eleyebileceği bir takım karşısında çok mu ihtiyaç duydun da 2. yarı oyuna aldın Ferrari’yi? Gerekçe ilginç. “Oyuncuları görmek istiyorum”. Birincisi bu maç bir hazırlık maçı değil. Bu oyuncunun 1 saniye oynaması bile (Beşiktaş’tan ayrılması durumunda) o oyuncuyu Avrupa Kupalarından mahrum bırakacak. İkincisi sen bu Vikingur karşısında oyuncunun performansını falan göremezsin. Çünkü karşıda rakip diye bir şey yok. Çok net söylüyorum. Bu takımı Beşiktaş A2 Takımı bile elini kolunu sallaya sallaya elerdi.
Durum böyleyken hem taliplileri olan Zapo, hem de Ferrari’yi bu maçta kullanmak hiç de akıllıca bir tutum değil. En azından bir süre daha beklenip gideceklerin tam olarak belirlenmesi gerekirdi.
Schuster bu kumarı oynarken Yönetim neredeydi? Neden uyarmadılar Schuster’i? Umarım bu ihmalkarlık Beşiktaş’a pahalıya patlamaz.
Çağdışı spor yazarlığı!
Ekranlar bu sene çok daha canlı. Ortalık kızıştı. Transfer bombaları bir bir patlıyor. Bunlardan en ilginci hiç kuşkusuz Markus Merk’in Lig TV’de yorumculuğa başlaması. Normalde haftanın 1 günü yorum yapacak Merk. Tutar mı, tutmaz mı ayrı mesele. Bence Toroğlu’nun yerini doldurması zor; ama değinmek istediğim konu başka. Şu aralar Kemal Belgin büyük bir savaş başlattı Merk’e karşı. Nedeni ise yabancı olması. Bunca yıllık bir spor yazarı halen bu çağdışı kafaya sahipse pes doğrusu. Aurello Milli Takım’a çağrıldığında da ortalığı ayağa kaldırdı bazı yazarlar. Oysa birçok milli takım bu yola başvuruyordu. Dünya değişiyordu; ama bunlar olayın farkında değillerdi. Şimdi de Merk’in yabancı olmasına taktılar kafayı. Uygar bir yorumcu Merk’in yorumlarının tutarlılığına bakar, sonra ona göre olumlu veya olumsuz eleştirisini yapar. Çağdışı bir yorumcuysa yabancı diyerek vurur yaftayı. Bakmaz ki bunca uluslar arası başarısına, tecrübesine… Yabancı mı sil gitsin!
enginkonca@gmail.com